Bir Gizlenen!

Bir Gizlenen!

 

Bir türkü söyledin mi hiç?

 

Bir şiir okudun mu; Şairlerimizden?

 

Bir hikâye anlattın mı?

 

Çok güzel hikâyelerimiz vardır; ders veren, açıklı…

 

Bir masal anlattın mı?

 

                Çocuklarımız dedelerinden masal dinlerdi eskiden. Çocuğun genetik yapısında vardır bu. Ruh sağlığının gelişmesi için çok önemlidir. Sizden de dinlemek isterlerdi.

                WhatsApp, Twitter’de üç beş cümle haricinde, milletin hatırladığı bir fikir beyan ettiniz mi? Oysa bu millet kendisinden olan büyüklerini dinler, onlardan bir şeyler bekler, tecrübelerinden ve bilgi birikimlerinden faydalanmak ister.

                Bir tavır ortaya koymalıydınız. 15 Temmuza karşı olanlara, onu sulandırmaya çalışanlara karşı bir tavrınız olmalıydı! Bu konuda sorumluluk sahibisiniz! Çünkü bu millet, devletin en üst makamını size layık gördü, layık olmanızı da beklemek hakkıdır.

                Sınırımızda dört bin tır’lık silaha sahip bir düşman ordusu kuruluyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir? Bu gün o makamda olsaydınız Ordumuzun başkomutanı olacaktınız. Emekli iken ne söylemiyorsanız o makamdayken de aynı şeyi mi söylemeyecektiniz! Asker ne yapacaktı, o zaman?

                Bu günlerde emperyalizmin baş aktörü, bizi, milli bankamız Halkbank üzerinden kukla oyununa benzer siyasi bir davayla yargılamaya çalışıyor. Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ediyor. Sınırımızda başımıza bela olacak terörist bir devlet kurma peşinde. O dostlarınıza söyleyecek bir çift sözünüz oldu mu? Olduysa, millet olarak niye haberimiz yok?  Yoksa küstürmek mi istemiyorsunuz eski dostları? Yoksa eskimediler mi?

                Sizce, 15 Temmuz karşı tarafın yaptığı kontrollü bir darbe midir? Kılıçdaroğlu ile aynı düşüncede misiniz? Çünkü onun yaptığı yaramazlıklarla ilgili bir düşüncenizi, millet adına bir tepkinizi göremedik!

                Sizden önce o makamda oturan başkan ile ilgili bir düşünce, bir yorum paylaşmıyor, vatandaş. Hem kendini unutturdu hem de vatandaş onu unuttu. Kimse onun hakkında bir şey söylemiyor. O, çağdaşların ve laiklerin bir projesi idi ve işini tamamlayarak emekli oldu. Tarihe mal oldu, Türkiye’nin geleceği için bir soru işareti oluşturmuyor. Siz ise soru işaretleri oluşturuyorsunuz milletin kafasında!

                Siz emekli olmadınız. Yaptığınız açıklamalar, katıldığınız toplantılar, birilerinin sizin üzerinizden hesap yapması yeniden çalışma hayatına atılacağınızı gösteriyor. Bu durumda vatandaş olarak sizin bu faaliyetlerinizin ülkemizin hayrına mı, şerrine mi neden olacağını düşünmek; “sevinmek ya da kaygılanmak” durumundayız.

                Yetim başı okşamayan, fakir ve fukaranın halinden anlamayan, insanlık sorunlarını kendisine dert edinmeyen; halk adamı olmayanların bu milletten yetki alamayacağı dönemlerdeyiz. Bilesiniz ki millet eski millet, dünya da eski dünya değil. Artık halkın başına “zembille inme” zamanı geçti!

                Sahi siz eşinizle birlikte Myanmar’a gidemez miydiniz? Sağlık sorunlarınızın olduğunu zannetmiyorum. Angelina Jolie kadar da mı yapamazdınız? Yetim ve öksüzlere sahip çıksanız kötü mü olurdu? Birleşmiş milletler nezdinde ülkemizi tanıtır, dostlarımızla ve İslam ülkeleriyle bağlarımızın güçlenmesine katkıda bulunamaz mıydınız?

                Bu yüzden yazının girişine, kişisel meziyetlere atıfta bulunmayla başladım. Bu milletin şiirini, edebiyatını, hikâyesini, masalını, türküsünü, tarihini bilmeyen ya da başkalarının değerlerine özenenler bu millete hizmetkâr olamazlar. Ancak, efendiliği ve bu milletin zenginliğini başkalarıyla paylaşmayı becerebilirler; bilerek ya da bilmeyerek de olsa. Bilerek olsa hainlik, bilmeyerek olsa hak etmediğin bir emanete sahip çıkmaya kalkmak olur. İkisi de aynı sonucu doğurur. Yeteneksizler, yeteneklilere yem olur; devlet ve millet kaybeder. Özellikle bu ülke Türkiye olunca; insanlık kaybeder.

                Niyetiniz iyi gözükmüyor! Ameliniz de iyi olmayacaktır!

                Tarih vazgeçilmezlerin mezar taşlarıyla doludur.

                (Memleketim üzerine oynanan oyunlardan bıktığım için bu yazıyı yazmak zorunda kaldım. Hakaret falan yok… Söz konusu memleket ise endişeleri dile getirmeliyiz. Eğer aksi bir durum varsa korkmadan çıksın açıklasın, biz de rahatlayalım.)

 

İsmet YALÇINKAYA

 

09/01/2018