Mehmet Emin Ulu ile röportaj

 

                Süleyman Erkan: Sayın Mehmet Emin Bey, yıllarınız eğitim ve öğretime adamış biri olarak, bizlere kendini kısaca tanıtır mısınız?

                Mehmet Emin Ulu: 1953 Tokat Doğumluyum. Gaziosmanpaşa Lisesini bitirdim. 1978 yılı İstanbul Edebiyat Fak. Mezun olduktan sonra 25 yıl eğitim ve öğretim hayatına öğretmen olarak hizmet ettim. 2004 Yılında GOÜ’den emekli oldum.  Eğitim hayatı boyunca, Dil ve Edebiyat üzerinde pek çok çalışmalar yaptım. Kitaplar çıkardım. Başta Çocuk Edebiyatçılar ve TOŞAYAD olmak üzere pek çok derneğin kuruluşunda bulundum.

Çeşitli dergilerde sayısız makale ve hikâyelerim yayımlandı.

                Süleyman Erkan: Kitap yazma merakınız ne zaman ve nerede başladı? Şu ana kadar kaç kitap yazdınız? Adları nelerdir?

                Mehmet Emin Ulu: Orta üçüncü sınıftan beri yazıyorum. Sayısız kitap okudum. Okuduğum her kitap bende yazma merakı uyandırdı. Fakat en çok İstanbul’daki okul hayatım, hocalarım ve tanıdığım ünlü yazarlar bende büyük tesir bıraktı. Necip Fazıl’dan Mehmet Kaplan’a, Sezai Karakoç’tan Ahmet Kabaklı’ya varıncaya kadar nice güzel insanları tanıdım.  Onların yaşadığı şehrin havasını teneffüs etmek bile insana çok şey katıyor.

                Şimdiye kadar yüze yakın eserim basıldı. Tiyatrodan, Roman, hikâye, şehir kitaplarına varıncaya kadar pek çok alanda eser yazdım. Bir o kadar da basılmaya hazır eserim var. Bazılarının adları şunlar: 100. Yılda Almus, Asker Mehmet (hikâye), Almus Tanıtım Broşürü, Tokat (Komisyon), Almus İlçesi Eğitim Rehberi (broşür), Ali Paşa, Akıncı Kalesi, Gıjgıj Baba, Sel, Emanet, Bahar Bayramı, Dur Melik Gazi (Melik Gazi Çocuk Hikâyeleri). Hüseyin Akbaş Efsanesi (Bir Güreşçinin Biyografisi). Hey Onbeşli Onbeşli (Tokat Şiirleri Antolojisi), Gönülden Gönüle, Bir Damla Nur, Bir Başka Aşk (Şiir),  Güvercinlerin Dili (Çocuk Masalları ve Hikâyeleri), Beyaz Karanfil, Kadife Yürekli Kız, Şeker Tarlası (Çocuk Hikâyeleri).Tarihi Eserlerle Tokat (Nuri Gençle Beraber). Irmaklar Yıldız Akar, Yeşil Yokuşun Billur Kuşu, Horoz Profesörü, Gül Yağmurları (Hikâyeler). Tokat Kitabeleri (Araştırma- Mehmet Mercan’la birlikte), Alperenler Cenneti Tokat (Araştırma-Derleme- Kasım 2004). Kaf Dağına Yolculuk (Roman), Kazâbâd’dan Üzümören’e (Araştırma) Belgelerle 1315’lerin Dramı (Araştırma, Tarihi Belgesel Roman), Hey Onbeşli Onbeşli (10 Kitaplık Seri Roman) , Değişimde Yeni Umut Yeşilyurt (Araştırma)… Siyah Şeytanlar İmparatorluğu (Araştırma), Erenler Ufkunda Sonsuzluk Halayı (Deneme), Erkilet Var Pazar Var (Araştırma)…

Süleyman Erkan: Nerelerde Görev yaptınız? En çok sevdiğiniz hangi görevinizdi, niçin?

Mehmet Emin Ulu: Kırşehir Kaman Lisesinde,  Almus Lisesinde, Tokat Endüstri Meslek Lisesinde ve Cumhuriyet Üniversitesi ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde…

                Ayrıca çeşitli dernek ve vakıflarda yöneticilik görevi yaptım.  Hiç şüphesiz öğretmenlik görevinin üstünde hiç görev tanımıyorum.

                Süleyman Erkan: İLESAM VE AKÇAĞ yayınevinin 8. Sanat Ödülleri yarışmasına katıldınız? Bu Yarışmaya katılırken duygu ve düşünceleriniz nelerdi?

                Mehmet Emin Ulu: Yılardır yazıyorum. Yazmak benim için nefes almak gibi... Yazmadığım gün, yazmayı düşünmediğim gün asla yoktur.  Zaman zaman yazdığım eserleri yarışmalara gönderiyorum.

                İLESAM-Akçağ yayınevinin ortaklaşa düzenlediği bu yarışmaya şimdiye kadar katılmadım. Fakat katılırken içimde bilmediğim garip bir heyecan vardı. Bu heyecanın neticesini sonradan almış olmam beni ziyadesiyle sevindirdi.

                Süleyman Erkan: İLESAM VE AKÇAĞ yayınevinin 8. Sanat Ödülleri Yarışması Roman türüne katıldınız? Eserinizin Adı: “Kutsal Vatanın Mukaddes Yolcuları” idi.  Bu eserde, topluma nasıl bir mesaj vermek istediniz?

                Mehmet Emin Ulu: Doğrusu hiçbir eser yoktur ki, amaçsız yazılmış olsun. Ben yazdığım eserlerimde, insani duyguları ön planda tutmaya gayret ederim. Bu duygular arasında; Coğrafyaya dost olmak, çevreye dost olmak, insana dost olmak, ulvi değerle dost olmak, bayrağa, vatana, toprağa ve tarihi değerlere dost olmak vardır.

                Bu eserimde ön plana çıkan ana duygu:, insan, vatan ve coğrafya sevgisidir.

                Süleyman Erkan: “Kutsal Vatanın Mukaddes Yolcuları” eserinizle, 3 Mart 2018 tarihinde İLESAM Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız’ın basın açıklaması ile birinci olduğunuz öğrendiniz.  Ödül Töreni, ne zaman ve nerede yapılacak? Bu ödülle alakalı duygu ve düşünceleriniz nelerdir?

                Mehmet Emin Ulu: Ödül töreni, Mayıs ayı içersinde Ankara’da yapılacak. Roman alanında aldığım bu ödül, ikinci ödülüm. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl “TUNA’YA DOĞRU” romanım, tarihi romanlar kategorisinde, en iyi dört romandan bir olarak seçilmişti. Ömer Seyfettin Hikâye yarışmalarında da derece aldığımı biliyorsunuz.

                Roman alanında “Kutsal Vatanın Mukaddes Yolcuları” adlı çocuk edebiyatına dair bu romanla aldığım ödül, beni son derce bahtiyar kıldı.  Günlerce, ayalarca süren bir uğraştan sonra bir eser vücuda getiriyorsunuz, fakat yayımlaya fırsat bulamıyorsunuz. Siz ne yazdığınızın, yazdığınız eserlerin hangi kalitede olduğunu biliyorsunuz. Fakat bu eserlerin birileri tarafından takdir görmesi elbette başka bir duygu…

                İnsanı heyecanlandırıyor. Yeni eserler yazmanıza vesile oluyor, teşvik görmüş oluyorsunuz.

                Süleyman Erkan: ”1315’li Ruh Hali” tabirini çok kullanıyorsunuz. Bu sözle neleri anlatmak istiyorsunuz?

                Mehmet Emin Ulu: Biliyorsunuz “1315 Cephe Gerisindekiler” ya da “ Hey Onbeşli Onbeşli” adıyla on kitaplık seri romanım var.  Bu romandaki kahraman, 15 yaşındaki bir delikanlının, Yemen’e kadar uzanan büyük acılarla dolu savaş ve aşk hikâyesini anlatıyor. Üstelik bu eserin ben dizi film olarak senaryosunu da yazdım. Ve iki defa TRT’den son anda geri döndü. Birinde 15 Temmuz önce dizinin yayımlanması için karar verildi. Ancak isyan hareketi olunca,  ödeneksizlik yüzünden dizi rafa kaldırıldı. İkincisinde TRT Genel Müdürü İbrahim şahine kadar dizi ulaştırıldı. İş yeniden gündeme gelecekken, İbrahim Şahin beyin görevden alınmasıyla bir kez daha akamete uğradı. İnanıyorum bu dizi, er geç TRT veya bir TV’de dizi Film olarak gündeme gelecektir.  İnşallah o gün bu diziyi seyredenler neden bu kadar önemli olduğunu yürekleri sızlayarak anlayacaklardır.  Vatan toprağı için döktüğümüz kanların, yalnız cephede değil, Cephe Gerisinde de ne büyük acılar meydan getirdiği dile gelecektir. 

                Şunu unutmayalım; Savaş, yanız Cephede değil, cephe gerisinde yapılır…

                Süleyman Erkan: Yazı yazmak sizce nasıl bir duygudur? Yazı Yazmak isteyenlere önerileriniz neler olabilir?

                Mehmet Emin Ulu: İnsan yazı yazarken, hayatı kendi bakış açısından yeniden okuyor, yeniden yaşatıyor. Hayata yeni bir yeni bir yön, yeni akış, yeni bir bakış veriyor. Mucit olmak, yeni bir şeyler üretmek, Rabbimizden insana verilen en güzel fıtrat özelliklerinden biridir. Son derce önemli olan bu özelliği ortaya çıkarmaktır. Bir bahçıvan yetiştirdiği çiçeklerden ne kadar zevk alır, ne kadar heyecanlanırsa; ben de yazıp meydana getirdiğim her eserden öylesine zevk alıyorum. Her eserim benim için yeni doğmuş bir çocuğum gibidir.  Matbaadan çıkan kitabımı aldığımda, ilk yaptığım onu öpüp koklamaktır. O anki aldığım hazzı, lezzeti inanın hiçbir şeyde bulamam. Bir annenin yeni doğan çocuğunu kucağına alıp koklaması gibi ben de yeni eserimi öylesine koklar öperim.

                Süleyman Erkan: Bundan sonra yazacağınız eserlerde, hangi konu ve olayları anlatmayı düşünüyorsunuz?

                Mehmet Emin Ulu: Hayat, her şeye rağmen devam ediyor. Çevremize baktığımızda öylesine güzel olaylar ve bu olayların iç dünyasında öylesine karmaşık sırlar var ki, o sırları çözebilmek, toplumun önüne açarak; insan olmanın, insani değerleri öne çıkarmanın bir vesilesini bulmak icap ediyor. Âcizane yazdığım eserlerim ben bu vesilelerden biri olmak istiyorum. Her eserimde, mutlaka insanı; daha iyiye, daha güzele ve daha hoşgörülü olma yolunda bir şeyler vücuda getirmenin uğraşını veriyorum. Bu uğraş, yalnız benim değil bütün insanların, özellikle eli kalem tutan ve düşünen insanların vazifesidir. İnşallah bu konuda başarılı oluruz.

                Süleyman Erkan: Son olarak okurlarınıza ve topluma söyleyecek sözleriniz neler olacaktır?

                Mehmet Emin Ulu: Birbirimizle dost olmak. İnsan olarak hayatı doğru yaşamak, doğru anlamak için yaşadığımız çevreyle dost olmalıyız. Komşuyla dost, akrabalarla dost, arkadaşlarla dost, gökte uçan kuşla, yerde yürüyen karıncayla, havanlarla, ağaçlarla, toprakla, vatanla, yaşadığımız coğrafyayla,  dost olmalıyız.

                Allah’ın yarattığı varlıklarla, tanzim ettiği evrenle dost olmayan, kendisiyle dost olur mu? Hayatta güzeli bulur mu? Dost olmasını bilmeyen yüreğini sevgiyle doldurur mu?

                Size en güzel dostlardan birini söyleyeyim mi? Kitap...

                Ne güzeldir kitaplar; Sessizliğin ve sakinliğin içinde kendine uzanacak bir el, okuyacak bir göz, anlayacak bir yürek ister?

                Öyleyse kitapları okumak, kitapları anlamak, onlara dost olmak demektir…

                Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür eder, saygılar sunarım. Bütün okuyucularıma gönülden saygı ve selamlarımı sunarım. 09.03.2018 Tokat