Amerika Rusya Yahudi’ye Kukla!

Amerika Rusya Yahudi’ye Kukla!

                (Yukarıdaki başlık 1970’li yıllarda Yeniden Milli Mücadeleci arkadaşların kullandığı slogandır. Kitleler tarafından benimsenmiş, beğenilmiş, satın alınmış bir slogandır. Her ne kadar algı operasyonlarıyla beyinler saptırılsa da başlıktaki teşhis doğrudur, Rusya da İsrail’in destekçisidir. Buna benzer sloganları Milliyetçi kesimler de üretmiş ve kullanmış, ayrıca yerli ve milli solcularımız(!) da kullanmış, bu tür sloganları.

                Ama ne yazık ki yine Yahudi güdümündeki lobilerin yaptırdığı 12 Eylül darbesi, hem milli sloganları hem de milli oluşumları bertaraf etti! Burada şu soruyu sormak gerekiyor: 12 Eylül öncesi gençlik ne ile uğraşıyordu, bugünün gençliği ne ile uğraşıyor? Sadece bizde mi?  Elbette hayır. Bütün dünya gençliği uyuşturulmuş/uyutulmuştur. Dolayısıyla İsrail’i pervasız yapan devekuşuna benzetilmiş Müslümanlardır!)

                Trump diyetini ödedi, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu tek taraflı ilan etti. ABD Başkanı Donald Trump, merakla beklenen konuşmasında, Kudüs’ü resmen İsrail’in başkenti olarak tanıdıklarını ve Tel Aviv’deki Büyükelçiliklerini buraya taşıyacaklarını açıkladı.

                “ABD Başkanı Trump’ın Filistin çözümüne ilişkin görüşmelerini köklü bir siyonist aileden gelen damadı Jared Kushner ile özel temsilcisi Jason Greenblatt yürütüyor. Jared Kushner, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın yakın arkadaşı!.. Çok sık görüşüyor, birlikte planlamalar yapıyorlar. Bu ikilinin ayrılmaz üçüncü ismi ise, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan...”( Ardan ZENTÜRK)

                Demek ki İslam Coğrafyası Sisi, misi gibi FETÖ benzeri satılmışlarla dolu!

                Bu olay sonucunda Rusya'dan nasıl bir 'Kudüs' açıklaması geldi?

                “Rusya Dışişleri Bakanlığı, Batı Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdıklarını, Doğu Kudüs’ün ise gelecekteki bir Filistin devletinin başkenti olması gerektiğine inandıklarını duyurdu.

                Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail-Filistin sürecinde Birleşmiş Milletler tarafından onaylanmış prensiplere Rusya’nın bağlı kalmaya devam edeceği belirtildi.

                Rusya’nın iki devletli çözüme, Filistin ve İsrail halkının ulusal gereksinimlerini sağlayan en uygun çözüm olarak baktığı belirtilerek, Rusya’nın dostu olan bu iki ülkenin yanı sıra bölgedeki ve uluslararası tüm toplumların bu çözümden yana olması gerektiği kaydedildi.” (Anadolu Ajansı)

                İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, son 11 ayda Rusya’yı 3 kere ziyaret etmiş, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile sık sık telefon görüşmesi yapmıştı. Rusya’dan “sinek vızıltısına” benzer açıklamanın gelmesi acaba bu ziyaretlere mi bağlı?

                Amerika’da her seçimden sonra başkanlığı kazanan (belki de kazandırılan) kim olursa olsun aynı politikayı sürdürüyorlar. (Biz de bazen onlara “devlet politikası böyle olur” der, gıpta ederiz. Hâlbuki devlet politikası değil, Siyonist politikasıymış. Çünkü onlarda demokrasi yok, demokrasiyi kendilerinden olmayanları sömürmek için icat etmişler.) Kenndy hariç tüm başkanlar İsrail’in hamiliğine devam etmiştir/ediyorlar. Amerika’yı yönetenler kimler? ABD Başkanları vitrin önündeki süsler, perde önündeki kuklalar olmalı? Kuklacılar kim?

                Amerika ve Rusya; yeryüzünde nüfusu otuz milyon civarındaki Yahudi topluluğunun hamisi durumundadır. Bu iki devlet, “Yeryüzündeki şeytanın vekili” olan iki Yahudi asıllı ailenin (Rockefeller ve Rotschıld) güdümünde olduğu için İsrail’e hamilik yapmak zorundadır. Dünyayı bu iki Siyonist aile Amerika ve Rusya’yı rehin alarak istedikleri gibi yönetiyorlar.

                Siyonizm, sanıldığının aksine 1800’lü yıllarda gündeme gelmiş Yahudi milliyetciliğidir. Siyonizmin tarihi Tevrat kadar eskidir. Çünkü Muharref Tevrat’ta “Dünya Krallığı“nın merkezi haline gelecek bir Yahudi Devleti’nin kurulmasından bahsedilmektedir.

                Tevrat’ta bahsi geçen konu: “O zaman Rab bütün milletleri önünden kovacak ve siz de büyük kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan`dan, ırmaktan, Fırat ırmağından garp denizine kadar olacaktır. Önünüzde kimse duramayacak, Allah'ınız Rab size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktır" (Tevrat, Tesniye Bolümü, 12/25)” şeklinde ifade edilir.

                Payitaht dizisinde İsrail’in kurulması işlenmektedir. Bütün direnmelere rağmen, basiretsiz yöneticiler Theodore Herzl’e sonunda şunu söyletmişlerdir: “Abdülhamit’e yarım milyon altına yaptıramadığımız işi, İttihatçılara yarım teneke altına yaptırdım.”

                Dünyayı yöneten Rockefeller ve Rotschıld ailesidir. Çoğu kişi bu iki ailenin adını bile bilmez… Bu iki aile dünya tarihi sahnesinde 1590 yılından beri vardır ve dünya bu Yahudi ailesinin çok gizli faaliyetleri neticesinde bugünkü şeklini almıştır...

                Kısaca özetlersek:

                Türlü entrikalarla milletleri savaştırıp onlara silah satma ve savaş sonrası imar hareketleriyle sermayeyi ve para yönetimini ele geçiren bu aileler dünyayı ellerinde oynatmaktadır!  Bu iki aile ve onların işbirlikçisi (bizde de bir aile var) 10 aile Kenan diyarında Tanrı’nın kendilerine vaat ettiği kutsal İsrail devletini kurmak için gerekli olan planları yaparlar... Osmanlı devletini parçalamak için her türlü isyan hareketlerini tertiplemekten çekinmezler. Osmanlı devletine komşu olan ülkeleri finanse ederek Osmanlı’ya karşı savaşmaları için kışkırtmışlar; sudan bahanelerle Osmanlıya saldıran Rusya, Avusturya ve diğer komşu devletler, Osmanlının askeri ve ekonomik güç bakımından iyice yıpranmasına, azınlıkların ayaklanmasını neden oldular... Osmanlı devleti nereye koşacağını şaşırmış, neticede azınlıkların ayaklanarak Osmanlı’dan ayrılmalarına engel olamamıştır... Bu arada Rotschıld ailesinin sahibi olduğu Bank Of England bankası Osmanlı’ya korkunç derecede dış borç vermiştir. Osmanlı Devleti, Rotschıld ailesine olan borcunu ödeyecek durumda değildi. Bunu fırsat bilen bu aileler, Sultan II. Abdülhamit’le görüşmelerinde; ”Kudüs şehrinin, Filistin’in, Suriye’nin ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin yeni kurulacak olan Yahudi devletine verilmesini, bunun karşılığında Osmanlı devletinin tüm dış borcunu silme ve Balkanlar’da, Afrika’da kaybettiğimiz toprakları geri verme” teklifinde bulunmuşlar. Ancak bilindiği gibi Abdülhamit, tekliflerini şiddetle reddetmiştir...

                Bu iki aile I. Dünya savaşının çıkmasında çok aktif bir şekilde rol almış ve savaşın çıkması için gerekli ortamı oluşturmuşlar... Rotshıld ailesinin hesaplarına göre I. Dünya savaşı ve Arabistanlı Lawrence’in faaliyetleri Arapların birçok parçaya bölünmesi İsrail devletinin kurulması için yeterliydi.. Savaş gerçekleşmiş, Almanların önderliğindeki İttifak devletleri savaşı kaybetmişlerdi... Rotschıld ailesinin tüm hesapları tutmuş ve İsrail devletinin resmi kuruluşunun ilan edilmesinden başka bir şey kalmamıştı önlerinde... Ancak kurulacak devlete Yahudi bulmak gerekiyordu. Dağ, ova ve çölden oluşan İsrail topraklarına Yahudileri getirmek problemdi? Çünkü dünyanın gelişmiş şehirlerinde yaşayan zengin Yahudilerin İsrail’de yaşamaya ikna edilmeleri önlerinde büyük sorun oluşturuyordu? Bu sorunu da şeytani bir zekâyla çözmeleri gerekiyordu.

                Tam da bu sırada Hitler’i hortlattılar. Hitlerle anlaşarak yalandan bir soykırım projesi uyguladılar. Bugün Siyonist Örgütler ile Hitler’in o günlerde birlikte çalıştıkları ortaya çıkmıştır.  Yahudilere yapılan baskıya, Yahudi liderlerin destek verdiği ve mali konularda Hitler’i Yahudilere baskı yapması konusunda işbirliği yaptıkları belgelerde yer almaktadır. Özellikle zengin Yahudi ailelere gözdağı vermek amaçlanmış. Hitler ilk olarak Romanya, Polonya, Avusturya ve Macaristan’ı işgal etmiştir. Bunun sebebi de Yahudi nüfusunun bu ülkelerde daha fazla olması, yani müşterinin fazla olması(!) olarak gösterilir. Toplama kamplarına sadece sakat, engelli, yoksul Yahudiler yanında Romanlar ve Çingeneler getirilmiş. Fırınlarda yakılanlar da İsrail’e götürülmeyecek durumdaki Yahudi ve işe yaramayan(!)lardır.

                Zengin Yahudiler Rotscild ailesinin kurduğu paravan şirketler aracılığı ile Amerikan askerleri denetiminde gizlice Amerika’ya değil İsrail’e kaçırılmışlardır. 1941 yılına kadar bu bürolar aracılığıyla Yahudi göçü yürütülmüş ve 250 bini aşkın Yahudi’nin Filistin’e göç etmesi sağlanmıştır. İsrail’e getirildikleri dönemden İsrail devleti kuruluncaya kadar olan süreçte tabiri caizse Allah’ın dağında prefabrik benzeri evlerde kalmışlar ve büyük zorluk çekmişlerdi.. Kaçmak için girişimlerde bulunanlar ise Tevrat’ın emrettiği bir biçimde idam edilmişlerdir.

                Kennedy, Amerikan tarihinin en genç başkanıdır ve aynı zamanda Amerikan başkanı olmuş ilk Katolik kişidir. Başkan Kennedy İsrail’in daha rahat nükleer silah üretmesinin önündeki en büyük engeldi. Bu engelin ortadan kaldırılması gerekiyordu. Kennedy’nin Yahudiler tarafından öldürüldükten sonra Amerika’nın büyük Ortadoğu projesine hız verildi.  Büyük Ortadoğu Projesinin diğer adı ise Büyük İsrail Devleti projesidir. Büyük İsrail Devleti Tevrat’ta Tanrı Yehova’nın Yahudilere vaat ettiği topraklardan oluşmaktadır. 11 Eylül 2001 saldırıları, Irak savaşı, Afganistan’ın işgali, PKK, PYD, İŞİD… ve daha birçok terörist eylem aslında Büyük İsrail Devleti projesinin adım adım uygulanmasından başka bir şey değildir... Piyasada yapılan Büyük Ortadoğu projesi analizlerinde bu projenin yeni bir şeymiş gibi yorumlanması yanlıştır. Büyük Ortadoğu projesi yeni bir şey değil. Yüzyıllardır var olan bir proje… Osmanlının yıkılması, Arapların parçalanarak bir sürü devletçiğe bölünmesi, Türkiye’deki terör eylemleri, istikrarsızlık ve Irak, İran gibi ülkelerin periyodik olarak neredeyse her 10 yılda bir işgale uğraması ya da darbelerle diz çöktürülmesi rastlantı olmasa gerek.

                Sonuç olarak sekiz milyon nüfuslu bir devletçiğin iki milyar nüfuslu Müslüman alemi ile kedinin fareyle oynaması gibi oynaması kendi gücünden değil arkasındaki devasa(!) güçten kaynaklanıyor. Bir de devasa olmayan Müslüman âleminin güçsüzlüğünden! Bu devasa gücün (!) görünür yüzü Amerika, görünmez olanı ise Yahudilerin hortlattığı komünistlerin kalıntısı Rusya’dır.

                Bu arada FETÖ puştundan(!) hala Kudüs açıklaması gelmediğini biliyorsunuz değil mi? Gelse şaşardım! FETÖ’ye acaba gözüyle bakanlara da bir çift söz söylemek istiyorum ama değmez. Ancak konuyu uzatmamak için Allah ıslah etsin veya Allah hak ettikleri gibi eylesin demeyle geçiştireyim.

İsrail bir korsan devlet olarak kurulduğu günden buyana bölgenin tadı/tuzu kaçmış, istikrarı bozulmuş, savaşların ve kışkırtmaların arkası gelmemiştir. İsrail, devleti korsandır, gayri meşrudur, lanetlidir. Dünya barışının baş/belasıdır.

Ne yapılmalı?

                Bir kere Kudüs Filistinlilerin değil, İslam âlemi ve Osmanlının yadigârı olduğunu bileceğiz. Kudüs İstanbul’dur, Ankara’dır, Tokat’tır… Bu şuurda olmak zorundayız.

                Bu meselede Arap yöneticilerinden bir şey çıkmayacak gibi görünüyor. Allah yöneticilerini kahretsin demek geliyor içimden. Ancak Müslüman Arap halkını uyandırmalı, bu işi de Türkiye yapmalı. Biz ise öncelikle iç barışı sağlamalıyız. Tek vücut olup güçlenmeliyiz. Mezhepçilik taassubu gibi her türlü İslam dışı hurafeleri bir tarafa bırakıp yeniden Müslüman olmalıyız! Allah’ın ve Hz Muhammed’in istediği gibi... Aksi takdirde Arapların uyanmasını beklemek, Rusya ile ittifaklar, birlikte çözüm aramalar geçici reçeteler olacaktır. Elbette tüm dünya ile iş yapacağız, insanlığa pislikleri şikâyet edeceğiz. Bir yandan Neo-con/siyonist lobinin dünyayı ne hale getirdiğini haykırırken bir yandan da her gün de güçlenecek, birlikteliğimizi kuvvetlendireceğiz.

                Aksi takdirde Kudüs’ü kaybedecek, küçük lokmalar halinde tek tek yutulacağız!

İsmet YALÇINKAYA

Aralık 2017