Sen Kafadan Engellisin -6. Bölüm-

Engellinin kitap okuyarak gelişmesi

 Mustafa Ateş:

“Engelleri Aşanlar” kitabının yazarı engelli mi? Dedi.

“Evet çok ileri derecede işitme engelli ama konuşmasından işitme engelli olduğunu anlamazsınız. Bunu da çok okuyarak elde etmiş ve öğrenciler üzerine çok etkili oluyor” dedim.

“Anladım Orhan bey, biz de davet edeceğiz inşallah O’nu “ dedi.

Ben de:

“Çok isabet edersiniz çok faydalı olur” dedim.

Hüseyin’e bakarak sorularımı sormaya devam ettim:

Yani okumuşlar, düşünmüş ve anlamışlar, sonra hayatlarına uygulamışlar, arkadaşları ile paylaşmışlar. Kitaplar yazmışlar, konferanslar vermişler, okullarda kütüphaneler kurmuşlar başkaları da okusun diye. Sonrasında bu kütüphanelerden sağlamların bile faydalanmasını sağlamışlar. Oku öğren, uygula ve başkalarının da faydalanması için kütüphaneler kur” ne güzel çalışma. Ama bu çalışmaları ne yazık ki onların yazdığı kitaplardan değil de Doğan Cüceloğlu gibi ünlü yazarlar yazınca farkına varıyoruz. Halbuki bu azimli insanların okuyarak nasıl geliştiğini tüm ilk, orta, lise ve Üniversite öğrencileri bilmeli. Bunun için de engelliler küçümsenmeden okullara davet edilmeli, kitapları satın alınarak okumak isteyenlere dağıtılmalı. Ülkemizin okuyarak gelişme hızı ancak o zaman artar” dedim.

Hüseyin anladığını ima ederek bana baktı. Mustafa Ateş halen “Engelleri Aşanlar” kitabını okuyordu. Bir kolej Müdürünün okumaya bu kadar meraklı olmasına sevinmiştim. İçimden “böyle müdürler çoğaldıkça ülkemizin sırtı yere gelmeyecek” dedim.

Hüseyin, konuşmalarımızdan hiç sıkılmışa benzemiyordu ama ben uzun zaman burada oturduğumuzdan dolayı sıkılmıştım. Mustafa Ateş bey’e odasına geçmeyi teklif ettim. Hepimiz ayağa kalktık.

Mustafa Beyin odasında kitaplık güzeldi. Okul müdürleri arasında odasında kitaplık olan ama zengin bir kitaplık olan Müdürü ilk defa görüyordum ve Mustafa beye bunu anlatınca bana şunları söyledi:

“Orhan bey, bir okul Müdürü, bir Kütüphane Müdürünün odasında kendi okuduğu kitaplardan oluşan bir kitaplık yoksa öğretmenlerine, memurlarına, öğrencilerine siz okuyun demesi ne kadar mantıklı olur ki? Önce biz okuyacağız ki sonra öğrencilerimize ve çocuklarımıza oku demeye yüzümüz olsun. İtiraf edeyim ki bugün “Engelleri Aşanlar” kitabını görünce bu kitap yayınlanalı 5 sene olmuş da biz neden görmemişiz, yazarını neye davet etmemişiz diye kendime sordum ve utandım gerçekten. Bugün burada sizi dinlerken sizin konuşmalarınızın nice ünlü yazarlardan daha etkili konuştuğunuzu görünce neden daha önce yapmadık diye hayıflandım. Bugün bizim için de bir milat olacak daha çok yazarı davet edeceğiz. Biz bu çocukların velilerinden para alıyoruz özel okul olduğumuzdan ve çocuklara kitap okuma sevgisini aşılamazsak aldığımız paranın karşılığını vermemiş oluruz.”

Mustafa Ateş’in bu konuşması beni etkilemişti.

“En çok da engelli yazarları buluşturmak lazım öğrencilerle. Engelli yazarlar daha etkili oluyor” dedim.

“Tabii ki önceliğimiz engelli yazarları davet etmek olacak”

Konumuz yarım kalmasın diye hemen Hüseyin’e dönerek:

“Yani burada farkına varmak çok önemli değil mi Hüseyin. Kabullenip farkına vardıktan ve sonrasında harekete geçtikten sonra okumayı sevmek de kolay. Okumayı sevmek için de okumayı seven akraba, komşu gibi insanlar ile daha sıkı dostluklar kurarak çocuklarımıza ve engelli çocuklarımıza laf ile değil davranışlarımızla, bakın bunlar engelli ama okumuş ve başarılı olmuşlar, siz de okumayı severseniz başarılı olursunuz” diyerek ve yazarların kendileri ile kitapları ile “şaka yapıyoruz” diyerek seviyesizleşmeden.”

Mustafa Ateş muzipçe:

“Seviyeli birliktelik gibi seviyeli örnek göstermeler önemli değil mi Orhan bey?” dedi. Gülüştük.

Konuşmamız daha devam edecekti ama rehber öğretmen odaya girerek, Mustafa Ateş’e hitaben:

“Müdür bey, öğrenciler konferans salonunda yerini aldı, sizi bekliyoruz.

DEVAM EDECEK