MUSTAFA’NIN SORUNU

MUSTAFA’NIN SORUNU

                -Gel,  hocam gel, bu koltuğu sana ayırdım. Şuraya otur hele. Yanındakiler de destekliyorlardı onu. “Geldik geleli seni konuşuyor, sabırsızlıkla bekliyordu.” “Benimle ne işi olur ki Mustafa Haydar’ın?” Diye düşünerek gösterilen yere oturdum.

                -Hayrola Mustafa, sorun nedir?

                -Eczacı Halise de gittim hocam, o da yazacak. Şöyle eyi bi yazı yazmanı istiyom. Adımı da yazabilirsin. Bazıları gördükleri bir aksaklığı yazmamı ister, “Senin adını da yazarım” deyince “Aman ha… Beni yazma hocam, kendi adıma korkum yok ama çocuklar için korkuyorum” derler. Mustafa onlardan değildi. Belli ki çok sinirlenmiş.

                -Konu nedir, ne yazmamı istiyorsun?

                -Otobüs firmaları servisi kaldırmışlar. Öğrencisi var, yoksulu, hastası, garibi… Uzak semte gitmesi gerekeni var. Anamur’da da kaldırmışlar. Sebebini sordum. Firmalar zarar ediyorlarmış. Terminale gece indik. İki tane kız öğrenciyi evlerine kadar ben bıraktım. Taksi tutacak paraları yokmuş. Hele ki tekerlekli valizler çıkmış da tıkır tıkır zorlanmadan taşıdılar.

Karşı yakaya gidecek, Ardala’ya Devegörmez’e çıkacaklar var. Zenginler için dert değil, bastırırlar parayı atladıkları gibi bi taksiye, eşiklerine kadar götürür. Parası olmayanlar ne yapsın?

Biri söze karışıyor:

                -Geçenlerde bir arkadaşımı aldım da taksicinin birisi hemen bittiydi yanımda. “Ayıp etmedin mi amca?” dedi. O da haklı ama onlar para kazanacaklar diye misafirimi karşılamayacak mıyım arkadaş?

                Mustafa devam etti kaldığı yerden. Taksiciler iki katı ücret istiyorlar. Gece tarifesiymiş.

Sen yaz. Yazı gazetede çıkınca alıp saklayacağım hocam...

                Sipariş üzerine hazırladığım yazı, eyi oldu mu bilmem ama bir dostun arzusunu yerine getirdiğim için mutluyum.

                Firma sahiplerine ve taksi esnafına bol kazanç, yolculara ve de cümleye sağlık, esenlik ve huzur dileklerimle…