SEN KAFADAN ENGELLİSİN -7. Bölüm-

Engelli ve ailesinin engelli gelişimine etkisi

Baktım masada bulunan herkes bizi dikkatle dinleyerek bir yandan da kitaplarını imzalatmak için heyecanla bekleyen gençlere bakarak neşe buluyorlardı. Eğitim sadece teori öğretmekle olmuyordu. Uygulama, kitap hediye etme işin en önemli kısmıydı çünkü.

Akşam yazar ve protokolle olan yemeğe benim de davetli olduğum söylendi. Yemeğe yaklaşık 1 saat vardı ve yazar kitap imzalamaya devam ediyordu. Yaklaşık yarım saat sürdü kitap imzalama faslı. Sonrasında bireysel ve toplu fotoğraf çekimleri başladı. Bitince de hep beraber Mustafa Ateş hocanın Müdür odasına geçtik.

Rehber Öğretmen Serap Hanım, yanıma gelerek:

“Hocam en çok kitap okuyan öğrencilerimize hediye ettiğiniz kitapları önce ben inceledim ve gerçekten de gençlerin eğitimine çok etki eden kitaplardı. Ben göz attıktan sonra öğrencilerime verdim. Onlar da kitapları okuyunca aile fertlerine okutacaklarını söylediler. Sağ olsun Mustafa Hocamız bu kitaplardan ve sizin listesini hazırladığınız kitaplardan satın alarak okulumuzun kitaplığına yerleştirdik ve öğrenciler sırayla alıp okuyorlar. Bu kitapların öğrencilerimizin başarısını artırdığını gördüm. Size teşekkür ederim.” dedi.

Serap Hanıma baktım gayet samimi olarak bana anlatıyordu:

“Orhan bey, bu ildeki rehber öğretmenler olarak hafta sonları bir yerde toplanarak rehber öğretmenlerin sorunlarını konuşuyor, öğrencilerimize daha çok nasıl faydalı olabiliriz diye tartışıyoruz. Bu kitapları onlara da önereceğim. Zaten Mustafa Ateş hocamız bu kitaplardan birer tane de kolejimizin hediyesi olarak onlara verecek ve onlar da öğrencilerine tavsiye edecek. Yazarımızı okullarına davet etmek de rehber öğretmenlerimizin görevi olacak. Kitap okuyarak gençlerimiz stresten kurtuluyor hem de öğrenmenin ve gelişmenin derslerde kendilerini daha güzel ifade etmenin sevincini yaşıyorlar.” dedi.

Serap öğretmeni candan tebrik ettim. Farlı fikirleri değerlendirerek üzerine düşen görevi yapıp da arkadaşlarının da gelişmesine katkı sağlayan herkes saygıyı hak etmiyor muydu yani? Ediyordu fazlası ile.

Akşam yemeğe katıldık. Sonrasında ailelerin katıldığı konferansa nerede ise tüm il protokolü vardı. “Engelleri Aşanlar” kitabı tüm il protokolüne imzalı olarak kolejin hediyesi olarak hediye edildi. Mustafa bey Valinin ve Belediye Başkanının da bu kitabı alarak öğrencilere hediye etmesinin çok faydalı olacağını anlattı. İşitme engelli yazarımızı diğer Vali, Belediye Başkanlarına da tavsiye etmelerini protokolden istedi. Bunun ne fayda sağlayacağını bugün okulda yapılan etkinlikte gördüklerini anlattı.

Veliler ve protokol, basın mensupları konuşmayı ilgi ile dinlediler ve Mustafa Ateş ve koleje çok teşekkür ettiler. Akşam eve yorgun argın döndüm. “Keşke Hüseyin de bugün burada olsaydı” dedim içimden.

O gün kolejdeki Turan YALÇIN konferansından çok mutlu ve huzurlu ayrılmış ve etkilenmiştim. Benim konuşma yaptığım günden daha büyük mutluluk duymuştum. Bunu patronlarımıza anlattığımda, “keşke biz de öğrencilere kalemler ve bloknotlar hediye etseydik” dediler. “Sen de Kafadan Engellisin” kitabına biz de sponsor olurduk” dediler. Kitap daha yarısında yazılırken hem de iki büyük sponsor bulmuştum. “Sabreden derviş muradına ermiş” misali çabalarımızın sonucunu geç de olsa alıyorduk. Bu da huzurumuzu ve mutluluğumuzu artırıyordu. Demek ki ne kadar sabredersek bunun manevi mükafatı ilerde o kadar çok oluyordu. Şimdi sabırsız gençleri görünce ne kadar zararda olduklarını anlıyorum. Güzel şeylerde imkan ve fırsat varsa hemen yapılmalı. Mesela güzel kitapları okumak gibi. Güzel haberlere konu olmak gibi, gazetelerde güzellikleri hemen paylaşmak ve kamuoyuna mal olmak gibi…

DEVAM EDECEK