NİKSAR’IN TARİHİ KİMLİĞİNE DOKUNMAYIN

Öncelikle şunu belirteyim bu çalışmamız siyasi bir yazı değildir. Bugün Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun Tokat’ta toplantısı var, Niksar Leylekli Köprüsü’ndeki orijinal olmayan onarımlar  hakkında haber uçurduk ne diyecekler bilemiyoruz.

                Kamuoyunda son günlerde yükselen haklı bir serzeniş üzerine ömrümün yirmi yılının geçtiği Niksar’a gitmek zorunda kaldım. Evet, halk arasında Leylekli Köprü ya da Yılanlı köprü adıyla bilinen tarihi köprüde işçiler döşenen hazır taşların tıraşlama işlemlerini yapıyordu. Bilmem kaç kez geçtiğim, Niksar’a gelen kaçıncı yerli ve yabancı kafileyi Araştırmacı-Yazar M. Necati Güneş ile birlikte gezdirip tanıttığımız köprüden bu kez buruk geçtim.

                Niksar tarihin derinliğinden gelen tarihi eserleriyle ve dünden bugüne ulaşan zengin kültüre sahip bir şehirdir. Türklerin Malazgirt Savaşı öncesi Anadolu’ya gelerek tutunduğu Ahlat, Harput ‘tan sonra üçüncü merkezdir. Bu yüzdendir ki 4-5-6 Mayıs 2018 tarihine Türk Dünyasına Hizmet Ödüllerinin verildiği şehir olarak bu yıl Niksar seçilmiştir. Danişmentli Türk Devletine çeyrek yüzyılı aşkın başkentlik yapmıştır.

                Roma, Bizans, Danişmentli, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yaşayan bu şehir bağrında Anadolu’nun ilk medreselerinden biri olan Nizamettin Yağıbasan Medresesini, iki surlu kalelerden Niksar Kalesini, ilk ulu camilerden Ulu Cami’yi, dünyada ilk milli su değirmenlerini barındıran tarihi bir merkezdir. Bu yüzdendir ki Tarihi Kentler Birliğine, Dünya Kaleli Kentler Birliği’ne üye kabul edilmiş, UNESCO Dünya Mirası’na aday olabilmiştir.

                Tarihi ve kültürüyle ön plana çıkan şehirlerin dikkat ederseniz ya tarihi eserleriyle ya da kültüründen kaynaklanan bazı musiki eserleriyle sembolleştiklerini görürüz. Siz Niksar deyince Niksar Kalesi’nden, Ahmet Melik Gümüş Tekin Gazi Türbesi, Leylekli Köprüsü’nden ve Kalenin Bedenleri türküsünden bahsetmeden geçemezsiniz.

                Niksar Çanakçı Çayı üzerinde Roma dönemlerinde yapıldığını bildiğimiz atalarımızın da bazı ek ve onarımlarla bugüne ulaştırdıkları dört köprü bulunmaktadır. Bunlar ortak mimari özelliğe sahip tek kemerli üst kısımları kesme taştan diğer kısımları moloz örgülü Zera, Çilehane, Leylekli ve Seğmenli Köprüleridir.

                Leylekli köprü 37 m. uzunluğunda, 4.35 m. genişliğinde, Çanakçı Deresinden 10. 5 m yükseklikte (değişilebilir rakam) 16 m. kemer açıklığında yarım daireli bir kemer gözlü yapıdır.         Köprünün kemer kısmı kesme taş diğer kısımları moloz taşlarla örülmüştür. Ağzında yılan bulunan bir kilit taşı da köprünün orta bölümüne konulmuştur. Bu taşın önceden ya da sonradan konulduğuna dair net bir bilgi elimizde bulunmamaktadır. Bazı araştırmacıların Niksar’da ilk Tıp Medresesi’nin kurulduğuna dair tezlerini bu figüre bağlayarak ortaya çıkmaları bilim adamlarınca -Niksar dâhil diğer illerde bu konuda yapılan sempozyumlarda- kabul edilmemiştir.

                Niksar tarihini incelediğimizde şehrin ekonomisinin, kültürünün ve şehre hizmet veren mimari yapılarının bu köprünün etrafında canlı tutularak bütünleştiğini görürüz. Suk-i Silvan (Tahıl Pazarı), Debbağhane, Eski Hükümet Binası (Birinci Dünya Savaşı yıllarında eşkıyalarca yakılan), Fetvahane(Müftülük), Kilise, Hamidiye Camii (1939 Depreminde yıkılmış), Gazi Ahmet İlkokulu, Çilehane Camii (Eski Niksar Mevlevihânesi), Roma Hamamı, Pazar Hamamı, Kefere Hamamı, hanlar, ceviz sergenleri, eski sanayi, Arasta Çarşısı, Nalbantlar Camiii, Mahfel, esnaf dükkânları  ve kültürümüzde apayrı bir yeri olan halk ozanlarının da çalıp söyledikleri kahvehaneler gibi.

                Büyük halk ve Hak aşığı Erzurumlu Emrah yakın dostu Kadiri Şeyhlerinden Abdullah Baba ile buluşması için bu köprüyü salık vermiş, Abdullah Baba maalesef bu buluşmayı Emrah’ın cenazesiyle yapabilmiştir. Milli mücadele yıllarında 20 Haziran 1919’da Yunanlıların İzmir’i İşgalini Tel’in Mitingi bu köprünün sadece elli metre ötesinde Niksar Hükümet Konağı önünde yapılmıştır.

                Âşık Veysel başta olmak üzere Niksar’a gelen halk âşıkları sazlarını kılıfından çıkarıp bu köprünün hemen yanındaki Adalı’nın Kahvesi olarak bilinen yerde duygularını dile getirmişlerdir. Eski Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Niksar’a gelişinde Niksar Kaymakamına bana Leylekli Köprü’yü gezdirin demiştir.

                Evet, Karayolları Genel Müdürlüğü, Köprüler Genel Müdürlüğünce yapılan bir ihale doğrultusunda Karayolları Samsun Bölge Müdürlüğünün gözetiminde bu köprü onarılıyor. Köprünün üzeri ne döşenen doğal blok taşlar sırıtırcasına yamanmış.

                Seğmenli Köprüsünün ne hâle geldiğini hepimiz biliyoruz, yazıldı, çizildi işi siyasete dönüştürüldü. Kimse tınmadı, bildiklerini yaptılar ama üzülüyorum ki oradan her geçen vatandaş istisnasız köprüyü bu hâle getirenlere beddua ediyor.

                Şimdi sıra Leylekli Köprü'de. Allah aşkına çekin ellerinizi bu köprünün üzerinden.

Tek kemerli olarak bilinmesine ve kayıtlara geçmesine rağmen orada başka kemer arayanlar o aradıklarını başka yerde arasınlar. İstanbul’daki Niksarlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şafak Gümen Bey bu konuda anlamlı bir yazı yazıp sonunu “Bari asfalt ta dökseydiniz” diye bitirmiş. Ne diyeyim ben de bu kimliği yok edilmek istenen şehir ve köprü hakkında.

                Onarım devam etsin, her tarafı betonla sıvansın uygun bir yerine de köprü için teklif projesi hazırlamalarını ısrarla isteyen kişi ve kurumların adlarını yansıtan bir “Onarım Kitabesi” konulsun.

Son söz…

 

                Bu konuda başarılı bir şekilde Vakıflar Genel Müdürlüğü yapmış olup hâlen Tokat Milletvekili olarak görevini sürdüren Niksarlı Hemşerimiz Sayın Yusuf BEYAZIT’ın, diğer Tokat Milletvekillerimizin, Niksar Kaymakamı Sayın Selami Kapankaya, Niksar Belediye Başkanı Sayın Özdilek Özcan'ın, siyasi parti temsilcilerinin, basın temsilcilerinin ve sivil toplum teşekküllerin bu konuya acilen eğilmelerini bekliyoruz.