TOKAT VALİLERİ RECEP YAZICIOĞLU (II)

Hasan AKAR

Tokatlı Şeyh’ül İslâm İbn-i Kemal Yavuz Sultan Selim’in vefatı üzerine şöyle söylemişti:

“Bir ikindi güneşi gibi az ömür sürdü, fakat gölgesi uzun oldu.”

Vali Recep Yazıcıoğlu da bu veciz sözün sahibi adına Tokat’ta Şeyh’ül İslâm İbn-i Kemâl Araştırma Merkezi’ni kurdu. Ve ruhu kısa süren bir ikindi güneşinden sonra uzun gölgelere yürüdü.

 

                                                                        **

 

14 Mayıs 1984’de Tokat’a gelen Vali Recep Yazıcıoğlu’nun ilk karşılanmasında, daha sonra kadim dost oldukları şahsiyetlerden Dr. Ömer Balak, İş Adamı Vasfi Diren (1921-1987) ve Dr. Sami Gündüz de bulunurlar. Bu ilginç anı Dr. Ömer Balak’ın Kümbet Dergisine yazdığı anılarından aktaralım:

“Biz üç arkadaş valiliğin yanı başındaki otelimde sohbet ediyorduk. Vasfi Diren:

                -Biraz sonra yeni vali gelecekmiş, herkes karşılamak için sıraya dizildi. İsterseniz biz de gidip sıraya eklenelim, dedi.

                Kalktık sıranın en sonuna durduk. Valinin makam arabası geldi. İçinden çocuk görünümlü biri indi. Bir yıldırım hızıyla herkesin eline elini sürdü. Tabi bizim de elimize sürdü geçti. Sonra koşarak vilayetin merdivenlerinden içeri girdi. Biz de bu tuhaf karşılamadan bir şey anlamadan kalan sohbeti tamamlamak üzere otele döndük. Vasfi Diren:

                -Yahu arkadaşlar bu nasıl işti, vali ellerimize elledi gitti.

                 O anı gözlerimizin önüne getirmişçine gülüştük.

                Aradan aylar geçti. Bir okulda sergi açılmıştı. Sergiyi gezerken bana baktı baktı, sonra:

                -Yahu biz seninle komşuyuz ama sen bizi ziyarete gelmedin. Deyince aradığım fırsatı bulmanın serbestliğiyle:

                -Sayın valim. Biz, siz Tokat’a geldiğinizde hükümet binasının önünde karşılaştık ama siz bizim yüzümüze bile bakmadınız. Bizim ellerimize şöyle bir elleyip geçtiniz, dedim. Tatlı tatlı gülümsedi:

                -Öyleyse bu akşam size yemeğe geleceğim, dedi.

                Akşam yemeğe geldi. Orada güzel bir kaynaşma oldu ondan sonra dostluğumuz ölünceye kadar devam etti.

                Evet, Vali Recep Yazıcıoğlu Tokat’a böyle bir el çırparak geldi, bir çırpıda çok sevdiği halkının yine ellerini çırparak gitti.

 

                                                                              **

                Recep Yazıcıoğlu 1984 yılının Mayısında Tokat Valiliğine atandığında Türkiye Cumhuriyeti’nin henüz otuz altısında en genç valisidir. 15 yıllık kaymakamlık tecrübesi, düşünüp de gerçekleştiremediği büyük projeleri hayata geçirmesi bakımından valilik büyük bir avantajdır. Bilinen bir gerçek var ki kaymakamlık kursunda Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa’nın (1827-1901) “Tenbihname” eserini iyi okumuş, iyi incelemiştir. Kısaca da olsa Tokat Valisi Recep Yazıcıoğlu gibi Sivas'tan Aydın Valiliğine atanan Vali Halil Rıfat Paşa’dan bahsetmek gerekir.

                Valilik görevlerinden sonra sadrazamlık görevinde de bulunan Halil Rıfat Paşa, 2. Abdülhamit'in (1842-1918) tahtta bulunduğu dönemde 1882-1885 yılları arasında Sivas Valiliği yapmıştır. 2. Abdülhamit zamanında eğitim –öğretim alanındaki üstün çalışmalar görülmemiş bir hızla yaygınlaşmış adeta bir okuma yazma seferberliği başlamıştı. Halil Rıfat Paşa da görevi sırasında, padişahın eğitim-öğretime verdiği önemden yola çıkarak büyük projelere imza atmıştı.

                Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa döneminde devletin kıt imkânlarının yetişemediği zamanlarda halkın fedakârlıkları ve orijinal bir çalışma olarak hazineye ait arazilerin ekilip biçilmesiyle elde edilecek gelirlerin maarif sandıklarında biriktirilip bunların okul yapımı ve eğitim masraflarında kullanılmasına gayret edilmiştir.

                Ayrıca yazdığı on bir maddeden müteşekkil “Tenbihnâme” eserinde 4. 6. ve 11. maddeyi doğrudan eğitim-öğretime ayırmıştı.

                İşte Vali Recep Yazıcıoğlu’nun elinde ve beyninde bu eser vardı. O da Halil Rıfat Paşa gibi düşünüp hızla uygulamalara koyuldu. Onun gibi dağ, taş gezdi. Amirini, memurunu sık sık kendisine has yöntemlerle kontrol etti, ne zaman nerede bitivereceğini kimse bilemedi.

                Dolayısıyla Tokat Valiliği sırasında özellikle mahalli hizmetlerin gerçekleştirilmesinde halkın gönüllü olarak yapılacak hizmetlere katılması (imece), devletin sınırlı kaynaklarını mahalli kaynaklarla birleştirerek uyguladığı emanet yöntemiyle daha etkin ve verimli projelere imza atmayı başarmıştır.

Yine Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa’nın, “Gidemediğin yer, senin değildir.” sözünü başkaları gibi sadece yol olarak değerlendirmemiş, devletin hizmetlerinin memleketin en ücra köşelerine kadar ulaşmasının gerekliliğini düşünmüş ve ona göre yola çıkmıştır. Onun beş yıllık valilik sürecinde uygulayıp başardıkları halkın gönüllü olarak katılımı sağlanarak devletin sınırlı kaynaklarının mahalli kaynaklarla birleştirilerek eğitim, sağlık, tarım, turizm gibi alanlarda hizmetlerdir.

                Tokat Modeli olarak adlandırılan proje çerçevesinde ilgili bakanlıkların şehre gönderdiği ödenekler özel idare kaynaklarıyla bir torba bütçe şekline dönüştürülmüştür. Özel idareler aracılığıyla satın alınan malzemeler şehir merkezinde valinin, ilçelerde kaymakamların aracılığıyla köylerde muhtarlara ulaştırılarak pilot uygulamalarla “Kendi okulunu kendin yap” “Sağlık Ocağını kendin yap” kampanyalarıyla okul, sağlık ocağı, lojman yapımı başta olmak üzere çok sayıda tesis açılımı gerçekleştirilmiştir.

                Vali Recep Yazıcıoğlu bu projelerin uygulanmasında zaman zaman bazı sıkıntılarla karşılaşmış, hükümete şikâyetler olmuş, bazı basın organlarında halka baskı yaptığı şeklinde haberlerde çıkmıştır. Eşi Meryem Yazıcıoğlu’nun eşinin vefatından sonra bir röportajda belirttiği üzere Başbakan ÖZAL, Yazıcıoğlu’nun tayininin Aydın’a çıkması üzerine onu uyarmıştır, "Tokat’ta bu işler eli sopalı yapılabilir de Aydın’da üstsüzler var” diye. Bunun üzerine Yazıcıoğlu da  ÖZAL’a cevaben, “Ben işlerimi sopayla değil, halkla gönül bağı kurarak yapıyorum, endişe etmeyin” demiştir. (Aydın ilinde YAZICIOĞLU özellikle siyasilerle anlaşamamış, Tokat kadar rahat olamamıştır.)

                Vali Recep Yazıcıoğlu aslan payını aslan olana vermiş, “Bu neticenin sağlanmasında köylü başta olmak üzere, Tokat halkının gösterdiği gayret ve fedakârlık her türlü takdirin üzerindedir” diyerek Tokat halkının değerini ortaya koymuştur. 1984-1989 yılları arasında yapılan çalışmaların kısa özeti şöyledir:

                Titizlikle takip edilerek uygulanan bu modelle dört yıl içinde bakanlıktan tahsis edilen ödenekler, özel idareden temin edilen gelirlerle 25.000 m³ kereste, 50.000 ton çimento, 88 10.000 ton demir ve 20 milyon tuğla ve kiremit alınmıştır. Köy muhtarları da bu bütçeye hane başına 20.000 ila 25.000 TL arasında değişen salma adını verdiğimiz gönüllü vergi ile katkıda bulunmuşlardır. Ödeme sıkıntısı içinde bulunan vatandaşlarımız da işçilik yoluyla bu çalışmaların içinde yer almışlardır.  Taşeronların yaptırdıkları işlerin hak edişleri, işçilik ücretleri buradan ödenmiştir.

Böylelikle başta Milli Eğitim ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca Pilot Bölge olarak seçilen şehrimize genel bütçeden sağlanan 19 milyar TL’lik ödenek, Tokat’ın yaklaşık 600 köyünden salma usulüyle ve toplanan tahmini 5 milyar TL ve Özel İdare kaynaklarıyla toplam proje bedeli 25 milyar TL’ye ulaşan 3000 derslik ve lojman, proje tutarı 2. 5 milyar TL olan 3000 yataklı öğrenci yurtları, 176 sağlık evi yapılmıştır.

                Özellikle bu kurumlara araç, gereç yapmak için İl Özel İdaresi imkânlarıyla “Okul Araç ve Gereçleri Üretim Merkezi” kurularak malzemeler hem ucuza mal edilmiş, hem de işçi istihdamı sağlanmıştır. Bu atölyede günde 170 sıra, 20 yazı tahtası, 15 öğretmen kürsüsü üretilmiştir.

Nitekim Devlet Planlama Teşkilatı bu başarı karşısında kayıtsız kalmamış, “Tokat Modeli”ni verimli bir çalışma olarak ülke geneline örnek göstermiştir.

                Bundan dolayıdır ki, 1987 yılı Haziranında Tokat’ta Özel İdareler Başta Olmak Üzere Mahalli İdareler ve Toplum Kalkınması Sempozyumu”nda mahalli idareler, il özel idareleri ve belediyeler, halkın yönetime katkıları konuları tartışılmıştır.

                Yine onun döneminde tarımsal projelerden ipek böcekçiliği, bağcılık, kavakçılık projeleri gerçekleştirilerek çiftçiler açısından önemli bir verim alınmıştır.

                Kültür, sanat ve turizm bakımından Tokat’ı uluslararası alanda tanıtmak amacıyla  sempozyumlar, paneller, resim sergileri ve bilimsel toplantılar tertip edilmiştir. Tokat’ı tanıtıcı yayınlar, broşür ve kartlar gün yüzüne çıkmıştır.

                1985 yılında Şeyh’ül İslâm İbn-i Kemâl  Araştırma Merkezi kurularak aynı yıl 26-29 Haziran 1985’de Şeyh’ül İslâm İbn-i Kemâl  Sempozyum yapıldı. 1986 yılında da “Türk Tarihinde ve Kültüründe Tokat Sempozyumu” gerçekleştirildi. Her iki sempozyum da daha sonra kitaplaştırılmıştır.

Vali Recep Yazıcıoğlu  görev yaptığı sürece kendisini klasik mülki idare anlayışından farklı tutmaya özen göstermiştir. Bu konuda daha sonra yazdığı eserinde mevcut mülki idare sistemini yetersiz olduğu için eleştirirken fikirlerini şöyle özetlemiştir,  “Demokratım desem çok iddialı bir laf olur ama ben demokrat olmaya çalışan, her türlü fikre, zikre açık, peşinen reddetmeyen, farklılıkları zenginlik kabul eden, kendi düşüncesini başkasına dayatmayan, siyah beyaz düşünmemeye çalışan herkese de bunu tavsiye eden, mutlak doğruları sorgulayan bir bireyim.”

                Vali Recep YAZICIOĞLU görevi sırasında Türkiye’nin mevcut durumunu  daima eleştirdi, zaman zaman zülfi yâre dokundu, bu yüzden olacak siyasilerle de -Tokat hariç- pek anlaşamadı.

25 Mart 1984’de ülkemizde mahalli seçimler yapılmış Tokat’ta Belediye Başkanı ANAP’tan Hüdai Sayıbaş (1938-2006) seçilmişti. Onunla iyi anlaştılar, iyi geçindiler. Hizmetlerin yürütülmesinde belediyenin o yıllardaki kıt imkânlarına rağmen genellikle beraber hareket ettiler. 29 Kasım 1987 yılında da milletvekili seçimleri yapıldı. ANAP'tan Metin Gürdere, Erkan Yüksel, Mehmet Zeki Uzun ve Talat Sargın seçilirken SHP’den de Kenan Süzer ve Kazım Özev TBMM’ye girmeye hak kazandılar. Vali, Tokat milletvekilleri ile büyük bir uyum içinde çalışarak merkezden temin edilecek ödenekler konusunda büyük bir gayret sarf etti.

                Biz  “Altın Yıllar“ olarak değerlendirilen 1984-1989 yılları arasında gerçekleştirilen yatırım, projelerden ve bazı uygulamalardan kısaca bahsedelim:

                -“Kendi okulunu kendin yap” kampanyaları doğrultusunda okulsuz köy kalmadı, il merkez ve ilçelerde lise, ortaokul ve ilkokullar yeni binalarında öğretime başladı.

                -Özellikle köylere sağlık ocağı ve sağlık evleri yapıldı.

                -Yeni jandarma karakolları yapıldı.

                -Karakollarda, pembe karakol projesi başlatıldı.

                -Polis Evi yapıldı.

                -Tamamlanan Sigara Fabrikası törenle açıldı. (1985)

                -İl merkez ve ilçelere öğrenci yurtları yapıldı. Taşhan öğrenci yurdu olarak tahsis edildi.

                -İl ve ilçelere yeni öğretmenevleri kazandırıldı.

                -Yol düzenlemeleri ve asfaltlama çalışmaları yapıldı.

                -Gazi Osman Paşa Üniversitesi’nin açılması için çalışmalar hızlandırıldı.

                -Yazmacılar Hanı onarılarak Tokat yazmasının tanıtımına büyük gayret sarf edildi.

                -Kahvehanelere kitaplık konuldu, içki satılan yerlere yeni düzenlemeler getirildi, kumar yasaklandı.

                -Devlet dairelerinde mesaiyi aksatmaması için çay ve sigara hususunda düzenlemeler yapıldı.

                -Bey Sokağı restore edilerek turizme açıldı.

                -Turban Oteli yapılarak turizme kazandırıldı.

                -Şehir merkezine ve Almus Tufantepe’ye Tokat’a gelen misafirlerin ağırlanması için konak yaptırdı.

                -Ankara’da Tokat’ın kalkınması ile ilgili toplantılar tertip edildi.

                -Almus Barajı’nda su kayağını başlatarak su sporları faaliyetlerinin önünü açtı.

                -Köylerdeki içme suyu çalışmaları hızlandırıldı.

                Gelecek hafta Vali Recep Yazıcıoğlu’nun Tokat’la ilgili hatıraları bölümünde buluşmak dileğiyle.