YALNIZLAŞTIRAN HASTALIK ALZHEİMER

Hamdi ERTÜRK

 

            Çağımızın önemli sağlık sorunlarından olan Alzheimer hastalığı, sağlıklı bireylerin dahi yaşadığı yalnızlaşma sorununu, yaşlı bedenler için çok daha çekilmez kılıyor. Hastalığa yakalandıktan sonra çevresine olan ilgisi zamanla kaybolan yaşlı birey, sosyal hayattan kendisini ayırıyor, zamanın çoğunu evinde ve yatağında geçiriyor. Alzheimer hastalarının evine ve yatağına bağımlı olarak yaşam sürmesi, hastanın bakımını üstlenen kişilerde de ciddi tıbbi ve psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor.

ALZHEİMER NEDİR?

            Alzheimer hastalığı, en sık görülen demans* tipidir. İkinci sıklıkla görülen demans tipi ise, beyin damarlarının tıkanmasına bağlı olan vasküler (damarsal) demanstır.

            Yaşlılarda, kalp hastalıkları, kanser ve inmeden sonra en sık görülen sağlık sorunudur. Kadınlarda biraz daha sık görülür. Alzheimer tanısı konulan hastaların büyük bir kısmı 65 yaşın üzerinde olmakla birlikte, kırklı ve ellili yaşlarda da görülebilir.

            Hastalık bulaşıcı değildir. Yapılan çalışmalar, hastalığın oluşumunda birden fazla kalıtsal özelliğin rol oynadığını göstermiştir. Bu nedenle ailenizde Alzheimer hastası varsa, bu sizin de ileride Alzheimer olacağınız ya da hastalığın çocuklarınıza geçeceği anlamına gelmez.

            Bu hastalık ilk olarak Alman Doktor Alois Alzheimer tarafından 1907 yılında tanımlanmıştır. O günden bu yana yapılan çalışmalarla hastalığın çeşitli özellikleri ortaya konulmuştur. Özellikle gelişmiş ülkelerde yaşam kalitesinin yükselmesi ve sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle yaşlı nüfusun artması, Alzheimer hastalığı da AIDS ve kanser gibi çağımızın hastalıkları arasına girmiştir.

            Kadınlarda biraz daha sık görülen Alzheimer hastalığı, 65 yaşın üzerindeki her 10-20 kişiden birinde, 85 yaşın üzerinde ise neredeyse her iki kişiden birinde ortaya çıkmaktadır. Yurdumuzda henüz ayrıntılı bir çalışma yapılmamış olmakla birlikte 400 bin kadar hasta bulunduğu sanılmaktadır.

            Beynimizde hücreler arasında bilgi alışverişini sağlayan bazı kimyasal haberciler bulunmaktadır. Bunlardan biri olan asetilkolin, hatırlama yeteneğinde önemli bir rol oynar. Henüz tam olarak bilinemeyen bir nedenle, asetilkolin miktarı azalırsa, hücreler arasında bilgi alışverişi bozulur ve bellek bozuklukları ortaya çıkar. Nedenler kesin olarak bilinmemekle birlikte, çevresel etkenlerin, kalıtsal faktörlerle birleşmesi sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir.

HASTALIĞIN EVRELERİ

            Alzheimer hastalığını, başlıca 3 evreye ayırmak mümkündür.

            Birinci Evre: Belirtiler henüz fark edilir düzeyde değildir. Hastalar özellikle yakın zamana ait bilgileri hatırlamakta zorluk çeker. Zaman ve mekan tanımlamada zorluk çeker, zaman zaman kaybolur. İşinde verimliliği düşer. Bunların farkına varıp, sinirli, çekingen ve sıkıntılı bir ruh haline girebilir. Oysa yakınları, bütün bunların yaşlılıkta doğal olabileceğini düşünme yanılgısına düşerler.

            İkinci Evre: Belirtiler artar, günlük yaşamı olumsuz şekilde etkilemeye başlar. Bellek kaybı arttığı için yakınlarının bile isimlerini unutur. Yıkanma, giyinme gibi günlük işleri kendi başına yapamaz. Para kullanmakta güçlük çeker, konuşması bozulur, hayaller görmeye, yanlış inançlara kapılmaya başlar.

            Üçüncü Evre: Artık tümüyle bağımlı hale gelir, bedensel bozukluklar da baş gösterir. Kendi kendine yemek yiyemez, yürüyemez, hatta idrar ve dışkısını kontrol edemez. Ailesini tanıyamaz ve belirgin davranış bozuklukları baş gösterir.

            Alzheimer Hastalığı, yıllar içinde sinsice ilerleyerek hem hasta, hem de yakınları için ağır bir yük oluşturur. Eğer bir kişide belirtiler ortaya çıkmışsa, vakit kaybetmeden, uzman bir hekim tarafından tetkik edilmelidir. Erken dönemde tanınması, hem tedavi hem de bazı pratik önlemlerle hastanın ve yakınlarının yaşam kalitesinin yüksek tutulmasını sağlayacaktır.

TEŞHİSİ İÇİN ÖZEL BİR YÖNTEM YOK

            Hastalığın tanınmasında özel bir test mevcut değildir. Sinsi başlayıp yavaş bir ilerleme göstermekle beraber, erken dönemlerden itibaren bazı belirtiler gösterir. Bilgili ve deneyimli hekimlerin, zihinsel işlevleri ve günlük işleri yürütebilme yeteneğini araştırmaları, beynin görüntülenmesi, bazı laboratuar testlerinin yapılmasının yanı sıra benzer belirtiler gösteren diğer hastalıkların araştırılarak elenmesi yöntemiyle Alzheimer hastalığı teşhis edilir. Hastalığın erken teşhisi konusunda hastanın sürekli hekiminin yardımı olabileceği gibi, nöroloji ve psikiyatri uzmanlarına da başvurulabilir.

EVDEKİ YAŞLI ÇOCUK

            Türkiye’de bilinen yaklaşık 400 bin Alzheimer hastası var. Tedavisi devlet tarafından üstlenilmediği için büyük bir masraf gerektiriyor. Bir Alzheimer hastasının aylık masrafı bin lirayı bulabiliyor. Alzheimer hastalarının en az ilaç tedavisi kadar sevgiye, anlayışa ve özenli bir bakıma da gereksinimleri vardır. Çünkü Alzheimer hastaları, zaman içinde tıpkı küçük çocuklar gibi, yardımsız yaşayamayacak duruma gelirler. Hastalık ilerledikçe çatal bıçağı düzgün kullanamaz, kendi başına giyinemez, dışarıda yollarını bulamazlar ya da yemeği ocakta unutup yakabilirler. Alzheimer hastaları gitgide daha huzursuz, saldırgan, içine kapanık, depresif, ya da çevresine ilgisiz olabilir. Kendi sakladığı eşyalarını bulamayınca, yakınlarını hırsızlıkla suçlayabilir. Arkadaşların, komşuların yanında yakınlarını mahcup edebilir. Alzheimer hastalığı, bakımı üstlenen hasta yakınları ve aile için gerek sosyal gerekse ekonomik açıdan ciddi bir yük oluşturur. Hasta yakınları, sosyal ilişkilerini ve işini yeniden düzenlemek zorunda kalabilir. Yapılan araştırmalar, Alzheimer hastasının bakımını üstlenen kadınlarda depresyon görülme oranının yüzde 47 olduğunu ortaya koymuştur. Alzheimer hastaları parayı kullanma konusunda ciddi sorunlar yaşayabildiğinden, tek başına banka işlemleri yapması, çek kullanması ya da büyük paralarla yalnız alışveriş yapması kısıtlanmalıdır.

            *Demans, kişinin entelektüel ve sosyal yeteneklerinin, günlük fonksiyonlarını etkileyecek şekilde ilerleyici bir kaybıdır.

            Konu ile ilgili şiirimi aşağıda takdim ediyorum. Sizlere sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

            Hoşça kalınız…

 

            SAĞLIKLI YAŞLANMAK

            VE YAŞLANIRKEN GENÇ KALMAK

 

            Olur olmaz şeye kafayı takma!

            Stresi yen, hiçbir şeyi dert etme!

            Hayata her an pozitif bakarak,

            Hep neşeli ol, depresyona girme!

 

            Beyin’in canlı tutulması için,

            Beyin jimnastiği yapmalısınız!

            Okumak, ezberlemek, araştırmak;

            Bulmaca ve problem çözmelisiniz!

 

            Barışık ol dünya ile daima!

            Yararlı uğraşlar bulmalısınız!

            Korunun şeker hastalığından!

            Ve sigarayı bırakmalısınız!

 

            Yaşama sevinci olmalı her an;

            Kendinle barışık olmasınız!

            Sağlıkta Beyin Gücü çok önemlidir;

            Soğukkanlı ve sakin olmalısınız!

 

                                   4.10.2010 TOKAT

                                   Hamdi ERTÜRK