Mescid-i-Aksa

 

Mescid-i-Aksa

        

Ümmeti İslam’ın ilk kıblesi Mescid-i Aksa’ya ABD’nin yaptığı büyük bir alçaklıktır. Beş bin yıllık tarihi sürecin içinde üç büyük dinin kutsallarından biri olan Kudüs’ü bir devletin başşehri ilan etmek, akıl kârı bir iş değildir. Seçildiği günden beri hem kendi ülkesine, hem de dünyaya bela yağdıran bir beyinsizin aslında iktidar olmaktan öte, Orta Doğuda kaybettiği prestijini yeniden kazanmak için yaptığı bir provokasyon olan bu olay; ABD’nin yalnız Orta Doğu’da değil, bütün dünyada itibar kaybedeceğinin sinyallerini vermektedir.  

Üstelik daha geçtiğimiz aylarda teröre bir sürü kurban veren ABD’nin vatandaşlarının hayatını da bu söylem, bir kez daha tehlikeye atmıştır. Terör, dünyanın her yerinde fırsat kollamaktadır. Gerçi kanaatim odur ki, dünyanın her yerindeki terör eylemlerini kontrol eden, onlara silah ve cephene veren, lojistik destek sağlayan, hatta yetiştiren ABD devleti ve onun arkasındaki güçlerdir.

Dünya devletleri terör belasıyla uğraşırken, Orta Doğuda Yahudi zihniyetinin amaçlarını bir adım daha ileri götürdüğü muhakkaktır. Terör eylemlerinin Katil İsrail devletinin emellerine hizmet ettiğini Sağır Sultan bile duydu. Artık İsrail Devletine normal bir devlet gibi bakmak,  normal bir devlet gibi ilişki kurmak son derece yanlıştır. Bu yanlışın neticelerini hangi devlet başkanı olursa olsun göz yumması mümkün değildir. Böylesine büyük bir vebali hiç kimse omuzlarında taşıyamaz.

Kaç on yıldır Güney Doğuda meydana gelen terör eylemlerinin can damarında da yine ABD vardır. 15 Temmuz İhanet girişimin arkasında yüzde yüz ABD ve onun burunlarına halka taktığı köpekleri vardır. ABD bir dost değil kesinlikle ve kesinlikle Türk Devletinin düşmanıdır.  Bu böyle bilinmeli, stratejik antlaşmalar yeniden gözden geçirilmeli, NATO’daki varlığımız tartışmaya açılmalıdır. Ülkedeki ABD ve NATO üstlerinin faaliyetleri durdurulmalıdır.  Dünya konjöktöründe yeni dostluklar, yeni antlaşmalar yapılmalıdır. Özellikle hemen her alanda dışa bağımlılığımız azaltılmalıdır. BOR madeni stratejik bir maden olarak milli sanayinin emrine verilmelidir.  Orta Doğuya hayat veren Dicle ve Fırat nehirleri için yeni projeler, yeni planlar yapılmadır.

Bugün Kudüs’ü İsrail’e başkent olarak kabul eden ABD, yarın “Büyük İsrail Projesini” gerçekleştirmek için İsrail’in başlatacağı bir savaşta, onun saflarında yer alacağı yadsınmaz bir gerçektir.  PYD terör örgütüne verilen ve 30 000 kişilik bir ordunun donanımını sağlayan onca silahın, peyderpey PKK terör örgütü mensuplarının elinde bulunması asla rastlantı değildir, bundan sonra da olmayacaktır. Kaldı ki PYD de, yarın bir gün PKK ile birlikte olup bize savaş açmayacağı ne malum?...

Kudüs’ün varlığı, geleceği konusunda bizim asla bir şüphemiz yoktur. Kudüs dün olduğu gibi, bu gün de, yarın da Müslümanların Kutsal mekânı olmaya devam edecektir.  Zira bu ahd, Kur’an’ı Kerim’in (Bakara Suresi, 87.ve 253. Ayetlerinde, Maide Suresi 110. Ayetinde, Şuara Suresi 193. Ayetinde, Nahl Suresi, 102. ) Ayetlerinde apaçık ifade edilmektedir.

İsra Suresi, 7. Ayette de şöyle ifade edilmektedir: Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da (kendi) aleyhinizedir. Sonunda vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi 'kötü duruma soksunlar', birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini 'darmadağın edip mahvetsinler.”'

         Biz bu haftaki yazımızı: Akif İnan’ın Mescid-i Aksa şiiriyle noktalayalım. Allah Yar ve yardımcınız olsun…

 

 

Mescid-i Aksa

 

Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde 
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu 
Varıp eşiğine alnını koydum 
Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu

 

Gözlerim yollarda bekler dururum 
Nerde kardeşlerim diyordu bir ses 
İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin 
Unuttu mu bunu acaba herkes

 

Burak dolanırdı yörelerimde 
Mi’raca yol veren hız üssü idim 
Bellidir kutsallığım şehir ismimden 
Her yana nur saçan bir kürsü idim

 

Hani o günler ki binlerce mü’min 
Tek yürek halinde bana koşardı 
Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine 
Cevaba erişen dualar vardı

 

Şimdi kimsecikler varmaz yanıma 
Mü’minden yoksunum tek ve tenhayım 
Rüzgârlar silemez gözyaşlarımı 
Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım

 

Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde 
Götür Müslüman’a selam diyordu 
Dayanamıyorum bu ayrılığa 
Kucaklasın beni İslâm diyordu