Sen Kafadan Engellisin -6. Bölüm-

Engellinin kitap okuyarak gelişmesi

Sustu Hüseyin bize baktı, sonradan konuşmaya devam etti:

“Burada okumaktan tembellik ettiğimizi ve bunu da Allah’a havale ettiğimizi söylüyor. Okuyan gelişenlere de “onların bahtı açıkmış” diyorlar. Buna benzer çok güzel şiirleri var Mehmet Akif Ersoy’un. Onları burada okusak gerçekten uzun sürer. Zaten derler ki, “okumasını bilene her insan kitaptır.” Ben bunu anlamasını bilene, okumasını bilene her canlı ve cansız şey kitaptır.” olarak anlıyorum.” dedi.

Ben bunun üzerine konuşma ihtiyacı duyarak konuşmaya başladım. Mustafa Ateş de dikkatlice dinliyordu:

“Bugüne kadar okuduğum şahsi gelişim hikayelerinde, anılarda, insanların kitap okumadıkları zamanlarda, yeterince okumadıkları zamanlarda başarısız olduklarını, bir an gelip de artık yeter dedikten sonra okuma hızlarını ve anlayarak okuduklarını, okumalarını çoğalttıkları zaman başarısızlıkların bir anda başarıya dönüştüklerini gördüm. Siyer kitaplarında da inandıktan sonra yararlı işler yapanların ondan önceki kötü davranışlarının da iyi davranışlar olacağı anlatılmakta zaten. Yeter ki insan geçmişi bırakarak, bahane üretmeyi terk ederek, boş konuşmaları bir kenara iterek okumaya alışsın. Buna engelliler de dahil ve o zaman başarısızlık o insanların bile inanamayacağı başarı oluyor.” dedim.

Baktım Mustafa Ateş bey beni dinliyor ve başını sallıyor. Bu durumda gülümseyerek: “Mustafa bey aslında biraz sonra yapacağım konuşmanın provasını yapıyorum ve özetini anlatıyorum. Yanlışlarım olursa bana anlatında düzeltelim ve gençlere de yanlışı az olan bir konuşma yapalım. Olabilir ki onlar da bu konferansı dinleyerek daha çok okumaya geçip de başarılarını artırma yoluna giderler”

Mustafa Ateş bey gülümseyerek bana baktı:

“ikiniz de çok güzel anlattınız Orhan bey, Hüseyin kardeşim. Siz anlattıklarınızı yaşadığınız için gerçekten de konuşmalarınız etkili oluyor. Bunca senenin eğitimcisi olarak bugüne kadar sizin bu hitabet yönünü keşfederek niye davet etmediğimizi soruyorum. Bir de aklıma geldi. Neden bu konuları kitap yapmıyorsunuz?”

O zaman aklıma geldi. İlk 5 konuşmamızı konuşmalarımız bitiminde unutmayalım diye hemen bilgisayara geçmiştim ve bunları da buraya gelirken yanıma almıştım. İlk beş bölümde anlattıklarımızı gözden geçirerek son 5 bölümde anlattıklarımızı da birleştirerek güzel bir kitap yapmayı düşünüyordum. Dosya kağıtlarına çıkardığım ve Word dosyası olarak yaklaşık 50, kitap sayfası olarak 100 sayfa olacak olan “Sen kafadan engellisin” adlı çalışmamızı Mustafa Ateş beye uzattım. Bu çalışmayı bizim şirketin sahibi insanlara anlatsam “hemen bastıralım da ilimizdeki engelli ailelerine ve engelli yakını olan müşterilerimize hediye edelim. İlimizdeki kütüphanelere ve okullara hediye edelim” derlerdi.” Maliyeti ne kadar” diye de sormazlardı. Bilirlerdi ki ben onlara her zaman güzel, beğenilecek ve okunacak ve “bu kitabı yayınlayan ve hediye eden şirkete helal olsun” dedirtecek kadar dua edeceklerini yani evrene mesaj atacaklarını, evrenin de bana torpil yapacağını bilirlerdi. Bu patronlarıma verdiğim güven ve bilginin ürünüydü. Güven, sevgi ve bilgi ile çok çalışmayı, yoğurunca helva gibi tatlı, müşterilerine lokum gibi lezzetli gelen şirket oluyorduk.

Mustafa Ateş bey, verdiğim çalışmayı incelemeye başladı. Ben ise Hüseyin’e dönerek:

“Peki engelliler okuyarak nasıl gelişecek?” diye sordum.

Hüseyin bana bakarak:

“Siz ‘engelleri aşanlar’ kitabında engellilerin okuyarak nasıl geliştiğini okumadınız mı Orhan ağabey?  Mesela Mitat Enç, Mesela Gültekin Yazgan, mesela Helen keller, Mesela Turan Yalçın.”

“Hepsini okudum tabii ama burada senin ne anladığını da öğrenmek istiyorum.”

Mustafa Ateş verdiğim çalışmadan kafasını kaldırarak:

“Bu Engelleri Aşanlar” kitabı ne, yanınızda varsa bakabilir miyim?” dedi.

Tesadüfen bu kitabı da yanıma almıştım. Okul kütüphanesine hediye ederim diye. Çantamdan çıkararak hemen Mustafa Ateş beye uzatarak:

“Bu kitabı engelleri aşanların hayatlarını yani,  sosyal hizmet uzmanlığı hocaları öğrencilerine tavsiye etmişler. Yazarın önerisi ile Üniversitelerden bazıları öğrencilerine bu kitabı satın aldırarak hep beraber işitme engelli ve diğer engelli okullarına giderek engellilere hediye etmişler. Öğrenciler bu hediyelere çok sevinerek ailelerine ve birbirlerine hediye ederek okuyup daha çok gelişmeye karar vermişler. Keşke her Üniversite sizin gibi her kolej bu kitabı öğrencilerine hediye etseler” dedim.

Mutafa Ateş kitabı daha dikkatle incelemeye başladı. Biz Hüseyin ile konuşmaya devam ettik. Hüseyin’e devam der gibi baktım o da anlayarak anlatmaya başladı. Mustafa Ateş gözü ile kitapları okurken bir yandan da kulağı ile bizleri dinliyordu. Hüseyin anlatmaya başladı:

 

DEVAM EDECEK