Düşünmek…

Düşünmek…

 

Bu haftanın yazısı için düşünürken, düşünmek üzerine yazmama vesile olacak bir yazı okudum. Teoman Alpay adlı hemşehrimizin bir paylaşımını okudum ki, günün en kıymetli mesajlarından biri olduğunu düşündüm ve haliyle bu mesajı okurlarla paylaşmak üzere alıntıladım.

            İnsanlar;  yaratıcılığını, bilgi birikimini, aklını, mantığını ve düşünme gücünü kullanarak yeni bir bilgi veya yeni bir buluş ortaya çıkarabilmektedir. Temennimiz, gelecek nesillerde de, yaşamının son saniyelerinde bile, ispat arayışında olan ve bilime katkı sunan bu gibi insanlar görebilmek…

            Şöyle yazıyordu:

            “Fransız Kimyacı Lavoisier 51 yaşında iken, mahkeme kendisini giyotinle ölüme mahkum eder. O ince boynunun vurulmasını beklerken kitap okumaktadır. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için kitabın arasına bir "kitap ayracı" koymuştur.

Lavoisier, giyotine giderken Matematikçi arkadaşı Langrange'i yanına çağırır: 
"Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam, insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir." der.
Kafası giyotinle kesilir, sepete düşer ve gülerek iki kere göz kırpar. 
Matematikçi Langrange diyor ki; 
- "Lavoisier'in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. 

İnsanları duyduklarına inanmayı değil düşünmeye verdikleri önemi görmek tüylerimi diken diken etti keşke yeni kuşaklara da düşünme yetisini kazandırabilsek.”

            Lütfen düşünelim..