KÖROĞLU ÇAMLIBEL’de Mi YAŞADI?

KÖROĞLU ÇAMLIBEL’de Mi YAŞADI?

 

Bundan yedi yıl önce TOKAT ’ta, S. Zeki ÖZDİLEK tarafından  ‘’İZ-YAŞAM’’ adıyla özel nitelikli ve çok kaliteli bir baskıyla bir dergi yayınlanmıştı. Üçer ay arayla sadece üç sayı olarak çıkan bu dergi, Tokat’taki toplumsal yaşamı çeşitli renk ve motifleriyle, güncel haber, röportaj ve geçmişe de göndermelerle yansıtmıştı. Sözünü ettiğim derginin MAYIS-2010 tarihli sayısında, TOKAT E. Milletvekili ve E. Devlet Bakanımız Metin GÜRDERE’nin, “KÖROĞLU TOKAT’ta mı Yaşadı? KÖROĞLU ve TOKAT” başlıkları altında, dört sayfa tutan, dikkat çekici ve Tokat adına iddialı bir yazısı yayınlanmıştı. Gerçi bu iddia, ünü ve söylencesi, hikayesi ve destanı ta Orta Asya’dan Tuna boylarına değin yaygın, dolayısıyla yöresel bir figür olmaktan çıkıp çok geniş bir coğrafyada sevilen ve anılan bir halk kahramanı ve halk ozanı konumuna geçmiş KÖROĞLU’nu BOLU’dan alıp (ki, orada at üstünde heykeli dikilmiş) TOKAT’a taşımak gibi bir niyet de gütmüyordu. Nitekim Metin Gürdere de, söz konusu yazısının bir yerinde; “Benim yapmak istediğim, Köroğlu’nun Bolu’da yaşamış olduğu görüşünden farklı olarak, Tokat’ta yaşamış olabileceği görüşünü de dile getirmek, bu konuda duyduklarımı, araştırdıklarımı, gözden kaçanları ve bunlarla ilgili düşüncelerimi, ilgi gösteren insanlarla paylaşmanın doğru olacağını düşündüm’’ diyordu.  Metin Gürdere, anılan yazısına, gençlik yıllarında dinlediği bir Köroğlu hikayesiyle giriş yapmıştı. Hikaye özetle şöyle: “Bir gün Çamlıbel’de Ayvaz (Köroğlu’nun yaveri) nöbet yerinden Köroğlu’na seslenir : “– Birileri geliyor!”, Köroğlu sorar: “–Nasıl geliyorlar?’’, Ayvaz : “–Muntazam, rap rap geliyorlar.’’, Köroğlu: “–Onlar Sivaslıdır. Tutkundur onlar.”, Aradan biraz zaman geçince Ayvaz tekrar seslenir: “–Birileri daha geliyorlar.’’, Köroğlu : “-Nasıl geliyorlar?”, Ayvaz: “– Her biri bir baş çekmiş, dağınık geliyorlar.’’, Köroğlu: “– Onlar Tokatlıdır. Tutkun değildir onlar.’’ Güngörmüş, sözü sohbeti yerinde bir kişiden dinlediği bu hikaye, aradan geçen nice zaman sonra belleğinde canlanınca Metin Gürdere düşünmüş: Demek ki, hikayeyi anlatan kişi vaktiyle birinden dinlemiş, o da başka birinden. Yani çok eskilerden gelen bir menkıbe (tarihe geçen öykü) olmuş. Öyle ya Sivaslı ve Tokatlıların Bolu dağlarında ne işi olabilirdi? Gerçi Bolu’nun güneyinde Köroğlu adıyla sıradağ ve bir tepe vardı ama Çamlıbel diye anılan, çam ağaçlarıyla örtülü sıradağları ve Çamlıbel adlı bir beldesi yoktu. Çamlıbel dağları da Çamlıbel Beldesi de Tokat’ta idi.

1973 yılında derlenmiş bir “Köroğlu Destanı’nda Han Nigâr’a, sazı ile sözü ile Koçyiğit Köroğlu bakalım ne söylemiş.                                                                                                                                                                                        “Gelişim sorarsan Çamlıbeli’nden

Koca bir Çamlıbel yerim var benim

Tamam iki bin de koçağım bile

Ne kadar sorarsan varım var benim

………………….

Köroğlu usanmaz ah ile zârdan

Bülbül usanır mı bağdaki bardan

Şu seni almadan gitmem bu yerden

Nigâr için ah-ü zârım var benim”

O zaman sazına sözüne nihayet verir vermez, ikisi birbirine baka baka aşık oldular.’’ Diye anlatım var. Ne diyor Köroğlu “Koca bir Çamlıbel yerim var benim” diyor. Zaten Köroğlu bir şiirinde: “Tokat pazarından aldım bakırı/ İncitmeyin fukarayı fakiri’’ diyerek, Tokat’la ilgisini, gidip geldiğini kendisi söylüyor.

Çamlıbel dağlarında Köroğlu’nun izleri, adıyla ve sanıyla hâlâ duruyor. Köroğlu kayası, Köroğlu mağarası gibi… Bugünkü Tokat- Sivas yolunun il sınırıyla kesiştiği Çamlıbel geçidinde Mustafa Kemal Paşa’nın 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra, Haziran – Eylül ve Ekim aylarında Tokat’tan Sivas’a ya da Sivas’tan Tokat’a gidiş gelişlerinde su içtiği, yüzünü yıkadığı için o günlerin anısına çevre düzenlemesi yapılan ve ATATÜRK Çeşmesi adı verilen çeşmenin adı, bundan 20 yıl öncesine kadar KÖROĞLU Çeşmesi idi. Ayrıca Çamlıbel ovasında Köroğlu çukuru denen bir yer var.

BOLU BEYİ Mİ BOLUS BEYİ Mİ?

Çamlıbel yamaçlarından Tokat’a doğru bakınca, 8-10 köyü kapsayan ovanın ortasında yer aldığı görülen eski adıyla ‘BOLUS’, yeni adıyla Aktepe köyü, muhtemelen yığma, sonradan oluşturma bir tepenin üzerinde ve etrafındadır. Çok eski zamanlardan beri yerleşim yeri olduğu için bugün SİT Alanı ilan edilmiştir. Hem bu merkezî konumu, hem de Tokat’tan Sivas’a giden, oradan Bağdat’a kadar uzanan, Samsun – Sivas ve dolaylı olarak İstanbul – Bağdat kervan yollarının yanı başında yer alması nedeniyle bir idarî merkez idi. Halen Cumartesi günleri Çamlıbel beldesinde kurulmakta olan büyük Pazar, muhtemelen Bolus’da kuruluyordu. Yani aynı zamanda ticaret merkezi idi. Yörenin yönetiminden ve kervan yollarının güvenliğinden sorumlu yönetici de BOLUS BEYİ adıyla burada oturuyordu. Bugün aynı konumda olan Çamlıbel kasabası daha yeni bir yerleşim yeridir. TOKAT – SİVAS yolu şimdiki güzergahtan geçince, yönetim merkezi ve Pazar yerinin Bolus’tan Çamlıbel’e geçtiği anlaşılıyor.

         KÖROĞLU, halkın gözünde mert bir tip, çetin bir yiğittir. İyilikseverdir, fakiri, düşkünü, mazlumu korur. Halka zulmeden derebeylerine aman vermez. Duygulu, sevimli bir kahramandır. Halk onu, bir masal kahramanı gibi değil, yaşamış, tarihi bir şahsiyet olarak kabul eder, canlı bir hatıra gibi benimser. Saz şairleri onu pir sayarlar; toplantılarında fasıl başında bir Köroğlu türküsü söylerler. Köroğlu destanı ve hikayeleri, onu daha çok yaşatmak isteğinden doğmuştur.

 

         “Zannetme ağlayan gülmez

         Köroğlu bir daha gelmez

         Arslan yatağı boş kalmaz,

         Gökte Kır At kişnedikçe.”

 

         Diyen KÖROĞLU’nun hikayesi elbette burada bitmez. Bundan yedi 7 yıl önce, Metin GÜRDERE’nin İZ-Yaşam dergisinde çıkan, konumuzla ilgili araştırma yazısından yola çıkarak, yaşanmış bir hikayenin, BOLU’dan değil, TOKAT-BOLUS-ÇAMLIBEL’den doğduğuna, kervan yollarından önce doğuya, sonra batıya çeşitlenmiş öyküler halinde yayıldığına dair bilgi ve bulguları yeniden gündeme çıkarmak istedik. Maksat yeni araştırmalara kapı açılsın.

         Önümüzdeki günlerde, hikayemizin asıl yerine, başka bir deyişle doğum yerine giderek, ÇAMLIBEL Belediye Başkanı Adem AKGÜL ile inşallah bir röportaj yapmak istiyoruz. Böylece yeni, başka bilgi ve bulguların ortaya çıkacağını umuyoruz.

         Tekrar görüşmek dileğiyle esen kalın.

 

 

Cemalettin Yarkın