Petrol Bitince Arapların Hali Ne Olacak?

 Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir." George Bernard Shaw

                Enerji olmadan hiçbir şey olmaz, enerji olmazsa hayat durur. Sanayinin temeli enerjidir; enerji olmazsa sanayi ve dolayısıyla gelişmiş ülkeler çöker...

                Dünyadaki savaşların çoğu, enerji kaynaklarını tekellerine geçirmek için emperyalistlerin çıkardığı savaşlardır. Özellikle, Latinlerin taş yağı dedikleri petrol için milyonlarca insan öldürüldü, hala öldürülmeye devam ediyor. Emperyalist güçlerin, sanayi devrimini gerçekleştiren ülkelerin, Osmanlı üzerine çullanmalarının en büyük nedeni, siyah inci dedikleri petroldür.

                Enerji kaynağı denince ilk akla gelen petroldür. Son yıllarda güneş enerjisi petrolün önemini bir nebze azaltmaktadır. Güneş enerjisi kimsenin tekelinde olmayıp, coğrafi olarak şanslı ve teknolojisi yeterli olan ülkeler bu enerji kaynağını kullanabiliyorlar. İleride ne olur bilemiyorum ama şimdilik güneş enerjisi bir ihraç kalemi değil. Fosil yakıtlar olarak bilinen kömür ve petrol Allah'ın bahşettiği doğal yakıt kaynaklarıdır. Özellikle uğruna birinci ve ikinci dünya savaşlarının çıkarıldığı petrol, insanlığın bir süre daha temel enerji kaynağını sürdürecektir. Bu kaynakları elinde bulunduranlar, maddi olarak şanslı ama emperyalistleri bir mıknatıs gibi üzerlerine çekmesi bakımından çok şansızlar.

                Petrol, yaklaşık olarak yüz yıldır pek çok ülkenin tek geçim kaynağı olmaya devam ediyor.  Körfez ülkelerinin zenginliği, halkının geçim kaynağı, petrol ihracatından kaynaklanmaktadır. Arabistan’ın marka değeri olan üç ürünü vardır. Kâbe, hurma ve petrol! Arabistan’ın çevresin-deki zengin, şımarık ve küçücük ülkelerin tek gelir kaynağı petrol ve doğalgazdır. 2011 yılı petrol gelirleri; Suudi Arabistan 289 milyar dolar, Birleşik Arap Emirlikleri 86 milyar dolar Kuveyt 80 milyar dolar, Bahreyn 7 milyar dolar, Cezayir 37 milyar dolar Mısır 5 milyar dolar Libya 39 milyar dolar. Dünya enerji ihtiyacı başka bir şekilde karşılansa veya petrol tükense milli gelirleri en az %80 azalır ve hepsi açlıktan ölür.

                Osmanlı’nın, karşılıksız 500 yıl baktığı bu insanlar -o zaman ülke değillerdi-, son yüzyıldır sadece akla ihtiyaç duymakta, para ise gani! O paranın bir kısmını bize verseler, ileride lazım olduğunda geri versek nasıl olur? Kanımca, hiç de fena olmaz! Çünkü uzmanların söylediğine göre petrol bir gün bitecek, hem de çok yakında. Peki, petrol bitince ne olacak bu Arapların hali? Kim bakacak bu Araplara, kimin başına bela olacaklar? Bela olacaklar diyorum, çünkü “ağustos böceği gibi” yaşıyorlar!

                Hani bir Çin atasözü vardı, “balık tutma ve balık verme” farkıyla ilgili. Aynı şekilde “bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, ağaç dik ama yüz yıl sonrası düşünüyorsan halkı eğit” de benzer bir yol gösterici atasözüdür. Allah, Araplara balık verdi! Onlar da bu balığı yedikçe balık hafızalı oldular, akıllarını nadasa bıraktılar! Sürekli nadas ise toprağı çoraklaştırdığı gibi akılları da çoraklaştırır! Akılsız Araplar balık tutmayı öğrenemediler; başlarındaki satılmış liderleri yüzünden. Petrol bitince, kendilerine balık verenler bir daha balık vermeyecek ve Araplar aç kalacak. “Aç ayı oynamaz” olayı “aç ayı saldırır” olayına dönüşecek! Bu, fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasının kaçınılmaz sonucudur; aç saldırır.

Gelelim saadete!

                Arap şeyhlerinin iktidarı tez vakit devrilmeli, bu zavallılar memleketlerinin başından kovulmalı! Neden mi? Çünkü yönetim şekilleriyle bizim de başımıza bela açıyorlar! Şu anda ne onlar ne de biz bunun farkında değiliz. Ama gelecekte yaklaşık 500 milyonluk potansiyel aç Müslüman çıplak bir şekilde ortalıkta kalacak. Gariban ahali bir anda açlıkla karşı karşıya kaldığında; bizim de Osmanlı damarımız tutacak, onlara bakmak zorunda kalacağız. Onlar din kardeşlerinin kapısını çalacak; “tanrı misafiri” diye içeri almamazlık yapamayacağız!  

                Her ne kadar şeriat sistemiyle yönetildiklerini iddia etseler de, monarşik yöntemle yönetilen Arap toplumları, tamamen köleleştirilmiş; gelecekleriyle ilgili her şeylerini üç beş şeyh ailesinin inisiyatifine bıraktılar. Petrol gelirleriyle şeyh aileleri bu dünyada cenneti yaşarken, halkına “bir lokma, bir hırka” misali hayatını sürdürecek kadar temel ihtiyaçlar dışında hiçbir şey vermiyorlar. Gelecekle ilgili düşünmeleri, akletmeleri istenmiyor; günlük yaşıyor, günlük düşünüyorlar. Petrolden sonra gelir kaynaklarının ne olacağı, o topraklarda ne yetiştirecekleri, ilim ve bilgi üretmeyle, teknolojiyle ilgili hiçbir düşünceleri yok. Petrol bittikten sonra milli gelirlerinin %20’lere düşmemesi için, dünyaya neyi ihraç edecekleri hakkında hiçbir Arap ülkesi bir düşünce üretmemektedir. Makineleşmenin hat safhaya ulaştığı, robotik çağa adım attığımız, dolayısıyla işsizliğin çok büyük sorun haline geldiği bu çağda, işçi ihraç edemeyeceklerine göre; ya açlıktan ölecekler ya da birilerinin yardımıyla hayatlarına devam etmek zorunda kalacaklar. Bütün bu muhtemel kötü senaryoların müsebbibi, şimdiki liderler ve onların aileleridir.

                Evet, bu ülkeleri idare eden kralların tümünün devrilmesi gerekiyor. Bunlar; vatandaşlarını, komşularını, bir süre sonrası için de bizi tehdit ediyorlar. Niye mi? Müslümanların tek sığınakları maalesef Türkiye’dir. Yaklaşık 1000 yıldır bu böyle. Tıpkı şimdiki Suriyeli göçmenler gibi… Onun için, milyonlarca göçmene bakmak zorunda kalmak istemiyorsak, zalim ve ceberut iktidarlarının devrilmesi gerekiyor. (Eğer Suriye yönetimi Esed’lerin elinde değil de demokratik olarak seçilmiş hükümetler elinde olsaydı 3,5 milyon mülteciye bakmak zorunda kalmazdık.) Bu hayırlı iş; hem halkı, hem İslam’ı hem de bizi kurtarmış olur.

                Peygamberimiz ve dört halife dışında Arap halkı hiçbir dönem bir medeniyet kuramamış, insanlık âlemine bir katkıda bulunmamıştır. Araplar yönetmemiş, hep yönetilen olmuştur. Düne kadar Osmanlı doyurmuş ve yönetmiş, bugün de petrolle ayakta duruyorlar ama yine bir başkası (emperyalistler) tarafından yönetiliyorlar. Ülke, bu günkü yöneticilerden kurtarılmalı, o topraklarda petrol dışında gelir getirici yatırımlara bir an önce başlanmalıdır. Bugün, petrol gelirleri Amerika v.s emperyalistlere kaptırılmadan yatırıma dönüştürülmeli.

                50 yıllık, yüz yıllık plan bu olmalı!

                Bu bizim stratejilerimizden biri olmalı!

                İsmet YALÇINKAYA

 

                28/01/2018