Bir KHK Aşkına Koparılan Fırtına!

Işık hızıyla gündemi değişen bir ülkede yaşıyoruz. Dışarıdan seyretsek, başka bir ülkenin vatandaşı olsaydık eğer; Türkiye’yi izlemek çok eğlenceli zamanlar geçirmemize katkıda bulunur ama maalesef ucu bize dokunuyor. Küçük büyük gündemler, varlık ve beka sorunumuz haline gelen gündemler, hop oturup hop kalkmamıza neden oluyor. Özellikle 15 Temmuz sonrası safların ayrıştığı bir Türkiye’de; içerden ve dışarıdan saldırılar Milletimizi germekte vatandaşın psikolojisini bozmaktadır. Buna bir de sınırlarımızda meydana gelen olaylar, uzağımızda olmasına rağmen bizi direkt veya dolaylı etkileyen hadiseler buna tuz biber oluyor. Son olarak KHK tartışması mecliste bizi temsil etmesi gereken bazı vekillerin hainliklerini ortaya koymakta, bu milletin vatanseverlerine galiz küfürlerle hakaret etmektedir…

“Peygamberimiz'e bir gün Eblicehil rastlamış ve şöyle söylemişti:

- Ya Muhammed ne çirkinsin. Senin gibi çirkin adam görmedim.

Hz. Rasulallah (s.a.v.) ona:

- Haklısın, buyurmuştu.

Biraz sonra Hz. Ebubekir (r.a.) Efendimiz Peygamber Aleyhisselam'a rastladı. O da görür görmez:

- Ya Rasulallah ne kadar güzelsiniz, dedi. Peygamber Efendimiz ona da aynı cevabı verdi:

- Haklısın...

Bu iki cevaba da şahit olan ashabı kiram hayretle sordular:

- Ya Rasulallah, Ebucehil "ne kadar çirkinsin" dedi, haklısın dediniz. Ebubekir "ne kadar güzelsin" dedi ona da haklısın dediniz. Sebebi nedir?

Buyurdular ki:

- Ben bir ayna gibiyim. Bana bakan kendisini görür. Dolayısıyla Ebucehil baktı kendisini gördü ve çok çirkinsin dedi, haklıydı. Ebubekir baktı o da kendisini gördü, çok güzelsin dedi, o da haklıydı. Onun için öyle cevap verdim, buyurdu.”

                Nedir bu KHK metni?

                "Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına bakmaksınız 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket edilen kişi hakkında, ceza verilmez."

                Daha önce KHK 37. maddeye bir ilave daha yapılarak sivil karşı darbeciler korunma altına alınmış. Yani, bir başka İstiklal savaşına katılanlar koruma altına alınmış! Kime karşı? Yerli vatan hainlerine karşı! Kimse kusura bakmasın… Bu böyle...

                Şöyle olabilir miydi? “15 ve 16 Temmuzda gerçekleştirilen … ceza verilemez.” Daha şık ve sorunsuz duruyor. Ama ucunun açık bırakılması, belki de 15 Temmuzla ilgili tüm tutuklama ve yargılamaları içermesi istenmiş olabilir. Ya da hangi sazanların oltaya geleceğine! Bunu bilemiyoruz. Devlet aklı, olabilecek tüm senaryoları düşünmek zorundadır. Elbette eleştirmek hakkımız; ancak devlete zeval vermeyecek şekilde.

                Neydi 15 Temmuz 2016:

                Tarih, iktidarların silah zoruyla el değiştirmesinin örnekleriyle doludur. Dünya ve Türkiye çok darbeler geçirdi. Bunlar bizzat dünyayı yönetme, dünyanın zenginliklerini çalmak isteyen bir iki ülke ve birkaç ailenin bizzat ya da işbirlikçilerinin vasıtasıyla gerçekleştirdikleri darbelerdir. Bunlardan nasibini en çok alan Osmanlı ve Türkiye’dir!

                1859'daki Kuleli Vakası, Abdülaziz'in tahttan indirildiği 1876 darbesi, Temmuz 1912'deki Halaskâr Zabitan Bildirisi ve 1913'teki Babı Ali Baskını bunlar arasında sayılıyor.

                Cumhuriyet döneminin ilk darbesi 27 Mayıs 1960'ta yaşandı. Kara Harp Okulu Komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir'in 16 Kasım 1961'de ve 22 Şubat 1962'de kalkıştığı başarısız darbe girişimleri. 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat post-modern darbesi, 27 Nisan e-muhtırası ve nihayet hepsine rahmet okutacak 15 Temmuz 2016 darbesi.

                Darbelerin topluma maliyeti ise felaket boyutlarında oldu: Başbakan Adnan menderes ve iki bakanını şehit verdik, nice gençler idam edildi, nesiller heba oldu, yaşam tarzları değişti, trilyon dolarlar kayboldu; her birinde dip yaptık ve yeniden sıfırdan başladık…

                15 Temmuz dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir darbedir. Arkasında yerli ve yabancı tüm Türkiye düşmanlarını alan bir darbe girişimidir, 15 Temmuz. Hatta hala din kardeşi olarak görmeye kendimizi zorladığımız (“Ya Rabbî, onlar bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı!”) bazı Arap ülkeleri de darbecilere destek vermiş. Türkiye’yi belki de dünya tarihinden silecek, Macarlaştıracak, bütün iddialarını ve medeniyet birikimini yok edecek bir darbe girişimini; dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde sivil kalkışma ile bertaraf eden bir karşı darbenin tarihidir 15 Temmuz. Bu karşı darbe, edebiyatıyla, romanıyla, tiyatrosuyla, sinemasıyla… dünya tarihinde yerini alacak; darbe yapıcılara, darbe sevicilere, darbe yiyicilere (hala uyuyan milletlere) firen ya da ilham kaynağı olacaktır.

                Dikkatleri başka yönlere çekmek isteyenlerin dillendirdiği; “darbe ortamına kimler vesile oldu, kimler suçlu, kimler suçlularla ortak iş yaptı?” Gibi sorular elbette zamanı geldiğinde sorulacak. Bir daha yaşanmaması için ilim, hukuk ve siyaset çerçevesinde adil bir şekilde değerlendirilecektir. Ama hiçbir mülahaza 15-16 Temmuz sivil direnişçi kahraman vatanseverlerin canı pahasına karşı direnişini sulandıramaz, zaafa uğratamaz, yok sayamaz. Bazıları televizyon karşısında dua ederken bazıları da televizyon karşısında kendilerine tevdi edilecek makamların hesabını yapıyor(!); diğer taraftan bazıları da her türlü silaha karşı bedenlerini ortaya koyuyor şehit ve gazi oluyorlardı. Bazı bazıları o şehitler sayesinde yaşamlarına devam etme imkanı bulmuşken, nankörlüklerinden zerre kadar vazgeçmeden şehit ve gazilerin davasını sulandırıp çarpıtıyorlar. Oysa bu direniş kurtuluş savaşıyla aynı değerdedir, kurtuluş savaşı ruhunun yok olmadığının, söz konusu vatansa küllerimizden yeniden dirileceğimizin kanıtıdır. Eliyle, diliyle, kalbiyle karşı darbeye katkı sağlayanlar oldu. Hz İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali tarafını karşı darbeden yana koyan, en büyüğünden en küçüğüne kadar zerre kadar katkısı olanlardan Allah razı olsun.

                Türkiye’de FETÖ’cüler, FETÖ sevicileri ve FETÖ zihniyetine sahip olan hainler var. 15 Temmuz’da FETÖ’cüler zeytinyağı gibi su yüzüne çıktılar. FETÖ severler de yavaş yavaş su yüzüne çıkmaktadır. Bunda vatandaşın günlük hayatta hiç hissetmediği KHK’ların rolü büyüktür! Milletimiz bunları sabırla izliyor. Bunlar, darbenin başarısızlığından ve aynı şekilde bir karşı darbenin kendilerine de yapılabileceği hezeyanıyla son KHK’ne, tek tip elbiseye… veryansın ediyorlar. Kendilerine biçilen rolleri eksiksiz oynuyorlar!

                Evet, FETÖ severlik suçtur ve bu sucu işleyenleri önce hukuk cezalandırır. Ama vatana hainlik olduğunda, her vatansever kendisine görev düştüğü anda, görevini yerine getirmekten zerre kadar tereddüt etmez/etmemelidir. Çünkü sivil itaatsizlik devlete karşı değil, devlet düşmanlarına karşı yapılmaktadır. Namuslu insan; “kötülük gördüğünde; eliyle, diliyle veya kalbiyle” o kötülüğü bertaraf eder. 15 Temmuzda da bu üç yöntem kullanılmıştır. Tıpkı kurtuluş savaşında olduğu gibi; “asker-sivil, kadın-erkek” fark etmeksizin vatanın savunulması gibi… Nene Hatun’lar, Şerife Bacı’lar, Hasan Tahsin’ler ne kadar dokunulmaz ise 15 Temmuz direnişçileri de o kadar dokunulmazdır! Eğer o iki gün içinde yanlışlık yapılmış ise, devlet bunu ortaya çıkaramaz, onları ayıklayacak tek makam ilahi makamdır. Aksini düşünenlerin ikinci bir hesabı var demektir.

                Az konuşan, kendini uyanık sanan bazı insanların kafasının arkasında gizli planları olur. Böyle kişiler uzun süre kurgular, zamanı geldiğinde konuşurlar ve dokuz köyü birbirine kırdırırlar. Ancak yaptıkları eylemlerle de faka basarlar.

                Türkiye sevdalısı, AKP’nin ikinci adamı olduğu söylenen, 11. Cumhurbaşkanı twitter hesabından; “15 Temmuz hain darbe teşebbüsüne karşı arkasına bakmadan sokağa çıkıp direnen kahraman vatandaşlarımızı koruma amacıyla çıkartıldığını düşündüğüm 696 sayılı KHK’nın yazımındaki hukuk diliyle bağdaşmayan muğlâklık, hukuk devleti anlayışı açısından kaygı vericidir” (Abdullah Gül‏ @cbabdullahgul 25 Ara.) paylaşımında bulundu. İyi niyetli bir paylaşım gibi gözüken bu paylaşım takip ettiğim kadarıyla bir fitneye neden olmuştur. Cumhurbaşkanlığı yapmış bir büyüğümüzden gelen bu paylaşımın nereye varacağını, üyesi olduğu partide antipati yaratacağını, partiden uzaklaşacağını düşünememesi mümkün değildir. Kendisini partiden attırmak mı istiyor, bilemiyorum?

                Ne yapabilirdi?

                Dışarıdan izleyip görmek daha kolaydır. Sıkıntılı bir kararname olduğunu görmüş, düşünmüş olabilir. Düşüncenin piyasaya düşmesine izin vermez, gider muhataplarına anlatırdı. Birer kahvelerini içer, tavsiyelerde bulunur; sebep olacağı tahribatları birlikte tartışıp doğrusunu karara bağlayabilirlerdi. Müslüman’ca yöntem bu olsa gerek.

                Şu düşünceye kapılmamak mümkün değildir: Basından da izlediğimize göre, birileri Sayın Gül’e yeşil ışık yakıyor. Kendisini yavaş yavaş AKP’den uzaklaştırıp kendisine ışık yakanların safına geçmek için twitteri ince ince kullanıyor. Demek ki sen de birilerine ışık yakıyor, millete selektör yapıyorsun. Eğer öyle ise senin arabana kimse binmez, bilesin! Dışlanma mağduriyeti yaratarak kimseyi peşinden sürükleyemezsin. Biz sizi milletin hizmetçisi olarak biliyorduk ama sen kendini milletin efendisi olarak gördün gibime geliyor. Tıpkı Bülent Arınca verilen değerin boşa gittiği gibi, sizden de boşuna beklentiye girmişiz. Sayın Bülent Arınç; 1991 ittifakı için; "evli evine köylü köyüne" diyerek dağıttıklarını gururla bahsedince, olaylara bakışının ne kadar sığ olduğunu anladık ve Türkiye’ye ne kadar yazık edildiğine hayıflandık. Arada twitter atmanın hiçbir şeye hayır getirmediğini, iyi niyetli paylaşımlar olmadığını, ağacın ufak bir rüzgârla devrilmesi için belirli zamanlarda gövdesine kolay paslanacak çivi çakmaktan başka bir işe yaramadığını vatandaş anlamıştır. Millet şerbetlendi. Özellikle Demirel’in Özal’a yaptığını biliyor bu millet.

                Hazırda yüzde 48,5 muhalefet var, %2 daha çalar ve ikinci turda bir araya getirirsek Erdoğan yıkılır diye düşünen yerli ve yabancı gafillerin, millet düşmanlarının olduğunu herkes biliyor. FETÖ ve avaneleri de böyle düşünüyor, hesaplarını bunun üzerinden yürütüyorlar. Bunların ağzı Ekmeleddin İhsanoğlu'ndan yandı, bir kere. Bundan dolayı Sayın Gül’ü düşündükleri, geniş bir kesimde yaygın kanaattir. Belki de yanılıyoruz. Belki de Abdullah Gül sağ gösterip sol vuruyor, düşmanı oyalıyor! İnşallah böyledir! Aksine hiçbir beklentisi olmasa, Ahmet Necdet Sezer gibi emekliliğini yaşasa bile twitleriyle böyle bir izlenim oluşturması Gayretullaha dokunduğunu düşünüyorum. Niye Ahmet Necdet Sezer twitter paylaşımı yapmıyor? Sosyal medya özürlüsü mü? Yoksa bir beklentisi mi yok?

                Yüzde 48,5'lik kesimi temsil ettiğini zanneden siyasiler, yazarçizerler, FETÖ'cüler ortalıkta ayan beyan bu KHK maddesini her türlü kötü niyetlere yorarken; Sayın Gül’ün onların eline koz verecek twitter paylaşımı hiç de hoş olmamıştır. Sayın Gül.. Millet sizden, kendinizi, kendilerine doğru bir şekilde anlatmanızı istiyor. Çünkü siz bir şirketi değil, ülkeyi yönettiniz.

                İsmet YALÇINKAYA

 

                Aralık 2017