YANLIŞ HESAP TURHAL ŞEKER’DEN DÖNER Mİ?

Son günlerde Ülkemiz tarımını, sağlığını (gıda güvenliğini) ve ekonomisini doğrudan ilgilendiren bir haber öne çıkarak yerel ve ulusal basının gündemine oturdu. Oturdu diyoruz, çünkü bir haftadır gündemden düşmedi ve pek de düşeceğe benzemiyor. Neydi o haber? Resmi gazetenin 21 ŞUBAT 2018 tarihli sayısında, ÖZELLEŞTİRME İdaresi Başkanlığı (ÖİB)’nın, 14 şeker fabrikasının satış yöntemiyle özelleştirilmesi için ihale açma kararı ilan edildi. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’nin köklü kuruluşları arasında yer alan bu 14 fabrika üç parti halinde satılacak. İkinci partide Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu ve TURHAL fabrikaları için 11 NİSAN’a kadar teklif verilebilecek. Yani satış süreci başlamış bulunuyor.

            O TURHAL ŞEKER FABRİKASI ki, 7 EKİM 1933’de temeli atılıp 19 EKİM 1934’de işletmeye açılmıştı. Yani, o koca fabrikanın yalnız binasıyla değil, yönetimi, uzmanı, ustası, işçisi ve çiftçisiyle birlikte doğuşu ve üretime geçişi için 377 gün yetmişti. Aslında bu çabukluk, bu zamanla yarış, yaman bir azim ve iradenin de simgesiydi. O yıllarda o fabrika, yalnız TURHAL’ın değil, bütün TOKAT ilinin tarımsal alandaki kalkınmasını hızlandırmış, buna koşut olarak çiftçinin, modern tarım yöntemlerinin uygulanmasında en etkin öğreticisi ve destekçisi olmuştu. Zincirleme bir etkileşim her alanda kendini göstermiş, birkaç yıl içinde TURHAL her yönüyle gelişip kalkınan bir kent kimliğine bürünmüştü.

            Peki şimdi ne olacaktı ya da ne olmalıydı? 21 ŞUBAT’tan beri, satışlarına karar verilen 14 fabrikanın bulundukları iller işçisiyle, çiftçisiyle, kooperatifleriyle, sendikalarıyla bunu konuşuyor, bunu tartışıyor. Bir kere karar çıkmış, özelleştirme şeklinde satış yapılacak. İşte kaygı ve endişe de burada başlıyor. Çünkü özelleştirmeler sonucunda iyinin yanında kötü örnekler de yaşandı.

            Ülkemizde toplam 30 şeker fabrikasından, önceki yıllarda 16’sı satılmıştı. Bunların kaçı kapandı, kaçı çalışıyor? Bilinen bir şey var ki bunlardan 4’ünü CARGİLL denilen dev Amerikan şirketi almış ve kapatmış. Bu şirket, dünyaya GDO’lu yani DNA’sı değiştirilmiş mısır tozu/şurubu (nişasta bazlı şeker, kimyasal yapay tatlandırıcı) satıyor. Bu yüzden karşısında rakip istemiyor. Son yıllarda şekerpancarına kota koyduran da bu şirket. Bu durum karşısında her bölge fabrikasına sahip çıkmalı.

            Şuanda TOKAT, TURHAL ve diğer ilçeleriyle yekvücut olup fabrikasına sahip çıkıyor. Çeşitli öneriler var. KONYA – TORKU gibi verimli çalışan, işçisi ve çiftçisiyle bütünleşmiş yerli sermayeli model, örnek gösteriliyor. TURHAL – ŞEKER’de de bu örnek uygulansın, diye ciddi bir öneri var.

            İnşallah hayırlı olur. Yanlış hesap bu kez BAĞDAT’tan değil de TURHAL – ŞEKER’den döner mi, döner…