ŞEKER FABRİKALARI CUMHURİYETİN SON KALELERİ

                Turhal'ın içinden akan Yeşilırmak durgun sessiz akmakta. İçinde yaşayan balıklar yaşamak için çırpınıp durmaktadır. Irmağın kenarına oturup suyu seyrederseniz suyun nasıl kirlendiğini görürsünüz. Peki ya eskiden bu ırmak böyle miydi? Daha canlı akar, balıkları temiz suda neşe içinde yaşarlardı. Tıpkı Turhal'da yaşayan insanlar gibi. 92 bin nüfusları gösteren Turhal şimdi 60 binleri zar zor görmektedir. Demek oluyor ki canlılık veren şeker fabrikası iyi yönetilmiyor. Yeşilırmak'ın kirli suyundan kaçan balıklar gibi insanlar başka illerde yaşam kaynağı arıyor.

                Şeker fabrikaları özelleştirilip ileride ki günlerde kapatılırsa bugünkü nüfusun yarıdan fazlasını da kaybedeceğini yöneticilerimiz hesaba katmazlar mı? Beyaz duman azaldı yerine kara duman mı tüttürelim, şeker fabrikasının üstüne. Bir şeyi yok edeceksin ya… Yıllar önce döküm atölyesini kapattılar. Sonra şeker kotalarında çiftçiyi zorlaştırıcı önlemler aldılar. Çiftçilerin gübre, mazot, nakliye gibi girdiler arttıkça üretimde zorlaşmalar arttı. Acaba şeker fabrikalarını yönetenler mi iyi yönetemiyordu. Yoksa bilinçli ve kasıtlı olarak fabrikanın gerilemesi ve kapatılması mı isteniyordu. Bulunduğu alana sıcaklığıyla hareket verir şeker fabrikası. Beyaz kristal şeker binlerce alın terinin iziyle oluşur.

                Turhal Şeker Fabrikası Cumhuriyetin ilk sanayi fabrikalarından bir tanesidir. 1935 yılında Atatürk'ün devrimlerindendir. O yoksulluk ve imkansızlıklarla kurularak cumhuriyetimizi taçlandırmıştır.

                Şeker fabrikasının çevresinde çocukluğu geçenler iyi bilirler. Pancar teklemeyen, pancar çapalamayan, pancar söküp pancar başı kesmeyen çocuk, genç yoktur. Pancarlardan teker yapıp arabasına takıp oynamayan yoktur. Analarımız pancar yaprağından bulgurla kavurup yemek yapardı. Pancar dallarının kalın sapından turşu yapılırdı. Pancarın gövdesi ya suda kaynatır ya da fırında pişirip yerdik.

                14 şeker fabrikası satışa çıkıyor. Bunların 10'u zarar ediyor, 4'ü kardaymış. Hükümeti yönetenler "şeker fabrikaları özelleştirildikten sonra beş yıl daha çalıştırılacaktır." sözünü veriyor. Peki, bu beş yıl sonra ne olacak?

                Osmanlı Devleti döneminde 1840-1899 yılları arasında şeker fabrikası kurma çalışması yaptıysa da başaramadı. Ancak Mustafa Kemal Atatürk gibi bir dahi Türkiye'nin dört bir yanında şeker fabrikalarını kurdu.

-Şeker fabrikaları özelleştirilip satılırsa devletimizin yükü azalıp o yörede yaşayan halk daha rahat ve refah içinde mi yaşayacak?

-Şeker fabrikaları kapatılınca şeker fiyatları bugünkünden daha ucuz fiyata mı satılacak?

-Pancar parasından elde edilen küspe, melezle hayvancılık yapanlar, hayvanlarını besleyemeyince ette sütte indirim mi olacak?

-Pancar nakliyesi yapanlar şeker nakliyesi ile uğraşanlar kontak kapatılırlarsa devlet mi kazanacak?

-Köylülerimiz az da olsa pancar üretiminden iş, aş sahibi olurlar. Pancar ekimi yapmayınca köylüler rahat ve refah mı yaşayacak?

-Köylü, nakliyeci, fabrika işçisi, hayvan besicisi işsiz kaldıklarında büyük şehirlere aileleriyle göçerlerse daha mutlu ve huzurlu mu olacaklar?

-Bugün şeker fabrikalarının zarar ettiği söyleniyor, özelleştirme sihirli bir elle şeker fabrikalarını kâra mı geçirecek?

-Özelleştirdiği şeker fabrikaları beş yıl sonra başka amaçla kullanıldığında devlet, "dur yapma" mı diyecek?

-Şeker fabrikası özelleşince işsizliğin önüne mi geçilecek, büyük yerleşim yerinde yaşayanlar kırsal alana mı dönecek?

-Satılan fabrikaların parasıyla fabrikalar mı yapılacak, yeni iş sahası mı geliştirilecek?

                Sosyal devletin özellikleri teker teker yok ediliyor. Her bireyin kapitalizmde parası kadar adam olduğunu gördüğümüzde insanlık değerlerimizin yok olduğunu görüyoruz. Önceki yıllarda özelleştirmelerde ülkenin kâr mı zarar mı ettiğini gördük, yaşadık. Önceki özelleştirmelerden ders çıkarmadıysak, şimdi milletçe oturup iyice düşünmeliyiz. Son milli sanayimiz olan şeker fabrikalarının satışına millet olarak dur demeliyiz. Elimizde cumhuriyetten kalan son miras şeker fabrikalarını hayırsız evlatlar gibi satmayalım. Var olan fabrikaları iyileştirelim., geliştirelim daha fazla üretim yapalım. İnsanlarımız çalışsın, mutlu olsun, ülkemiz kalkınsın. Tüm kötülüklerin anası işsizlik, cahilliktir. Şeker fabrikalarını yaşatmak için herkesi düşünemeye, el birliğiyle yaşatmaya davet ediyorum.

Süleyman Erkan

Bedestenlioğlu/Tokat