SEN DE KAFADAN ENGELLİSİZ -4. BÖLÜM- Engellinin İş Bulması

Konumuza dönecek olursak, işlerin azaldığı bir dönemde ben de “işsizlik” konusundaki araştırmalarımı artırdım. Bazı arkadaşlarımızın çay, yemek davetlerini de mazeretimizi bildirerek ret edip konuya odaklandım. O zaman gördüm ki, “işsizlik” kavramı her insana göre değişiyor. Birinin ak dediğine başkası kara diyordu. Gerçekten işsizlik var mı yok mu onu bile tam anlayamıyordu insan. Galiba her iki taraf da konuyu abartıyordu. Her iki tarafın da haklı ya da haksız olduğu taraflar vardı. Sanırım bu tartışmalar da hiç bitmeyecekti.

Aynı duyguları ben de yaşamıştım zamanında. Şimdi de işimde şevkle heyecanla çalışırken bazı işi gücü olmayanlar kendini sohbet ediyor zannederek olur olmaz yerde “ne zaman emekli olacaksın?” diye sorunca insan ister istemez kızıyordu. Çünkü insanlar okuyup öğrenmedikleri gibi, güzel konuşan, etkili ve doğru konuşan insanları da dinlemediklerinden kelime hazineleri gelişmiyor bu da nerede ne konuşulacağını bilememeleri sonucunda böyle çalışan insana “ne zaman emekli olacaksın?” demeleri aralarında soğukluğun doğmasına da sebep oluyordu. Sanırım emeklilik muhabbetini de tembel insanlar yapardı.

“İşsizlik” kavramı da böyle bir şeydi. Gençlerin hedef belirlememesi ya da mesleklerini kendi istekleri ile değil de başkalarının telkinleri ile anne baba veya arkadaşlarını memnun etme sevdası ile yanlış okul okumaları yanlış meslek seçmeleri ve yanlış meslek seçmeleri sonucu olarak mesleklerini yapamamaları, kişiliklerini geliştirememeleri sonucunda da işverenlerin gönlünü fethedememeleri, sonrasında da işsiz kalmalarına sebep oluyordu. Engelliler için durum daha farklıydı tabii ki. Hüseyin ile bunu da göz önünde bulundurarak konuyu irdeleyecektik.

Hüseyin ile yaptığımız Konuşmalarımızın hafta sonu olmasına dikkat ediyordum. Benim işimin, Hüseyin’in okulunun olmadığı zamanlar olmalıydı. Benim il dışı seyahatlerimin, onun da sınavlarının ya da ödevlerinin olmadığı döneme rastlamasına dikkat ediyorduk. Bu da her ikimiz için de rahatlık sağlıyordu. Çünkü işimiz birbirimize sıkıntı vermek değil, birbirimize fikir alış verişi yaparken de engelli kardeşlerimize çözüm de sunmaktı. Biz ne kadar güzel çözüm sunsak da gelişmek engellilerin ve onların her zaman yanında olan aileleri istemedikçe olmayacak şeydi. İSTEMEK VE HAREKETE GEÇMEK HER İŞİN BAŞIYDI çünkü.

Hüseyin ile en son buluşmamızın üzerinden üç hafta geçmişti ki, biraz işlerimizin azaldığı zamanda Hüseyin’i aradım. O’nun da zamanı varmış. Hatta verdiğim kitapları okuyup tamamlayarak benim aramamı beklemiş. Çok da araştırma yapmış, Üniversitenin kütüphanesinde ve İl Halk Kütüphanesinde. Telefonda “bu konuda kitap yazacak kadar doküman edindim nerede ise” dedi. Güldüm. “İnşallah bu konuda kitap da yazarsın. Gönlünden geçen güzel düşünceleri ve sevgini aktarsan gene de güzel kitap çıkar ve okunur” dedim. Teşekkür etti.

Hüseyin’e vereceğim kitapları özenle seçtim. Kitaplığımda olanları veremezdim ona kitapçımdan yenilerini aldım. Olmayanı getirttim. Maharetli kitapçım istediğim kitapları bana iki günde getiriyordu. Bu konuda şanslıydım.

Bu sefer Hüseyin’e “Engel Olma Destek ol” adlı kitabı verecektim. İşitme engelli Mustafa Epik’in yazdığı bu kitap işitme engellilerin başından geçen hikayelerden oluşuyordu. İşaret dili eğitmeni de olan Mustafa Epik senelerce Sivas’ta Üniversitelilere işaret dili öğreterek yaşamını sürdüren bir insandı. Yakından tanışmış ve takdir etmiştim onu. Kitabı da severek Hüseyin’e hediye edecektim.

Kişisel Gelişim Kitabı olarak da “Düşün ve Başar”ı hediye edecektim. Muhammed Bozdağ hocanın kitabı Türkçe de yayınlanmış en sevdiğim 2. kişisel gelişim kitabıydı. En sevdiğim kitap ise Mümin Sekman’ın “Her şey Seninle Başlar” kitabıydı. Kaç kişiye hediye ettiğimi hatırlamıyorum bile. Zaten bunu hediye etmiştim Hüseyin’e. Okullara konuşmaya davet edildiğimde en güzel soru soran ya da en çok okuyan öğrencilere hediye ederdim. Ben defalarca okudum ama hediye ettiklerimin hepsinin anlayarak okuduklarını zannetmiyorum. Anlayarak okusalar dostluğumuzu geliştirirler ve okuduklarını uygularlardı. Ben de onlara daha güzel kitaplarda hediye ederdim. Konumuz bu değil ama okumak geliştiriyor işte.

DEVAM EDECEK