SAPIKLARA CESARET VEREN KÜLTÜR ORTAMI NASIL OLUŞTU?

SAPIKLARA CESARET VEREN KÜLTÜR ORTAMI NASIL OLUŞTU?

 

                Aile kurumunun temeli kadındır. Toplumun bir ferdi, üretimin bir parçası ve ülke kalkınmasının lokomotifi kadındır.

                Milli mücadelede Eskişehir ve Kütahya’da demir yollarının tamir edilmesinde, cepheye kağnılarla yiyecek ve mermi taşınmasında, eline silah alıp dağlara çıkıp Yunan’la mücadelesinde onu görüyoruz.

                Mecliste, edebiyatta, sanatta, sporda, eğitimde ve sosyal hayatın her noktasında onu görüyoruz.

                Kadın zamanla toplumdan dışlanmaya çalışıldı. Tecrit edildi. Yerine göre horlandı ve aşağılandı. O bir eşya gibi görüldü. Kadınlar geri plana itildi. Töre cinayetlerine kurban edilirken onlar üzerinden dini sömürüsü başladı.

                İslam coğrafyalarında birçok ülkede kadınların nasıl giyineceği, nasıl yemek yiyeceği, nasıl yıkanacağı, nasıl araba kullanacağı, nasıl uyuyacağı ve nasıl evleneceği tartışıldı..

                1980 darbesinden sonra Diyanet’in içi boşaltıldı. Yanlış dini eğitim metodu uygulandı. Sağ ve sol gençler cezaevlerinde çürütülürken siyasi İslam’ın önü açıldı. Sonrasında siyasilerin yeni sömürü alanları oluşmaya başladı.

                1979’da İran’da Şah’ın devrilip Humeyni’nin gelmesi ve bunun Türkiye’deki etkisi siyasi İslam’ın gelişimini tetikledi.

                Kamusal alanda başörtüsüne ilişkin tutumlar toplumsal etkileri artırdı. Siyasal İslam’ın aktörleri daha fazla ortamda görülmeye ve güçlenmeye başladı.

                Sözleri, hareketleri ve yapıları mevcut sistemin dışına çıkıyordu. 28 Şubat süreci ve 2001 krizi ve AKP’nin gelişi ile bu daha da hızlandı. 

                AKP’nin gelişi ile tarikatlar ve cemaatler daha da güçlendi. Devletin bütün noktalarına hâkim oldular. Kısa adı FETÖ olan ve ABD tarafından organize edilen terör örgütü az kalsın ülkeyi ABD’ye teslim edecekti.

                İslam coğrafyasında olduğu gibi “kadın merkezli İslam yorumu” bizim ülkemizde de yayılmaya başladı.

                Özel kanallarda İslam adına fetva veren, kendisini “hoca” diye pazarlayan “sapkın” fikirli “meczup”ların sözleri toplumda infial yarattı.

                Ülkemizde sapıklara cesaret veren bir iklim oluştu.

                Bu yalancı sahtekârların fetvaları İslâm’ı küçük düşürürken insanları dinden soğutuyor. İslâm’la alay edilmesine neden oluyor. Misyonerlerin işleri kolaylaşırken ülkede ateistlerin sayısı çoğalıyor.

                Sapkının biri “9 yaşında kız evlenebilir” sapkınlığını kendi internet sitesinde Müslümanlara “buluğ çağına ermiş kişilerin evlenebilmesinin mümkün olduğunu”, “İslam hukukçularınca da buluğ çağı alt sınırının erkekler için 12, kızlar için 9 yaş” olarak belirtiyor.

                Başka bir din bezirganı da::

                “Erkek kadından ayrılmak için sakal bırakmalıdır… Şimdi bir bakıyorsun uzun saçlı, sakalı da yok. Şimdi yakınına gelene kadar onu kadın zannedersin. Allah muhafaza bir sürü düşünceye de girersin.”diyor.

                Din bezirgânı kılığında, uydurma söylemlerle gerçek dindarların da tepkisini çeken sosyal medya fetvacılarına neden ses çıkarılmıyor, engel olunmuyor.

                Mehmet Faraç Yeniçağdaki köşesinde: “Diyanet neden susuyor? Boşluğu din bezirgânlarına bırakıyor.

                İşte bu yüzden de, genelliklede AKP’li belediyelerin organizasyonlarında kürsüye çıkıp konuşturulan bu bağnazlara kimse ses çıkarmıyor.

                Ses edilseydi birileri ; ‘Halife seçmenin zamanı geldi” diye bağıran provokatörlere tahsis eden AKP’li Üsküdar Belediye Başkanı hakkında İçişleri Bakanlığı soruşturma açma izni verirdi.

                AKP Şahinbey Belediyesinin “Kadın dövme Teknikleri” kitabı bastırıyor ve halka bedava dağıtıyor.

                Her yıl 10 Kasım da Atatürk anılıyor. Bazıları bundan rahatsız oluyor. “Her 10 Kasım saat 09.05’te tuvalete gidip sifonu çekin” ve “Atatürk heykellerini köpekler gibi yerlerde sürükleyecekler” diyen meczup baş tacı edilip hastanede ziyaret ediliyor.

                Prof. Dr Burhan Kuzu da: “Büyük tarihçidir, kendisine saygı duyarım.”diyor.

                Battaniyenin kıvrımlarından huylanan” yine bunlardır. Din adamı değiller. Dilim varmıyor ama sapıklar.

                Evet, bir ülke düşünün ki, ortalıkta hoca, şeyh kılığında bir sürü zavallı ‘din” adına sürekli saçmalıyor, ancak Diyanet’ten sorumlu başbakan yardımcısından tutun da emrindeki Diyanet yetkililerinden ilahiyat fakültelerine kadar hiç kimse onları susturamıyor, karşı duramıyor, engel olamıyor.”

                Yine “Hoca”nin biri hızını alamıyor: “Babanın öz kızına şehvet duyması”, “telefon, faks, mektup, SMS ve e-postayla “boş ol” deyip boşanma”, “sol el ile şeytan yer”, “feminizm ahlaksızlıktır” fetvası veriyor. Diyanet ve ilgili birimlerden tık yok.

                Hani bir hikâye vardır:

                   Ziya Gökalp:

                Kadın çalışmazsa fikri yükselmez

                Tabii, o zaman size denk gelmez

                Diyorsunuz onun kısadır aklı

                Artırmak istiyor, değil mi hakkı?

                Kadın yükselmezse alçalır vatan

                Samimi olmaz onsuz bir irfan” 

                Bir fıkra vardır:

                Hacı olarak bilinen ve dindar olduğunu her ortamda övüne övüne dile getiren bir şahıs bankaya yatırdığı parasının faiz hesaplamalarında sıkıntı olduğunu düşünerek bankasına başvurur. Bankada hatırı sayılır bir parası olduğu için sırada bekletilmez ve direk banka memuresinin karşısına davet edilir. Çay fincanının banka memuresinin sol elinde olduğunu görünce kendinden emin bir edayla olaya hemen müdahale eder ve der ki; sol elle bir şeyler yemek, içmek Peygamberimizin sünnetine aykırıdır. Bunu bir daha yapma der ve ekler Allah korusun GÜNAHA GİRERSİN diye de uyarır. Şaşkına dönen bankacı memure; tamam Hacı Amca tamam da sağ elimle SİZİN AYLIK FAİZ ALACAĞINIZI HESAPLIYORUM, bir hata var mı yok mu ona bakıyorum o yüzden çayımı sol elimle içmek zorunda kaldım der.
                Bu fıkra karşısında düşünüyor insan! Şimdi burada günah olan nedir? 1-HACI AMCANIN FAİZ ALMASI MI? 2-HACI AMCANIN SÖZLER İLE EYLEMLERİNİN FARKLI OLMASI MI? 3-BANKACI KIZIN SOL ELİYLE ÇAY İÇMESİ Mİ? 

                Diyanet İşleri Başkanlığı, bağlı olduğu bakanlıktan ve her konuda konuşan Cumhurbaşkanından bu sapkınlara ve din bezirganlarına ses çıkarılmaması sonucu rahat hareket etmeleri için bir kültür ortamı meydana geldi. Bu toplumda infiale yol açtı.

                Toplumda infial uyanınca Cumhurbaşkanı nihayetinde duruma el koyuyor. Ondan sonra Diyanet ve İlahiyat Fakültelerinden açıklamalar bir bir gelmeye başlıyor.              

                Sonuç: Emredersiniz efendim?