KÜRESEL SIRTLANLAR

KÜRESEL SIRTLANLAR

                Eşimle birlikte Samsun kitap fuarına gittik. Standları gezdik. Yazarların konferanslarını dinledik. Yazarlarla sohbet ettik. Aldığımız kitaplarını imzalattık. Bunlardan biri de Banu Avar’dı. “Zemberek” isimli kitabını okudum. Banu Avar kitabında:

                “Ekranda izlediklerimiz, basında gördüklerimiz bir sonuçtur. Yemeğin sofrada sunuluşudur. Yemeği pişirenler Washington’da, Telaviv’de, Lahey’de, Londra’dadır.

                Yemeğin pişme süreci mi? Küresel efendiler, hedef belledikleri ülkelerde önce Birleşmiş Milletlerin masum yüzlü örgütleri, ‘iliştirilmiş’ gazetecileriyle boy gösterirler. İnsan hakları dernekleri, yardım cemiyetleri, tanınmış güzel yüzlü Hollywood yıldızları, sınır tanımayan gazeteciler, sınır tanımayan doktorlar gibi küresel istihbarat ve provokasyon üniteleri devreye girer.                                                                                                                                                                                 Toplumun her kesimine hibeler.yardımlar, hediyelerle yaklaşır; çocuklara eğitim, kadınlara özgürlük, etnik guruplara otonomi vaat ederken ayrılık ateşini yakarlar. Bu çalışmalar istihbarat servisleriyle el ele yürür. Küresel basın, televizyonlar ve sosyal medya görünmez iplerle bu ünitelerle bağlantılıdır.

                Emperyalizmin hedefindeki ülkelerde bu iç içe geçmiş yapılarla gerekli çalışma zemini hazırlar.

                Çatışma başlayınca dalgalar halinde toplumun her kesiminde yankı bulmasına uğrşırlar. Kiralık ordular yerlerini alır. Ortalık kan gölüne dönünce ‘barış havarisi’ örgütler, Birleşmiş Millet yetkilileri, NATO, hedef ülkenin teröristleri için ‘demokrasi ve özgürlük’ ister. 

                Sahne önündekiler ve arkasındakiler elbirliğiyle hedef ülkenin suyunu çıkarır. Müdahale için gerekli ortamın oluşmasında, dev lobi şirketlerinden medya guruplarına, taşeron katillerden Hollywood yıldızlarına kadar uzanan bir düzeneğin emeği(!) vardır. Sahnedeki ve sahne arkasındakilerin adları, yüzleri değişir ama görevleri aynıdır. Bunlar zembereğin çarklarıdır.”der.

                Kişilerin önemi yok. Önemli olan şablonu görmektir.. Hollywood yıldızları bu karmaşık yapılarından biridir. BM’nin “Özel Elçisi” Angelina Jolie,2016’da Suriye-Ürdün sınırında mülteci kampını ziyaret ediyor. BM’ler Mülteciler Komiserliği “İyi niyet ElçisiCate Blanchett ve BM’ler’e bağlı “Çocukları Kurtarma Vakfı” gibi örgütlerin her birinin iyi niyet elçileri, halkla ilişkiler için bir yüzleri var. Şarkıcı Shakira da, futbolcu Beckham da, yıllar önce Sophia Loren de,Audrey Hepburn de bu görevi üstlenmiş yıldızlardır.

                Bu yıldızların ziyaret ettiği ülkelerde mutlaka ya savaş çıkar ya da olaylar baş gösterir. Bu iyi niyet elçileri bir modeldir. Ve bir rol üstlenirler. Bu rolü üstlenenler, buz dağının en tepe noktasında dünya halklarına ekranlardan görünenlerdir.

                Bunlar kan içindeki bölgelerde boy gösterir, perişan çocuklarla kameralara poz verirler. Gösterdikleri korkunç tabloya ah vah deriz. Dünyanın içinde bulunduğu “eşi görülmemiş kriz”i yaratanlar ise, rolleri dağıtan, inanılmaz karmaşık bir örgütler bütünüdür.

                Bu “ iyilik melekleri”, “demokrasi havarileri”,bağlı oldukları BM’lerin siyasi çizgisini izler. Bugüne kadar hiçbir uluslar arası çatışmayı önleyemeyen BM’ler,1945’de büyük Yahudi Rockefellerin yardımları ile New York’ta kurulmuştur

                Ünlü yıldızların, siyasi aktörlerin, gazetecilerin ziyaret ettiği bu kamplar niye var? Çünkü bir anda savaşın içine sokulan ülkeler var. Timsah gözyaşları dökenler, bu ülkelerde yıllarca kaosu örgütlerken mülteci akını olacağını biliyorlar. Kan gölüne dönen ülkelerden akın eden mülteciler komşu ülkelerin sınırlarına kurulan kamplara yerleştirilir. Pakistan, Ürdün, Sudan ve Türkiye…

                Bu kamplarda “insani yardım kuruluşları”nın mağdurlara yardımının dışında başka çetrefilli işlerle uğraştıkları görülür. Türkiye, Ürdün, Irak ve Suriye’de 37 mülteci kampı vardır. Angelina ve birçok başka ünlü, düzenli aralarla işte bu kamplarda “iyi niyet” dağıtmaktadır.Obama 2014’de; “ABD dünya sahnesinde liderdir. En iyi çekiç bizde diye her sorunu çivi olarak göremeyiz.”diyor.George Bush da 2011’de benzer şekilde ‘’ABD’nin kendini öne atmayıp,artık müttefiklerini kullanacağını açıkça ifade etmiştir

                Kamplarda, 3 milyona yakın sığınmacının arasına gizlenmiş bol sayıda istihbarat elemanı, terörist, uyuşturucu, kimyasal madde, silah, organ kaçakçılığıyla uğraşan çete mensubu vardır. Bu kamplar sınırların delik deşik olmasında önemli rol oynar. Demografik yapıyı değiştirir. Kaçakçılara serbest bölge açar. Bölgede terör gruplarına liman olur.

                Bugün dünyada savaş şekilleri değişti. Ülkeler orduları ile savaşmıyor. Lobi şirketleri var. Bu şirketlerin organize ettiği ordular. Girilecek hedef ülke bu lobi şirketlerine havale ediliyor. Bunlardan birisi de  Blackwater, bu işi yapan şirketlerin en büyüğüdür.

                Irak işgal sürecinde belki de dünyada ilk kez bu büyüklükte bir kiralık orduyla sarılmıştır. “Terör şirketleri”nin kiralık askerlerinin sayısı 2003’de 1000 iken, üç yıl içinde 48 bin kişiye ulaşmıştır. Blackwater bu şirketlerinin en büyüklerindendir.

                ABD’nin yeni bu savaş modeline “Karma/ Hibrit Savaş”diyorlar. ABD’’nin Stratejisi:

                1. Müttefikleri kullanmak:

                George Bush 2011’de; “ABD’nin kendini öne atmayıp, artık müttefik kullanacağı”nı ifade ediyor.

                Hillary Clinton’un benzer sözü: “Artık Türkiye taşın altına elini koymalıdır.”diyor.

                2. Devamlı Kaos:

                Hedef ülke veya ülkelere kaos, renkli devrimler ve örtülü operasyonlar yapılır. Kaosu bilgisayardaki virüs gibi “Sistemde bulaşıcı rol oynar ve rejim değiştirilerek virüs yok edilir.”  

                Son yıllarda savaşların %10’u devlete bağlı düzenli ordular arasında gerçekleşmektedir. Geri kalanı, terör orduları, ne idüğü belirsiz devamlı ad değiştiren silahlı guruplar ve dijital askerlerin işleridir. Biz onları Yemen, Libya, Suriye, Irak’ta gördük.

                Bunların amacı; petrol bölgelerini ele geçirmektir. Beyaz Sarayın cin medya gurupları ve reklâm şirketleri işbirliği ile beraber çalışırlar. Irak bu işbirliğim ile harap edilmiştir.

                Bu tiyatro bu gün Suriye’de; Yemen’de ve 40’a yakın ülkede bire bir oynanmaktadır.

                Sürekli bayrak değiştiren ve paralı askerlerden oluşan bu organizasyonlardan ÖSO, El-Nusra, İŞİD, PKK-PYD-YPG v.s arasında hiçbir fark yoktur. Bunların patronları aynıdır.  Örnek: İŞİD ABD yapımıdır. Kurulduğu günden buna defalarca isim değiştirmiştir. Dolayısıyla yeni mamul değil… İŞİD’in Irak ve Suriye’deki görevi alanı süpürecek, boşluklara YPG, PKK yerleşecektir. Tüm çaba Irak’tan sonra “Kukla devlet Kürdistan”ın Suriye ayağını oluşturmak içindir. Sonra sıra Irak ve Türkiye’den parça koparmaya gelecektir.

                Türkiye’de NATO içinde müttefik ülkedir. ABD’nin strateji modellerinin biri müttefik kullanmadır. Onun için Fırat’ın doğusunda alt yapısı ABD tarafından hazırlanan ve PKK-PYD-YPG terör örgütlerinin işbirliği ile “Kürdistan Devleti” kurulmaktadır.

                Senatör McCain; “Suriye düşerse İran’ı kolay yeriz. Hedef İran olacaktır”.diyor.

                Türkiye’yi yönetenler oyunlara ve dolduruşa gelmemeli… Tarihi iyi okuyup ona göre strateji geliştirmelidirler. Devletler arasında dostluklar yoktur menfaatler vardır.Bu böyle bilinmelidir.