Sen Kafadan Engellisin -6. Bölüm-

Konuya hemen geçmek istediğimi söyledim Hüseyin’e, Kolej Müdürü Mustafa Ateş bey dikkatle bizi dinlemeye koyulmuştu. Konuyu konuşurken dinleyeceğini konuya müdahale etmeyeceğini söyleyince Hüseyin ve biz de memnun kaldık. Hüseyin anlatmaya başladı:

“Dünyanın Sana İhtiyacı Var” kitabını dikkatle okudum. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen günümüz meselelerine çok güzel yorumlar getirmiş. Tamirci çırağı iken, cafede garson iken, hayata dair bir umudu yok iken Cafe sahibi Cafer Hocanın yönlendirmesi ile din görevlisi olması, hayatta zorlanması, sonrasında çok okuyarak master ve doktora yapacak ve bu kitabı yazacak hale gelmesi tam azim hikayesi. Yani “oku” demeyi ciddiye almadan önce ve “oku” emrini ciddiye aldıktan sonra bir hayat bölünmesi. Bu hikayeye benzer hikayeyi de “Engelleri Aşanlar” kitabının Yazarı Turan Yalçın’ın hayat hikayesinde okumuştum. “Oku” emrine uymak insanı ne kadar değiştiriyor, geliştiriyor ve dönüştürüyor bunu çok iyi anladım. Bazen okullardaki hocalardan çok hayattaki hocalar insana daha etki yapıyor yeter ki insan hayattaki hocaların farkına vararak onlardan uzaklaşacak yerde onlardan faydalanmayı bilsin. Hayat o kadar cömertçe torpil yapıyor ki insana insan bu torpili göremeyip de ilk fırsatta “bize yol gösteren yoktu ki” diyerek hemen birilerinden yardım gelmediğini ima etmeye başlayarak torpili göremiyordu. Evren ne yapsın böyle ahmaklara?” dedi. Gülüştük.

Fırsat “ben fırsatım” diyerek, bağırarak gelmiyordu ki, senin gönül gözün görmüyorsa fırsat sana ne yapsın. Evren bir araya gelse sen istemedikten sonra sana ne etsin?

Mustafa Ateş beye Hüseyin’i hayretle dinleyerek yazar ve kitabını not alıyordu. Belli ki okumak isteyecek ve temin edecekti. Kitap bende olmasına rağmen sesimi çıkarmadım. Konferansta çok kitap okuyan gence hediye edince zaten o da görecek ve niyetimi anlayacaktı.

Hüseyin notlarına bakarak konuşmasına devam etmeye başladı. Kahvelerimiz bitmiş ve Mustafa Ateş hemen yenisini söylemişti ama kahve üstüne kahve içmek de pek iyi olmuyordu. Ayıp olmasın diye kahveyi ret etmedik. Hüseyin kahveden bir yudum aldıktan sonra:

“Ahmet Rifat Sağlam hocanın ‘Allah de ötesini bırakma’ adlı kitabı da Müslümanların Allah’a inandıktan sonra onun emir ve yasaklarına dikkat ederek haram helal sınırına çok önem vermelerine işaret ederek anlamı “Okumak” olan Kur’an-ı anlayarak, ilk emri de “oku” demeyi ciddiyetle okumalarını, üzerinde düşünmelerini söylüyor. Yaşadıklarından örnekler vererek haksızlıklara hepimizin karşı çıkması gerektiğini anlatıyor ve Allah deyip de onun başta “oku” emrine sarılanların hiçbir zaman zarara uğramayacaklarını anlatıyor. Aslında okuduklarımı daha geniş anlatmak isterim ama zaman yok. Bu kadarı bile kitabın tamamını anlamaya yeterli değil mi Orhan ağabey, Mustafa Hocam?” dedi. Mustafa Hoca da ben de “evet” anlamında başımızı salladık.

Hüseyin “Dua engel tanımaz Fatma” kitabında duanın gücünü anlatıyor ve dua etmekten kimsenin kendisini engelleyemeyeceğini belirtiyor.” dedi.

Verdiğim üç kitabı da okumuş ve gerçekten de anlamış bir cümle ile özetleyecek kadar da anlamıştı yani. Başkasına versem bu kitapları bu kadar kısa zamanda okumaz “sınavım vardı”  mazeretine sığınırdı. Ama okuyor ve bu da kendisine maddi ve manevi destek oluyordu işte.

Bu kitap okuma özetlerinin tamamlanmasından sonra Hüseyin’e bakarak:

“Konumuz biliyorsun engellilerin kitap okuyarak gelişmesi nasıl olmalı? Bu konuda ne gibi çalışmalar yatın Hüseyin anlatır mısın ?”

Hüseyin not defterini sehpaya koydu. Sayfaları açarak konu ile alakalı tuttuğu notları bulup çıkardı. Notlarına göz attıktan sonra bana ve Mustafa beye bakıp konuşmaya başladı:

“Oku emrinin genel bir emir olduğunu gördüm. Çeşitli meallere baktım. Tefsirlere göz attım. Hayatta bize faydalı olacak, hayatımızı kolaylaştıracak, Allah’ı hatırlatacak her şeyi okumamızı ve okuduklarımızı anlamamızı istiyor Yaradan. Zaten daha sonra gelen ayetlerde anlamanın öneminden bahsederken, bazı alim geçinenlerin anlamasanız da Kur’an’ı okuyun sevabı var demesini anlamıyorum. Bu konuda Mehmet Akif Ersoy’un güzel şiirleri ver. Kitabında zaten Ahmet Rifat Sağlam hocamız bu şiirlere de yer vermiş. Ben sadece bir kıta okuyayım.

“Çalış” dedikçe şeriat çalışmadın durdun.

Onun hesabını birkaç hurafeye uydurdun.

Sonunda bir de “tevekkül” sokuşturup araya,

Zavallı dini çevirdin Onunla maskaraya.”

Sustu Hüseyin bize baktı, sonradan konuşmaya devam etti:    

DEVAM EDECEK