MERHAMET VE ADALET

MERHAMET VE ADALET

Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir davranışı başkasına yapmayınız. Bu sözü çok kullanır ve hep de aklımda tutarım. Çünkü toplum olarak öyle bir hale geldik ki bencillik, hoşgörüsüzlük, merhametsizlik gittikçe artıyor. Merhametin yerini kin, nefret, kıskançlık sarabiliyor. İçimizde olan insan sevgisi yavaş yavaş azalıyor.

Makam, mevki sevdası aldı başını gidiyor.

İnsanları hor görmek aşağılamak, bizim büyük adam olduğumuz anlamına mı geliyor. Aksine… toplum içinde sevilen, saygı duyulan bir insan olabilmenin en güzel yolu, öncelikle başkalarına saygı göstermekten geçiyor. İyi insan olmak, adil olmak, merhametli olmak gibi kavramları hayatımızın baş köşesine yerleştirmeyi bilmek en ulvi davranıştır.

Her insan doğarken aynı şartlarda doğar. Çünkü Allah’ın eseridir iyi insan olarak doğmak, sağlıklı olmak… Ama iyi kalmak, kendini yetiştirip geliştirmek de insanın eseridir. Adil olan bir insan, mert insandır, insanlara karşı merhametlidir. Olaylara menfaat açısından değil de, doğruluk ve adalet açısından bakar. Tanımadıkları insan hakkında yargısız infaz yapmaz., hüküm veremez. Adil olan insan nefsine ağır gelse bile haklı olan neyse onu ortaya çıkarandır. Adil olmayan insan ise bencildir, sadece kendini düşünür. Kalbinde merhamet duygusunu barındırmayan insan, adaletli de olmaz. Eğer yaşadığımız toplumda insanlar adil davranmayı biliyorsa, adalet de varsa halk hep mutludur. Her şeyimizi kaybetsek de, merhametimizi kaybetmemek umuduyla…