ÖĞRETMEN

İnsanların doğuştan gelen yetenek ve becerileri vardır. Sonradan bir takım bilgi ve becerileri öğrenip başkalarına öğretmen, aktarma becerisidir, öğretmenlik. Usta, hoca, öğretmenin görev alanları aynıdır. Bu öğreticilerden bir önemli unsur daha var ki o da anne ve babadır. Bunlar bizlere doğmadan önce ve sonra bir takım bilgi ve davranışları öğretirler.

            Bir toplumun rahat, refah, huzurlu yaşabilmesi için o toplumun bilgi, beceri, araştırma seviyesi yüksek, demokratik düşüncesi üst düzeyde olması gerekmektedir. Toplumun kültür ve bilgi seviyesini yükseltmek için her ülke bütçesinin bir bölümünü eğitim ve öğretime yatırım yapar.

            Öğretmenlik mesleği Peygamberlik mesleğidir. “Bireyin istenilmeyen davranışını, istenilen bir davranış seviyesine getirmektir.” Öğretmen araştıran, soran, soruşturan, inceleyen, gözlemleyen insandır. Demokrattır. Her bireyin görüş ve düşüncesine saygılı, hoş görülüdür. Fakat her zaman doğruların yanındadır. Ülkesinin yasalarına, bayrağına, toprağının yetiştirdiği, hizmet ettiğini insanlarına saygılıdır.

            “Rüzgar eken fırtına biçer.” Derler ya.. Eğitim ve öğretim ekenler, ülkesine, bilimi, sanatı, demokrasiyi, kısacası insanca yaşamayı, yaşatmayı biçer. “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.” M. Kemal Atatürk. Tüm mesleklerin mimarı, yetiştiren, temelini atıp diplomalarını verenler öğretmenlerdir.

            Cumhuriyetin ilk kurulduğu dönemlerde bir millet vekili kadar maaş alan öğretmenlerin, toplumda ayrı bir yeri ve saygınlığı vardı. Bu saygınlık günümüzde mum ışığına döndü. Emekli olan öğretmenlerimize saygınlık ve sevgiyse gecenin zifiri karanlıkları içine gömüldü. “Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.” Diyen Atatürk’ün sözlerine bu günkü öğretmenlere uygulamamız söz konusu değildir.

            Günümüzün siyasi aktörleri öğretmenleri öyle bir hale getirdi ki sormayın! Her öğretmen bir sendikaya üye olmuş, her sendikanın da bir siyasi dayanağı varmış. Kimi öğretmen korkusundan güçlü sendikaya taraf olmuş, kimileri de koltuk sevdasına yakalanmış.

            Son zamanlarda yakınınızda bulunan bir okula ziyaret ettiyseniz orada bulunan öğretmenlerimizi görmüşsünüzdür. Kılık ve kıyafetleri çağın çok ötesine geçmiştir. Saç, sakal, gömlek, kazak bir yanda, kot pantolon altındaki ayakkabısı başka bir alemde. Bayan öğretmenlerde kimisi açık, kimisi kapalı. Aynı özgürlük öğrencilerde de mevcut. Sözde kılık kıyafet serbest. Maddi durumu olan ailelerin çocukları okul okulda.

            Sınıfta öğrenciler öğretmenlerini rol model almıyorlar mı? Öğretmenler kılık kıyafetleriyle, davranışları ve bilgileriyle gelecek nesillerimize örnek davranışlarda bulunmayacaklar mı? Bizler bu ülkenin geleceğini nasıl yetiştirip, nasıl bir nesile devrettiğimizi hiç inceleyip, düşünüyor muyuz? Öğretmenlerimizi yeterli bilgi birikimi, teknik ve teknoloji ile donatıp, günün koşullarına uygun geçim maaşı veriyor muyuz? Sakın ola ki güneş battıktan sonra hiç kimse ağlamasın. Bir ülkenin güneşi öğretmenleri, bilim adamları, sanatçıları, düşünürleridir. Bunları yok sayarsak cehalet hortlar, tarikatlar çoğalır, din tüccarları ve hurafelerle yönetiliriz. Bunun sonunda kan, göz yaşı, intikam vardır. “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden eğiticilerden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanmamıştır.” Atatürk.

            Türk milleti olarak şuurlu, bilinçli, eğitimli, öğretimli, insanlar yetiştirirsek Cumhuriyetimizi en yüksek seviyeye çıkartırız. Sen ben yok, biz varız. O da albayrağın altında kenetlenmiş Türk Milletidir. Bağımsızlığımızı, özgürlüğümüzün rehberi öğretmenlerimize saygılarımı sunuyor, minnet ve şükranla yılın her gününü önemsiyorum. “Unutmayalım ki Cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.”

 

 

Süleyman Erkan