SİGARA

SİGARA

                Dün eve gelen usta, bir saat kadar çalıştıktan sonra acele balkonu sordu. Sigara içecekmiş. Sigara deyince hemen geriye döndüm.

                Yıl, 1993. Emekli olalı iki sene olmuş. Bir gece eşim kayınbiraderim ve bendeniz, koyu sohbet eşliğinde laf lafı açtı, laf sigara paketini.   Geç saatlere kadar büyük bir iştahla sigara tüttürdük. Ortalık oldu mu sana porsuk boğması.  Yatağa girdim. Uyuyabilirsen uyu. Terlemeler, mide bulantıları, sol kürek kemiğimdeki ağrılar ve de sol kolumun uyuşmaları ile sabahı sabah ettik.

                Eşim sıkıştırıyor: “Derhal doktora gidelim.” Sabah sabah öğrencilerim, arkadaşlarım okula gelecekler. Ev, okulun yolunun üzerinde. Emekli olmadan önce bir gün bile rapor almamışım. Arkadaşlar görürse “Emekli olmadan hastalandı!” demezler mi? “Hele el ayak çekilsin de öyle.”

                Özel doktor bana “damarlarda kireçlenme var”. Dedi ama eşime kriz geçirmekte olduğumu, derhal hastaneye yetiştirilmemi söylemiş.

-Arabam burada onunla gidelim.

-Araban batsın. Bir taksi çağıralım.

                Yoğun bakımda on gün kadar yattım. O günlerde ayrıldım yirmi beş yıllık alışkanlığımdan. Bir gün oğlum sınıfta sigarayı bıraktığımı söyleyince öğretmeni, “Rasim Hocam bırakırsa, cümle âlem bırakır demiş.” Kimi tiryakiler, sigarayı bırakanın çeşitli hastalıklara yakalandığını söylerler. Hepsi yalan. Asıl bırakmayanlar hastalanıyor. Ben bıraktım hiç bir sakıncasını görmedim.

                Ak parti hükümetlerinin yaptığı en hayırlı işlerinden biri, sigarayı yasaklamak oldu. Hele kahvelerde, hele içkili lokantalarda, hele şehirlerarası yolcu otobüslerinde, hele kapalı alanlarda sigaranın yasaklanacağını rüyamda görsem inanmazdım.  Ne idi öyle bayramlarda konuklar için çeşit çeşit sigara hazırlamalar, konuklara ısrarla sigara yaktırmalar, nişan düğün gibi toplantılarda sıra atlamadan sigara ikramları…

                Sungurlu’da çay ve ihtiyaç molasından sonra otobüse binen yakıyordu sigarayı, acele.

                Arkadaki koltukta oturan delikanlıların yaktığı sigaralar değişik bir koku yayıyordu. Bunalan yedi sekiz yaşlarındaki oğlum, “Baba yak bi Maltepe de şu kokuyu bastırsın” deyişini hiç unutmuyorum. O gün başka sigaradan rahatsızlanan köftehor, şimdi mısır tiryakisi oldu. Annesiyle boşalttığımız boşluğu dolduruyor, evvel Allah! Bizim çocuklar varken tekelin sırtının yere geleceğini sanmıyorum.

                Büyükler derler ki içkiyi bırakmasan da olur, bulamazsan içmezsin ama sigaraya bırakmazsan sıkışınca düşmanından bile istersin.  Ve eklerler:

                Allah ikrahlığını versin…