RUHUNA İKİ SOLUKLU DUA’YI ÇOK GÖRDÜLER

RUHUNA İKİ SOLUKLU DUA’YI ÇOK GÖRDÜLER

 

Toplumlar değişiyor ve insanlar da değişiyor. Toplumlar değişirken bazı nedenlerden dolayı insanlar bazı değerlerini kaybedip başkalaşıma (asimilasyon) uğruyorlar. Geçmişi unutma, yok sayma veya inkâr etme yollarına başvuruyorlar. Bu bazen hızlı bazen de yavaş olabiliyor.

                Başbuğumuz Alpaslan Türkeş’i ölümünün 21’ci yıl dönümünü idrak ediyoruz. O’nu minnetle ve şükranla anıyoruz, ruhu şad mekânı cennet olsun.

                Başbuğ, bir “dava” önderi olarak pek çok şey yapmıştır. Milyonları tek bir ideal uğruna bir araya getirmiş, üç beş kişilik topluluklarla başladığı uzun yolculuğu milyonların omzunda tamamlamıştır.

                Bu gün yönetimde olanlar; Başbuğun 50 yılını verdiği ve emaneti olan MHP’nin, hem Ülkücüler hem de Türk milleti için bir siyasi partiden öte kuruluş olduğunu unuttular.50 yıllık kazanımlar yok sayıldı. Onun çelik iradesini mumla arar olduk.

                Başbuğum; zamanında Ülkücüler millet nazarında itibar görürdü. Senin dik duruşun ve hiçbir politik menfaate karşı değiştirmediğin çizgini anlamayanlar bıraktığın davayı ne yazık ki terk ettiler. Başkalarının değirmeninde ufalanıp yol alıyorlar.

                Edmund Burke’nin bir sözü var. “Kötüler birleştiği zaman iyiler de bir araya gelmelidirler, yoksa teker teker giderler.”

                Her yıl çoluk-çocuk, genç-ihtiyar milyonlarca ülküdaşların buluştuğu, hasret giderip dertleştiği, davul-zurna ve mehteranların çalınıp ülkücülerin coştuğu Erciyes, Koca yayla ve Tekir Yaylası buluşmaları, Antalya’da başlattığın “Türklerin Ergenekon’dan çıkışı”nı simgeleyen “demir dövme” geleneği ile ülkücülerin milli heyecanını artıran sloganlar ne yazık ki yasaklandı.

                Ünlü şair Muhammed İkbal: “Harekette birlik olmazsa, fikirdeki birlik faydasızdır.”diyor.

                Başbuğum! Senin emanetine sahip çıkamayanlar; siz hayattayken size söylenmedik söz, etmedik iş bırakmayanlar, yoluna izine uğramayanlar, senin ismini bir üniversiteye dahi layık görmeyenler, senin üzerinde basa basa durduğun “parlamenter sistemi”ni kaldırmaya çalışan ve “meclisin iradesi”ni yok sayanlarla ortak oldular.

                Senin yetiştirdiğin ve dün beraber oldukları dava adamlarına ve genç Ülkücülere; “yılanlar, çıyanlar, ip’ler ve saplar” diye hakaret ediyorlar.

                Başbuğum:“Ey kahpe rüzgâr! Ne yönden esersen es. Ne yöne savrulursan savrul! Biz senin işaret ettiğin yoldayız.”

                Başbuğum, senin emanetini 16 yıllık AKP iktidarına meydan okuyan bir lider çıktı kürsüye bir Nisan’da

                Senin kutlu davanı yaşatacak ve sonsuza kadar devam etmesi için bütün engellemelere rağmen sürdürecek ve ahde vefa’yı yok edenlere inat, ahde vefa’nın Müslüman’ın bir ahlâkî borç olduğuna inanan bir lider çıktı sahneye…

                1 Nisan 2018’de bir coşku seli Ankara sokaklarında önünde durulamaz şekilde akıp gidiyordu. Bütün ülkücüleri ideolojik sürü sanarak anahtar teslimi götürüp saraya teslim edeceğini sananlara inat yüz binler haykırıyordu Ankara’da…

                Asil olan vatan, gerisi teferruattır.”diyen Kuvayı Milliye ruhu şahlanıyordu. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 1. Olağan Genel Kurulunda yüz binlere “Seferim var sınırlara sevdasından uçan gelsin…” diye sesleniyordu.

                Orhan Miroğlu köşesinde: “İnançlı, yürekli, cesur ve kadın yüreğiyle 16 yıllık AKP iktidarına meydan okuyan bir lider gördüm kürsüde…

                Baskı, iftira, çamur atma, küçük düşürme, tehdit, küfür, hakaret ve alay etme karşısında kadının direncini ortaya koyan, siyasi tahlilleri gerçekçi ve en önemlisi millete umut veren bir lider vardı kürsüde.

                Demirel’in, Ecevit’in, Özal’ın konuşmalarında halka verdiği heyecan ve umut Meral Akşener’in konuşmasında vardı.

                Kurultay salonunda gerek delegeler gerekse vatandaşlarla konuştum ki en öne çıkan mesaj şu oldu:

                ‘Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var.’

                Ben de ekleyeyim, mazlumun ‘İYİ Parti’si ve Merak Ablası’ var.

                Kurultay’a işçilerin, memurların, sanatçıların, esnafın, mühendislerin, bürokratların, emeklilerin ve en önemlisi belki de katılanların yarısı kadar kadının bulunduğunu gördüm.”

                İktidarın baskısı ve Ankara Belediyesinin metro (yeraltı treni) seferlerini durdurması, belediyenin araçlarıyla yolları, caddeleri kapatması ve polisin değişik yerlerde kongreye gelenleri geri döndürmek için yaptıkları aramalar yüz binlerin Ankara’ya gelmesine engel olamadı.

                En acı tarafı ise kongreden sonra ülkücülerin Başbuğ’un mezarını ziyaret etmesine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin izin vermemesidir. Bu korkunun bir sonucudur. Çünkü oraya on binlerce ülkücü Başbuğu’nun ruhuna dua okuyacaktı. Bunu bile çok gördü Devlet Bahçeli…

                Artık, medyanın tekelleştiği, devletin partileştirildiği, anayasal kurumlarda iktidar gücünün yüksek oranda hissedildiği böyle bir ortamda, demokrasiye sahip çıkmak oldukça zor olsa da bunu başaracaklarına inanan milyonlarca kitle var.

                İYİ Parti şanslıdır. Kolay vazgeçip gidecek taban üzerinde yükselmiyor. Kararlı, etkin, beklentileri yüksek bir taban üzerinde yükseliyor. Herkesin gözü önünde elektriksel bütünleşme oluyor. Bu da tabanı kemikleştiriyor.

                Güce tapıp, koltuğunu garanti altına aldığını zannedenler artık şunu iyi görmeliler? Türk Milliyetçileri:

                Milliyetçiliği ayaklar altına alıp Atatürk’ü dağlardan, taşlardan silenlerle, İstiklal Marşını tartışmaya açanlarla, HDP ile kol kola girip (Çiçek Bahçesiyiz, gel Hasip renkleri tamamlayalım) bir anda cayanlarla, yolsuzlukları araştırmayı reddedip, çocuk evliliklerine yasal kılıf bulmaya çalışanlarla, megri megri diyen vatan hainleriyle görüntü verenlerle…”ortaklık edenlere karşı İYİ Parti’de birleştiler. Bu böyle bilinmeli…

                Bu kutsal davayı kendine yaşam felsefesi edinip bu yolda ölümü göze alıp ve arkasına milyonları sürükleyenlere başarılar dilerim.

                Biz senden razıyız,

                Vatan senden razı, Millet Senden razı…

                Allah da Senden razı olsun Başbuğum…”

                                                           Ozan Arif

Merhum Başbuğa Mevlâ rahmet eyleye…