ŞEKER VATANDIR, VATAN SATILMAZ

ŞEKER VATANDIR, VATAN SATILMAZ

                Son bir iki haftadır vücudumda kırıklık hissediyorum. Millet 20- 21 derecede üşümeden otururken ben odamın sıcaklığını 24 dereceye çıkarıyor, yine de üşüyorum. Bu üşüme, oda sıcaklığından değil, galiba bünyemle ilgili. Sıcaklık 24 derece. Kolumu sıyırıyorum, tüylerimin tümü ayakta. Giysilerim kumaş yerine sanki zımparadan yapılmış gibi ve ben üşüyorum.

                Kirvelere oturmaya gitmiştik. Gelen çaya şeker attım. Bir yudum almadan çay gözüme büyümeye, tepeden tırnağa terlemeye başladım. Sevgili Demet, tansiyonumu ölçtü, biraz yüksekmiş. “Amca dedi, derhal acile gidelim.” Israrıma rağmen tansiyonumu söylemedi.

                Demet, liseden sonra iki yıllık hemşire okulunu bitirdi. Sonra dört yıl sınıf öğretmenliği okudu. Şimdi mesleğini başarıyla sürdürüyor. Demek ki hâlâ hemşirelik bilgilerini unutmamış: hastaya yüksek tansiyonu tam olarak söylememeyi…

                Normalde tansiyonum 7-12 arasında seyrederken demet. 17,5 ölçmüş, büyük tansiyonu..

                Demetin uyarısı bitmeden midemin bulanması ve musluğa ancak yetişmeler. İstiğfar üstüne istiğfar. Sevgili kirvemin bir eliyle bana yardım ederken, diğer elindeki fırçayla musluğu temizlemeye uğraşmaları...

                Acele gelen çocuklarımın derhal acile ulaştırmaları. Serumlar, tahliller, damar yolu açmalar… Gecenin ilerleyen saatinde nöbetçi eczaneden alınan ilaçlarla evimize kavuşmalar. O günden beri esen rüzgârdan etkilenmeler. Günlerdir hiç keyfim yoktu.

                Yedi mart sabahı kendimi daha zinde hissettim. Öğrencim, milletvekilimiz Kadim Durmaz’ın çağrısıyla dört arkadaş “Şeker vatandır, vatan satılmaz” sloganlarını atarak fabrikanın satışını engellemek için Turhal’a gittik.

                Hayli milletvekili gelmişti. Seyirci ise o kadar vekile göre bir avuçtu. Şöyle baktım fabrika kapanırsa zarar görecek işçiler, memurlar, çiftçiler besicilerden yeterli şikâyetçi yoktu. Demek ki herkes halinden memnun.

                İyi parti, Saadet partisi, Büyük Birlik partisi, Milliyetçi Hareket partisinden birer temsilci, daha çok da Cumhuriyet Halk Partisi temsilci ve milletvekilleri konuştu.

                Atatürkçü Düşünce Derneği temsilcileri CHP kadın kolları, bir kaç köylü ve bizim gibi emeklilere düşmüştü bir dert. Turhal şeker fabrikasının da Tokat Sigara Fabrikasının akıbetine dönmesinden kaygılanıyorduk.

                Dinleyicilerden şöyle mırıldanmalar duydum. "Fabrikanın kapanmasından zarar görecekler aldırmıyor da bize ne oluyor arkadaş! Sarhoşu bırak, yıkıldığı yere kadar gitsin demişler."

                Hele ben, hele ben… Nekahet dönemindeyim. Sağlığıma yeni yeni kavuştum derken üç saati aşkın ayakta konuşma dinleyip slogan atmak. Üstelik gidiş dönüş 90 km araç kullanmak…

                Şairin, “Sefil hırkanı çek başına / Yat bir zaman gör nic’olur” sözünü dinlemek varmış.

                Evime yorgun argın ve gönül kırıklığıyla dar düştüm. Allah’ın izniyle sağlığımı kısa zamanda tekrar kazanabilirim ama şeker fabrikalarının sonu ne olur bilinmez…

                Bu vesileyle başta sevgili eşim, gelinlerim ve dünya çalışan kadınlarının gününü kutlarım.

08 Mart 2018