ÖZELLERTİME MİLLETİ FAKİRLEŞTİRİYOR.

                Bir şirket neden satılır? Kâr getirmez veya borçlarından dolayı .. Halbuki bugünlerde torba yasa ile Turhal Şeker Fabrikası da dahil 32 şeker fabrikasından 14 tanesi toptan satılacak Belki de aradan bir süre geçtikten sonra bunların çoğu kapatılacak ve arsaları rant uğruna elden çıkarılacak.

                Tokat Sigara fabrikasının başına bunlar gelmedi mi?

                Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin üzerinde gelişmiş ülkelerin gözle görülür bir baskısı bulunmaktadır. Bu baskılarda gelişmekte olan ülkelerin iktisadi gelişmelerini desteklemek için emperyalist ülkeler tarafından önerilen politikaları benimsemelerine yöneliktir

                Gelişmiş olan ülkeler bizim gibi gelişmekte olan ülkelere önerdikleri politikaların hiçbirini uygulamadıkları görülür.

                Atatürk’ün şu sözlerine kulak vermek gerekir: “Hiçbir ülke başkalarının direktifleriyle kalkınamaz. Üzerinde yaşadığımız toprak parçasını, emperyalist ülkelere karşı kazandığımız askeri zaferlerle vatan haline getirdik. Halen emperyalist ülkelerin bu vatan üzerindeki emelleri son bulmuş değil. Ancak, artık savaşlar askeri olmaktan çok ekonomiktir. Bu nedenle bu vatan toprağında daha emin yaşamak için, daha müreffeh yaşamak için, daha iyi yaşamak için çalışmaktan, üretmekten başka çaremiz yoktur.

                Aslında özel mal ve hizmetlerinin özelleştirilmesine kimse itiraz etmiyor. Ancak AKP iktidarı yatırımları özelleştiriyor. Üstelik özelleştirme gelirlerini de alt yapı yatırımlarına ayırmıyor. Çünkü köprü ve karayollarını, havayollarını devleti özel sektöre borçlandırarak yapıyor. Bunlar için hem devlet gelirlerinden mahrum kalıyor, hem de üstüne her yıl bütçeden para veriyor.

                Şeker fabrikaları ülkenin stratejik kaleleridir.100 yıllık bir geçmişi vardır. Yerli ve milli  kaleleri yok ediyoruz. Anadolu’yu ve de Anadolu insanını…

                Ta! 1960’larda Türkiye’ye gelen ABD şirketi Cargil; Nişasta bazlı şeker üreten dünyanın dört dev şirketinden birisidir.

                Arslan Bulut’un ifadesine göre: “19 Ocak 2001 tarihinde Bülent Ecevit, ABD. Başkanı George Bush ile görüşürken, görüşmede bulunan ABD Ticaret Bakanı Donald Evans, Cargil’in sıkıntılarının kaldırılmasını istemişti.

                Firmayı daha önce ABD Başkanı’nın ricasıyla koruma altına alan ilk kişi Turgut Özal’dı.

                Sonradan AKP hükümeti ABD Başkanı George W Bush’un Başbakan Tayyip Erdoğan’dan aynı talepte bulunması ile Bursa İnegöl’de Cargill fabrikası’nın bulunduğu alanı “özel endüstri bölgesi” ilan etmişti”

                Güler Kömürcü, bu durumu 30 Ocak 2004’te şöyle duyurmuştu:

                “Bush, geziden önce Tayip Erdoğan’a mektup göndererek Şeker Yasası’nda yüzde 10 olan glikoz kotası’nın artırılmasını istemişti. Erdoğan’da hemen kotayı yükselten bir tasarı hazırlatarak ABD gezisi öncesinde Bakanlar Kurulu’nun imzasına açtı.”

                Bu talepten sonra mısır şurubundan elde edilen tatlandırıcı kotası % 7,5’ten % 15’e yükseltilmişti.

                Bursa’da Cargill firması’nın Bakanlar kurulunca “Özel Endüstri Bölgesi” kapsamına alınmasıyla a birlikte mevcut mahkeme kararları etkisizleştirilmiş oluyordu. Cargill’le ilgili bozma kararlarını Danıştay vermişti. Danıştay baskını da bu tartışmalar arasında yapılmış ve 2’inci Daire Başkanı yaralanmış, Mustafa Yücel Özbilgin şehit edilmişti.

                Geçen hafta sonunda Türkiye’ye gelen ve Cumhurbaşkanı ile 3,5 saat görüşme yapan ABD’de Dışişleri Bakanı Rex.Tillerson,medyanın haberine göre Cargill’in Türkiye’de açacağı nişasta bazlı fabrikaya izin verilmesi konuşulmuş.

                Yukarıdaki tarihi seyre baktığımızda ABD, kendi şirketlerinin menfaatlerini nasıl kolluyor. Demek ki ABD’nin stratejik ortaklığı ve dostluğu yok, menfaat ve çıkarları vardır.

                Cargill firması bu %15’lik kotayı yükseltmeye uğraşıyor. Türkiye’de yaptırdığı bir araştırma raporunda Şeker Pancarı üretiminde zarar edildiği ve Şeker Pancarı fabrikalarının özelleştirilmesini bu raporla öneride bulunuyor. Hükümet’te bu raporu baz alarak 32 şeker fabrikasının 14 tanesini satışa çıkarıyor. Muhalefetin tespitlerine göre bu fabrikaları alacak firmalar şimdiden belliymiş. Ve arkasında da Cargill firması varmış.

                Bu özelleştirmeleri, akılla izah edebilmek mümkün değil. Bu fabrikaların her birinin satışı milli servete ihanettir.

                Bu özelleştirme işçinin de ülkenin de yararına değil. Avrupa ülkeleri ve ABD şeker fabrikalarını özelleştirmezken bizimkiler neden satıyor. Bu satışlarla şeker üretimi bitecek ve dışarıya bağımlı kalacağız.250 bin çiftçimiz işsiz kaldığı gibi 35 bin işçi fabrikalarda çalışamayacak ve ülkemizde işsizlik resmi makamlara göre %10,9 iken bu rakam daha da büyüyecek. Gelir dağılımı azalacak ve millet fakirleşecektir.

                Milletin “yeter artık sattıklarınız, birazda üretmeyi düşünün” demesi lazım.

                Bu Türkiye üzerinde oynanan bir oyun ve dayatılan bir projeden başka bir şey değildir.

                Partili partisiz Tokat’lının, sadece amacı şeker üretme olmayan ve başka stratejik özelliği de bulunan Turhal şeker fabrikasının satılmaması için birlik olup buna dur demesini bekliyoruz.

                NOT: “Önce satarlar sonra kapatırlar” başlıklı yazımda, Türkiye’de haşhaş ekimi sehven Süleyman Demirel hükümeti tarafından yasaklanmıştır diye yazılmıştı. Türkiye’de haşhaş Ekimi 1971 yılına kadar serbest ekilirken 26.06.1971’de Nihat Erim hükümeti Bakanlar Kurulu kararı ile yasaklanmıştır. Düzeltiriz.