Dünya Kadınlar Günü Üzerine Birkaç Söz

Bugüne sıkıştırılan Dünya kadınlar gününü kutlamıyorum ve kaldırılmasının, her günün kadınlar günü gibi yaşanmasının doğru olacağına inanıyorum!

Bir gün hatırlanıp, kutsiyetini bir günde bitirip diğer günlerde unutulan de-ğerlerin erozyonuna karşıyım ve karşı olunmalıdır.

Allah tarafından tavsiye edilen, kutsiyet izafe edilen her şey bir günlük değil; kâinatın başlangıcından sonuna kadar devam eden değerlerdir. “Cennet annelerin ayakları altındadır” ilahi mesajı sadece 8 Mart’a mı aittir?

O yüzden 365 gün anneler günüdür. Annelere, her gün “kadınlar günü” olmalı-dır. Bu duygu kutlanacak bir duygu değil, yaşanması gereken bir duygudur. Çünkü kutlamalar kutlama bitince sona erer, oysa yaşanırsa alışkanlık yapar ve sonuç alınır.

Anadolu kültürünün üretmediği, hastalıklı medeniyetlerin üretip ihraç ettikleri her değer(!) bize uygun değil, ayağımıza dar gelir. Avrupa kadına ne zaman değer verdi de kadınlar günü icat etmeye hak kazandılar? Her konuda olduğu gibi kadınlara karşı uyguladıkları vahşet için bir günah çıkarma seansıdır “kadınlar gününü lan etmek. Müslüman kadınlara da bir gün ayırıp empati yaptılar mı acaba bu modern görünümlü vahşi batı? O yüzden ithal günleri çöp sepetine atmalı, manaya yönelmeliyiz.

Kadınlarımız da erkekler gibi insandır!

Kadınlarımız insanlığın anası olması hasebiyle erkeklerden daha üstündür!

Kadınlarımıza pozitif ayrımcılık yapmak değil; onlara Allah'ın ve peygamberi-mizin tanımladığı değeri vermek gerekir.

Niye erkekler kadınlara lütufta bulunuyor? Aslında onlar erkeklere, çocuklara lütufta bulunuyor. Tamamı “doğal anaokulu öğretmeni”dirler; bu ülkeye askerinden, tutun da her türlü meslek sahibi insanı onlar yetiştiriyor. Afrin’de ve ülkenin dört köşesinde bu ülkenin bağımsızlığı için can verenleri kim yetiştiriyor, kınalı kuzuları kim uğurluyor ve şehidini kim karşılıyor? Ana yüreği herşeye rağmen yüceltebilen, sınırsız tahammüle sahip bir yürek olması hasebiyle en iyi öğretmendir.  O yüzden kadın-erkek savaşı, ekonomik özgürlük vs şeylerden vazgeçmeli ve yaradılıştan işlenen kodlar çerçevesinde iki eşit insan gibi birlikte kutsal bir yolculuğu yürütmeyi baz almalıyız.

Kadınlarımıza “annelik mesleğin,” geri vermek ve onu mesleklerin en kutsalı haline getirmek devletin asli görevidir. Devlet annelik mesleğini mesleklerin en kutsalı haline getirmek zorundadır, gerekirse “annelik aylığı” bağlanmalıdır annelerimize. Neyin karşılığı olarak? “Ana okulu öğretmenliği” karşılığı olarak!. Ayrıca annelik görevini aksatmayacak, ağır olmayan ve zamanının az bir kısmını ayıracağı mesleklere bayanlar yönlendirilmeli. Yoksa Avrupa’daki gibi dağılmaya, yok olmaya aday Türk Ale Yapısını bu erozyondan kurtarmak mümkün olmayacaktır. Kadına öncelikle “Ana” gözüyle bakmadıktan sonra, o kutsal görevi bir değer olarak görmedikten sonra onlara verilecek pozitif ayrımcılık, kadınlara yapılan zulmün çaresi olmayacaktır.

Kadına doğuştan verilen ayrıcalığı (Tanrının verdiği ayrıcalığı) kavrayamayan erkeklerle onları birlikte olmaya zorlamak zulümdür. Devlet önce eğitmeli sonra birliktelikleri teşvik etmeli. Devlet, eğitim sistemindeki düzenlemelerle öncelikle insani ve ahlaki değerlerle gençlerimizi bezendirmeli, kadın ve erkeğin ne olduğunu genç beyinlere ilmin ışığında yerleştirmeli. Aksi takdirde hiçbir polisiye tedbir, anayasal kanunlar yaşanan vahşeti durduramayacak. Kadını erkeğin elinden kurtarmaya çalışmak kılıçların daha çok çekilmesine neden olacaktır; işin eğitim ayağını eksik bıraktığımız sürece. Birlikte yaşamanın çareleri aranmalı, çünkü yaratılış gayemiz budur.

Sadece kadına karşı değil, tüm şiddet hadiseleri insani değildir. Özellikle anne ve adaylarına, çocuklara uygulanan şiddet kabul edilemez bir vahşettir. O yüzden devlet ceza ve eğitimi birlikte ele almalı ve ivedilikle üzerine gitmeli. Aksi takdirde hiçbir ekonomik gelişme bizi kurtaramayacaktır.

Hadi son olarak bir daha kadınlar gününü kutlayayım! Allah onları başımızdan eksik etmesin. Bundan sonra 365 gün insanların gününü kutlayacağız. Çünkü Allah günleri yaratırken kadın erkek ayrımı yapmadı. Neşet Ertaş da ona vurgu yapmadı mı "Kadınlar insandır, erkekler insanoğlu" diyerek?

İsmet Yalçınkaya

 

8 Mart 2018