AKILLI TOSUNCUKLARIMIZ

Bu ülke neler gördü neler. Banker Baho, Selçuk Parsadan, Salyangozcu menteşe oğulları Banker Kastelli, Rıza Sarraf, Jet Fadıl ve her gün duymaya alıştığımız telefon dolandırıcılığı bunlardan sadece bir kaçıdır.

Dört Bakana rüşvet veren Rıza Sarraf da 26 yaşındaydı, Tombul çocuk da 26 yaşında. Demek ki bu yaş dolandırmaya müsait bir yaş.

Bizim tombul çocuk internette sanal bir çiftlik kurmuş ve 200 bin lira getirene de yılsonunda 50 bin lira kazanç vaadiyle sanal çiftlik hayvanı satmaya başlamış. Çiftlik Banka parayı yatıranlar sanal tavuk, keçi, koyun ve inek sahibi oluyormuş. Buna inandırmak için de gösterişli bir ahır yaptırmış ve üzerine de “ÇİFTLİK BANK” yazılı bir tabela asmış.

Sonradan para yatıranların paralarının üçte ikisini önceden yatıranlara veriyor ve geri kalan üçte birini de kendi hesabına yatırıyormuş. Yapılan işlemlerin hiçbir yasal dayanağı yokmuş. Her şey sanal ve ortada resmi bir şirket de yokmuş.  

          Bu Çiftlik Bank’a, yazılanlara göre 77 bin 843 kişi para yatırmış. Kıbrıs’ta kendi hesabına yatan para 511 milyon lira… 62 bin yatırımcıya ödenen para 393 milyon lira. Tosuncuk (Mehmet Aydın) işler karışınca, 113 milyon lirayı başka bir hesaba aktararak Rıza Zarraf’ın ABD’ye kaçması gibi o da Uruguay’a kaçıyor.

Arslan Bulut’un dediği gibi:

“‘Su nerede* İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı. Dağ nerede? Yandı, bitti kül oldu…’

Bu arada TİTAN saadet zinciri kurup bir süre krallar gibi yaşayan sonra da 10 sene hapis yatan Kenan Şerenoğlu’nun Mehmet Aydın’ı (Tosuncuk) kıskandığı ve ‘Ben bile böylesini görmedim. Vallahi çıldıracağım. Beni durup dururken hapse atmasalardı, Titan 120 yıl giderdi…’ dediğini bildiriyor.”

Selçuk Parsadan kalpazanı bir dönemde Atatürk poster ve büstlerini fahiş fiyatla muhafazakâr ve Anadolu kaplanlarına satıp yolunu buluyordu… Sonra sesine Paşa tonu vererek ülkenin Başbakanını kandırdı, örtülü ödeneği dolandırdı.

Hani derler ya! “Tuz koktu”. Evet Türkiye’de tuz koktu. 26 yaşındaki birisi tek başına bu dolandırıcılığı yapacak bu mümkün değil. Hele hele buna inanmak saflık olur.

Çiftlik Bank’ın açılışını “dua” larla ve “tekbir”le yapıyor. Ama bu ülkede kelli felli “78 bin safın 26 yaşındaki bir çocuğun” tuzağına düşmesi deşifre olduğuna göre, halk dilindeki “saf”lık yüzünden, memleketin en büyükkaz” çiftliğinin olduğu da net olarak görülüyor.

Servet Acı’nın dediği gibi: “Seni dolandıran kişi, ateist, komünist, liberal, filan olsun… Mümkünse dini bütün olsun… İbadet aşkıyla dolandırıl ki, en azından tezgâh patlayana kadar ahiretine de katkı sağladığını düşünerek mutlu ol…

Samuel Beckett: ‘Hep denedin… Hep yenildin… Olsun… Yine dene… Yine yenil… Daha iyi yenil…’

Ne idüğü belirsiz insana aldanma… Aldanacağın insanın kimyası önemli…’ Bol dindarlık üzerine, bir tutam milliyet, üç çorba kaşığı komplo teorisi, el kararı siyaset’ katmış mı? Daha aşağısına çarpılmak için senin kariyerine ve savunduğun değerlerine yakışmaz, sakın unutma ha!”

Bu çocuk Uruguay’dan bir ses kaydı yayınladı. Kendi metnini dahi okumakta zorlanarak yaptığı açıklamada: “Hapiste yatmak yerine kaçtım, çalışıp borcumu ödeyeceğim.” diyor. Yine bazı açık gözler de belli bir ücret karşılığında paralarını bu tosuncuktan alabileceğini iddia ederek aldatılan kişilere aracı olmak istiyor. Onlardan avukatlık ücretlerini alıyor. Saflar da buna paraları ödüyorlar. Paraları alan da kayboluyor. İkinci defa aldatılıyorlar. Üst akıl sahipleri birkaç defa aldatıldı da vatandaş niye aldatılmasın ki!

TV’de bir avukat ismini hatırlamıyorum. Açıklama yapıyordu. Çiftlik Bank Mağdurları bana geldiler ve “bizim Avukatımız ol” dediler. Ben de onlara: “Uruguay’da Türkiye’nin büyük elçiliği yok.. Türkiye ile Uruguay arasında suçluların iadesi anlaşması da yapılmamış. Türkiye nasıl isteyecek bu dolandırıcıyı Uruguay’dan?” Dedim. İsteklerini kabul etmedim.”

Bursa’da bir lokantada bulaşıkçılık yapan 26 yaşındaki bir çocuk bilmediği bir konuda Sanal banka kurup nasıl kısa bir süre içerisinde 78 bin kişiyi dolandırıp 511 milyon lirayı toplayabiliyor. O akıl işi değil.

Bu çocuğa devletin “210 bin TL hibe kredisi” vermesi, çiftliğini siyaset ve devlet temsilcilerinin katılımıyla, hem de müftü ve tanınmış sanatçıların eşliğinde “dua ve tekbir”le açması ve özellikle göz ardı ediliyor sanki!

Hibe kredisi almak için müracaat eden sıradan bir insanın bu krediyi alması yıllar sürerken bu çocuk yaştaki birisine bu kadar para nasıl veriliyor ve 78 bin kişi mağdur ediliyor. Mutlaka bunun araştırılması ve bunun arkasındaki siyasetçilerin açığa çıkarılması gerekir.

Bir AKP milletvekili “Çiftlik Bank gibi 11 tane daha var” diyor. O zaman sormak gerekir: “Bu güne kadar bu dolandırıcılar için hangi yasayı çıkardınız. Bunun gibi dolandırıcılar varsa neden deşifre etmiyorsunuz? Yeni mağdurların olmasını mı bekliyorsunuz?”

Bir söz vardır “Çarpıldığında değil, vazgeçtiğinde kaybedersin. Çünkü çarpıldıkça açılır, açıldıkça çarpılırsın.”

Bu ülkede tereyağı’nın içine patates püresi, kırmızıbiber’in içine kiremit tozu, bal’ın içine glikoz şurubu, kıymanın içine bağırsak ve işkembe katılıp satılıyorsa hangi ahlaktan bahsetmek lazım…

Bir de bunları inançlı insanlar yapıyorsa elli kere düşünmek gerekmez mi?

Sadece mal ve para kaybetmek değil asıl mesele… Akılları, vicdanları ve iradeleri de kaptırırsan sorun işte o zaman başlar.

Ticarette, siyasette, ibadette, okulda, hayata dair her yerde…

Aklını kullanan insan bir kere aldanır, aklını kullanamayan bin kere aldanır.