İNSAN İNSANI NEDEN SEVER?

İNSAN İNSANI NEDEN SEVER?

 

İnsanlar bir insanı neden sever? Öğrendiklerini, bildiklerini çevresindeki insanlarla paylaşıp, iyiliğe, güzelliğe vesile olduğu için sever sayarlar. Sevgi ile aşılamayacak hiçbir engel yok. Sevgi, bilgi ışığı olan insanlarımızdan biri de Hz. Mevlana’dır. Kendisini söylediği sözler anlatıyor.

            *Seni seveni zehir olsa da yut. Seni sevmeyeni bal olsa da unut.

            *Her insan bir yağmur tanesi gibidir. Kimi çamura, kimi gül yaprağına düşer.

            *Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun. Sabret ki her şey gönlünce olsun.

            *Yarın yaparım deme! Bugün de dünün yarınıydı. Ne yapabildin?

            *Kula bela gelmez, hak yazmadıkça… Hak bela yazmaz kul azmayınca!

            *Kolun mu kırıldı? Üzülme belki Allah sana kanat verecek.

            *Üzülme! Yağmurun en şiddetlisi en kara bulutlardan çıkar.

            *Sıkıntılar gecedir, dinlen, kederlenme, sabah elbet olacaktır.

            *Misafirsin bu hanede ey gönül. Umduğunda değil, bulduğunda gül. Hane sahibi ne derse o olur; Ne kimseye sitem eyle, ne üzül.

            *Sevdiklerinize gül verin, gülünüz yoksa bir gülüverin.

            *Hayatta en çok keyif aldığım şey, kendimi haklı çıkarmak veya ifade etmek için uğraşmamamdır. Ne diyor Hz. Mevlana: “Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir.”

            *Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz? Hiçbir can sizin değil niye dövüşüyorsunuz?

            *Eden kendisine eder. Yapan bulur ve çeker! Unutma! Kazanmak koca bir ömür ister, kaybetmeye ise anlık “gaflet” yeter.

            *Çalınan her kapı hemen açılsaydı, ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı.

            *Bitkinin güzelliği, tohumun iyiliğinden, İnsanın güzelliği ise kalbinin güzelliğinden gelir.

            *İstediğin bir şey olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara.

            *Edepli edebinden susar, edepsiz ben susturdum zanneder.

            *Denizin dibinde incilerle taşlar karışık bulunurlar. Övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunur.

            *Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et, çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.

            *Yüzde ısrar etme doksan da olur, insan dediğinde noksan da olur, sakın büyüklenme elde neler var. Bir ben varım deme, yoksan da olur. Hatasız dost arayan dosttan da olur.

            *Kalp sırrına erenler neler yapar bilir misin? Kızmazlar, küsmezler, kırılmazlar… Her şeyde bir güzellik bulurlar. Hiçbir şeyi insanoğlundan bilmezler. Rabbinden bilirler, her şeyi ondan umup ondan beklerler. Ve susarlar, susarak konuşurlar.

            *“Günün adamı olmaya çalışma, hakikatin adamı olmaya çalış. Çünkü gün değişir, hakikat değişmez.”

            *“Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa? Bilemezsin, bilseydin ödün kopardı, dokunamazdın.”

            *İyi dostu olanın aynaya, gereksinimi yoktur.

            *Sıkıntı yok efendiler. Dert insana yol gösterir.

            *Unutma senin için başkasından vazgeçen bir gün mutlaka başkası için senden vazgeçer.

            *Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim. Bugün ise bilgeyim kendimi değiştirdim.

            *Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun. Kusuru örtmeyi marifet et kendine. İşte o zaman kusursuz olursun.

            *Üzülme can doğruysan zarar gördüm deme. Bil ki iyiler mutlaka kazanır.

            Kimle gezdiğinize, kimle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü bülbül güle, karga çöplüğe götürür.

            *Köpeklerin kardeşliği, aralarına kemik atılana kadardır.

            *Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. Öldüm der, durur, yine de yaşarsın!

            *Dert insanı yokluğa götüren rahvan attır.

            *Kalp denizdir, dil de kıyı. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.

            *Dediler ki gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki gönüle giren gözden ırak olsa ne olur?

            *Aşk, sandığın kadar değil yandığın kadardır.

            *Gönül dilime dargın, dilim gönlüme. Gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime, dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme.

            *Sen uzattığın eli tutmayan ele mi dargınsın, yoksa onu tutmayacak birine uzattığın için kendine mi kızgınsın?

            *Toprak gibi sessiz olduğun an bil ki şimşek gibi gökte gürlüyor feryadım.

            *Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceğin kadar yersin. Denize testiyi daldırırsan alabileceği kadar su alır, gerisi kalır.

            İşte Hz. Mevla’nın güzel sözlerinden bir parçasıydı bunlar.

            Süleyman Erkan