UĞUR MUMCU

“Ben Atatürkçüyüm. Ben Cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben antiemperyalistim. Ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım” Uğur Mumcu.

            Her ölüm, erken bir ölümdür. Bir insan düşüncesinden, yazılarından, araştırmaları için olduruluyorsa, oturup toplum olarak düşünmemiz gerekir. Canlılar arasında düşünmek insana mahsuz bir olgudur. Toplum yararına düşünen, üreten, çalışan hiçbir insan öldürülmelidir. “Bir insan öldüren, tüm insanlığı öldürmüş olur” önemli olan fikirle ikna etmediğimiz insanı öldürmek değil, insan temel kurallarına sahip çıkarak yaşatmaktır. İnsan haklarını arayan, haksızlığın karşısında dimdik duran avukat, yazar, gazeteci Uğur Mumcu’yu kahpece öldürdüler.

NEDEN UĞUR MUMCU

            Demokrat düşünen, halkının yarar ve menfaatlarını koruyup, kollayan bir gazeteci. Laik demokrat Atatürk’çü çizgisinden ödün vermeyen bir avukat. Yanlışların, hırsızların, din bezirgancıların üstüne araştırmacı olarak bilgi ve bilimle giden bir insan. Haksızlığa uğramış insanlara yol gösteren, gazeteciliğini hakkıyla yapan güzel yürekli adam. Ankara’nın kan donduran soğuk bir günde şiddetle, ölümle susturuldu. 24 Ocak 1993’te Ankara’da Karlı Sokaktaki evinin önünde arabasına bomba konularak susturuldu. Karanlık kanunsuz iş çevirenler, menfaat çıkar çeteleri, ülkenin huzurunu kaçırmak isteyen teröristlerin mutlu huzurlu günüydü. Cumhuriyet yönetimini benimsemiş, demokrasiye inanmış milyonların acı bir kaybıydı Uğur Mumcu’nun ölümü.

            “Bir toplum böyle çöker işte… Devletin yerini kaba kuvvet alır, susulur! Yaşamın yerini din alır, korkulur! Yoksulluklar, cinayetler birbirini izler, eller kollar bağlanıp götürülür!”

            Halkını aydınlatan, doğruları söyleyen; Atatürk İlke ve inkılaplarına gönülden bağlı olan; aydınlanmayı, çağdaşlığı savunan; Haksızlığa uğrayan halkının yanında olan bir insan nasıl saygı duyulmaz, sevilmez.

UĞUR MUMCU KİMDİR

            Babası Tapu Kadastro Memuru Hakkı Şinasi beyle, annesi Nadire Mumcu’nun 22 Ağustos 1942 yılında Kırşehir’de bir oğulları olur. Adını Uğur koyarlar. Bu ailenin dört kardeşinden üçüncüsüdür. Uğur Mumcu ilkokulunu Ankara Devrim İlkokulunda, Orta Okulunu Ankara Bahçelievler deneme lisesinde okudu. Uğur Mumcu çok yönlü ve aktif bir öğrenciydi.

            Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine 1961 yılında başlar. Öğrencilik yıllarında 26 Ağustos 1962 yılında Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi ödülüne laik görüldü. 1963 yılında fakültede öğrenci derneği başkanı seçilir. 1965 yılında Ankara Hukuk Fakültesini bitirir. Avukat olur.

            1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta’nın asistanı olarak çalışır.

            12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı “Ordu Uyanık Olmalı” sözleriyle “Orduya hakaret etmek” ve “Sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” sucunu işlediği iddiasıyla göz altına alınır. Ankara Mamak Askeri Cezaevinde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın cezaevinde yatar. Uğur Mumcu bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edilir. Verilen bu karar Yargıtay tarafından bozulur. Bu olaydan sonra askere gider. Askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği halde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı-Patnos’ta Piyade olarak yapar. “Sakıncalı Piyade eri” olarak kendince tanımlanır. Patnos’ta ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirir.

GAZETECİLİK HAYATI

            Uğur Mumcu Yeni Ortam Gazetesinde köşe yazarlığı yapar. 1975 yılından itibaren Cumhuriyet Gazetesinde “Gözlem” başlıklı köşesinde düzenli olarak yazılar yazdı. Aynı zamanda Ankara Ajansında çalışmaktaydı. 1975 Mart’ında makalelerinden oluşan (Suçlular ve Güçlüler) adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl Altan Övmen’le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel’in hayali mobilya ihracını konu edilen, mobilya dosyası adlı kitabı yayınlandı. “Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?” “Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemparyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?” 8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı.

            24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan’ın bir müddet Milli İstihbarat Teşkilatı için çalıştığını araştırması iddia edilmektedir.

            Uğur Mumcu’nun suikastı, İslami Hareket İBDA-C, Hizbullah gibi örgütleri üstlendi. Suikastın arkasında Mossad’ın ve Kontrgerillanın olduğu iddia edilmiştir.

            Uğur Mumcu’nun yayınlanmış olan bazı kitapları;

            -Devrimci ve Demokrat- Petrol Bekçisi- Inkılap Mektepleri

            -Gazi Paşaya Suikast- Kemalizm Sendromu ve Pax- Amerikan

            -40’ların cadı kazanı- Bağımsızlık gülü- Sistem-

            -Kontrgerilla Öğretileri. Esir tebessüm- Kurtar bizi baba

            -Sözü nerden başlasak- Katiller demokratisi. Hırsızlar düzeni

            -Yolsuzluk, şiddet, barış- Kavvayi Ticariye ruhu- Orta direk türküleri- Modern turban- Demirel ve Çankaya- Devlet Modası; tek yol Özal- Bir pulsuz dilekçe- Büyüklerimiz- Tüfek icat oldu, söz meclisten içeri- Terörsüz özgürlük, Libarel çiftlik.

            -Devrimci, demokrat- Aybar ile söyleşi- Rapıta- söze nereden başlasam -12 Eylül adaleti-Eğilmeden bükülmeden – Bir uzun yürüyüş. –Kazım Karabekir anlatıyor.- Bu düzen böylemi gidecek. –Sakıncasız- Sakıncalı Piyade- Kır Çiçekleri.

            -Bir devlet arıyoruz.

 

            Süleyman Erkan 24.01.2008 Tokat