TÜRKİYE 2017 YILINDA BÜYÜMEDE DÜNYAYI ŞAŞIRTMIŞ

                 “Türkiye 2017 yılında dünya’yı şaşırttı.” Bunu diyen şimdiki Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan… Bu söylediğine kendisi gerçekten inanıyor mu acaba?

                Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Betül Sayan Kaya bir ilçe kongresinde yaptığı konuşmada “Yoksullukla mücadele ettik. Son 15 yılda, yoksulluğu en fazla azaltan ülke, Türkiye oldu. Biz sadece yardım yapmıyoruz, yaptığımız sosyal politikalarla yoksullukla mücadele ediyoruz. Bu konuda başarımızı dünyada takdir ediyor.”diyor.

                Birde şu söylenenlere bakalım:                                     

                Hürriyet gazetesinde hükümetin en hızlı savunucusu Abdulkadir Selvi Vatandaş, ekmeğini büyütene oy verir” diyor. Yani sofradakilerin küçüldüğünü itiraf etmek zorunda kalıyor.

                Nevzat Çiçek de  Ekonomik istikrar yerelde yok” dedi ve ilave etti. “Bu durum AKP iktidarında da sorgulanıyor.”

                Mehmet Şimşek sürekli hükümeti, ilgilileri ve halkı uyarıyor: “Yağmur gelmeden önce çatınızı onarın.”diyor.

                Ekonomiden sorumlu eski Devlet Bakanı Ali Babacan da uyarmıştı. Ama doğruları söylediği için görevden alınmıştı.

                Başbakan Yıldırım çıkıyor “Dolar’ın yükselmesinden bize ne?” diyor. Bu sözler aslında Türk ekonomi tarihine geçecek sözler. Başbakan bu sözü söylediğinde Dolar 3 lira, Euro 4,96 lira civarındaydı. Sonraki hafta dolar 4 lira, Euro 5 liraya çıktı. Bugün Dolar 4.13 lira, Euro 5,11 liradır.

                Doların ve Euro’nun yükselmesiyle piyasalar allak bullak oldu. Kimse konuşamıyor konuşan azarlanıyor. Ağızları bıçak açmıyor. Ama piyasa konuşuyor.

                OHAL yasası var. Başını kaldırana polis copu iniyor. Ama zamlar yasak dinlemiyor.

                Ekmek zamlanıyor.

                Mazot-benzin haftada 2-3 defa zam yiyor.

                Altın yükseliyor.

                Domates-biberbana dokunma” diyor. Patatesler çoktan depoda çürüdüler.

                Doların yükselmesiyle her şey iğneden ipliğe zamlandı. Geçende fırından simit alıyordum. Bir lira uzattım simit almak için. “Hocam simit 125 kuruş oldu.” Dedi kasiyer kız. Neden dedim. Cevap “Dolar 4 lira oldu."

                Doların bu ani yükselişinin yaratacağı şok etkisi bir iki ay içerisinde hayatımıza büyük bir zam fırtınası olarak yansıyacaktır.

                Dövizin yükselmesiyle zengin şirketler de krize girdi. Ferit Şahenk ekonomik krize girdi. Garanti Bankası hisselerini sattı.

                Doğuş Holding de ekonomik krize girdi. Ferit Şahenk ve Doğuş grubu devlete olan borçlarını ödeyemediler. Borçlarını taksitlendirmeye gittiler.

                Ülkede tüketim politikası hâkim. İsraf çok, tasarruf yok. Milletin alım gücü düştü. Açlığın 1632 lira, yoksulluğun 5533 lira olduğu ülkede tasarruf olur mu? Her şey tüketime yönelik.

                İktidarın ekonomik politikası tamamen satmaya yönelik. “Çaycı, fındıkçı, şekerci, patetesci, Tokatlı tütüncü, pancar ekicisi “şikâyetçi. Mutlu kim?

                *Türkiye’de enflasyon çift haneli rakama dayandı.

                *Türkiye’de faizler iki haneli rakama yükseldi.

                *Türkiye’de işsizlik rakamları yüzde 12’ye genç nüfusta yüzde 25’e dayandı.

                *Bu ülkede büyüme rakamları yüzde 7 den 3’lere geriledi. Hükümet büyümeyi 7,5 olarak açıkladı.İnanan var mı?.

                *Yüzlerce hatta binlerce iş yeri kapandı. Döviz artışından dolayı 264 bin kişi kredi kartı ve kredi borcu nedeniyle icra takibinde… Her gün iflas eden şirket sayısı artıyor.

                *Her yıl milyoner sayısında artış oluyor.

                Bir tane olumlu gösterge var mı söyleyin hep birlikte hem Fitch’e hem Moody’s ve hem de S&P’a küfür edelim. Kararların siyasi olduğunu söyleyelim.

                                               ŞEKER VATANDIR SATILAMAZ

                Büyüme %7,5 ise neden cumhuriyetin kazanımı olan şeker fabrikalarını satıyorsunuz?

                Bakanlardan birisi “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde 40 kere düşünmek gerekir.”demiş. Cumhurbaşkanı “şeker fabrikaları satılacak” dedi. O kadar. Cumhurbaşkanının açılamasından sonra şeker fabrikalarının satılmaması için açıklama yapacak bir baba yiğit çıktımı?

                Türk” adı vardı bu fabrikaların başında… Önce Türk adını sildiler. Muhalefet, “Şeker vatandır, vatan satılamaz” diye slogan buldu ama onlar ikişer ikişer satmaya başladılar.

                Vatan kimin vatanı? Senin benim ve onun vatanı. Niye satıyosunuz? Hayatında hiç şeker fabrikası kurmayanlar şimdi “Şeker Fabrikalarını” satıyor. O fabrikalar yoksulluk içinde kuruldu. Bir kilo şekeri bile o zamanlar dışarıdan alıyorduk. Şimdi dışarıya şeker ihraç ederken niye bu milleti Yahudi şirketi Cargill’e muhtaç ediyorsunuz?

                Şimdi 5 kg.mı 20 TL olan toz şekeri yarın bu millet kaça alacak.Yarın bu şekeri marketlerin raflarında bulabilecek miyiz.?

                Bu güne kadar adı sanı duyulmayan, tekstil ve mobilya sektöründe faaliyet gösterdiği söylenen Tutku Gıda adlı şirket 330 milyon TL’ye Kırşehir’deki Türk Şeker Fabrikasını satın aldı.

                Doğuş Çay adlı şirket 336 milyon TL’ye Türk Şeker’in Niğde-Bor fabrikasını satın aldı.

                Yozgat Şeker Fabrikasını 275 milyon TL’ye Doğuş Yiyecek ve İçecek Üretim Sanayi Ticaret A.Ş aldı.

                Çorum Şeker Fabrikasını ismi hiç duyulmayan Safi Katı Yakıt 528 milyon lira bedelle satın aldı.

                Sıra Turhal Şeker Fabrikasındadır. Satılacak ve Tokatlı da bunun önünde ne yazık ki duramayacaktır. Cumhurbaşkanı “satılacak” dedikten sonra bunun önünde kim durabilir?

                İnşallah Tokatlı bunu zamanı geldiğinde değerlendirecektir. Başka çare var mı?