CENNET - CEHENNEM

Öbür dünyaya göçtüğümüzde gideceğimiz yerler. İkisini de tanıyoruz. Cennet güzelliklerin bulunduğu Cehennem ise onun tersi cezaların çekileceği yer. Önemli olan aslında öbür dünyaya göçmeden insanlara cenneti yaşatmak. Yer küreyi cennete çevirip, insanları cennette yaşatmak.

                Dünyanın en güzel yerinde bulunan güzel yurdumuzu  hemhal durumda bırakmayıp güzelliklerini bozuyoruz. Cennetten birer parça olan doğa güzellikleri yok ediliyor. Çocukken keçi otlatırken ağaçların devrilmelerini seyretmek için kestiğimizi düşünürdüm. Ne büyük cehaletmiş. İçim yanarak nedamet duyuyorum. Yapılan ağaç ve yeşillik katliamı ile cennet olan köşeler yok ediliyor. Böylece küresel felaketleri davet ediyoruz. Altmış yıl önce metrelerce kar yağarken beş santimetre kara hasret kaldık. Yarın hayat kaynağı olan suyu da bulamayacağız. Doğallıktan uzaklaştıkça dünyayı cehennem yapmak kaçınılmaz.

                İleri ülkeler eskiden İslam dünyasının gerisinde yaşarken bilim ve fende ilerleyerek öne geçtiler. Böylece cenneti yaşar oldular. Bilim ve tekniği bir tarafa bırakıp dogmalarla yaşayan Ortadoğu ülkeleri ise cehennemi yaşıyor. Ekilmeyen tarla ürün vermeyeceğine göre okumayan kafa da ürün üretmeyecektir. İleri ülkeler sayesinde yaşamlarını sürdürür geri ülkeler. Teknolojiye girmedikçe onlara muhtaç yaşamaktan kurtulamayız.  Dünyada cenneti yaşayan ülkelerin akılları başlarında. Bizimkilerin akılları ise bel altında. Altı yaşındaki çocuğu evlendiriyor, asansörde birkaç dakikada insanlığını unutup hayvanlaşıyor, kadının dövüldüğü için şükretmesi gerektiğini söylüyor. Dinimizdeki sevgi, saygı, merhamet gibi düşüncelerden uzaklar. Akılları hep ağızlarında. Kendi gündemleriyle yaşıyorlar.

                Cumhurbaşkanımız “İslam’ı 14 – 15 asır öncesi hükümleriyle ele alıp da bugün uygulayamazsın, böyle bir şey yok” diyor.  Cumhurbaşkanı, dini dünün din adamlarının yorumlarıyla değil, bugünün ilahiyat profesörlerinin yorumuyla yaşamalıyız, diyor. Mahalle aralarında, televizyonda, Kuran’la ilgisi olmayan cahil kişilerin kadını dışlamasına, din hakkında yanlış bilgiler verilmesine nasıl müsaade ediliyor. Böylece dinimize kötülük yapılıp insanları dinden soğutuyorlar.  Diyanet reisliğimiz nerede? Kürsüden bunların hataları açıklanarak insanlar uyarılmalı. Gerçekler dile getirilmelidir. Kadına ölmeden cehennemi yaşatıyorlar. Kültürden yoksunlar, karanlığı seviyorlar. Kadına şiddet olayları da gittikçe artıyor. Şiddet uyguladıktan sonra o kadınla nasıl birlikte yaşayabiliyorsun. İçinde sevgi, saygı kalmamış. Eşiyle robot gibi yaşıyor. İstemiyorsa bırak ikinizde kendi cennetinizi yaşayın. Hacı Bayram Veli “kadına kıymet vermeyen, onları okutmayan millet yükselemez” demiştir. Onun gibi kıymetli alimlerimize kulak verelim..

                Çevremizi ve yurdumuzu cennet yapmak için önce ailemizden başlamalıyız. Ailemizin fertlerini kültürlü yapmalıyız. Örneğin Kuran’ın mealini okuyarak Allah’ın buyruklarını öğrenmeliyiz. İnsanları Allah’la kandıranların böylece foyası ortaya çıkacaktır. Din sadece ibadet değildir. Dinin ahlak yönü de kavratılmalıdır. Böylece ailedeki cennet çevreye yansır, adam olduğumuzu kanıtlarız.

                Çevresindeki ve yurdundaki insanlara cenneti yaşatanlar Allah’ın sevgili kullarıdır. O kişinin yeri de cennettir diye düşünüyorum. Bu dünyada cehennemi yaşatanlar da öbür dünyada cehennemlik olmaları kaçınılmazdır. Herkesin bu ve öbür dünyada cenneti yaşaması dileğiyle.

Saygılarımla.  

16.03.2018

Mehmet Tapar

Emekli Öğretmen