ÖZERK KÜRDİSTAN HA!

            Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Cuma günü akşamı Haber-Türk’de ağzındaki baklanın ucunu gösterdi. “Demokratik Türkiye, Özerk Kürdistan!”

Bu söz, bin yıllık tarihi bağların yürek yüreğe, gönül gönüle bağladığı bir topluluğu böylesine duyarsız, böylesine pervasız bir şekilde ayırım yolunun ağzına getirip bırakmaktır.

“Benim canım feda olsun, fakat kimsenin canı yanmasın” gibi söylemlerin, samimi olduğunu zannetmiyorum.

Osman Baydemir, konuşurken gözlerini belertmesinin konuşmasına verdiği iticiliği bir kez kendi seyreder mi bilmem. Ben bu yüz hatlarını asla inandırıcı bulmadım.

Hele mimiklerindeki karmaşıklık; zaman zaman kendini inandırmak için ne kadar zorlandığını hissettiriyor.

Samimi, rahat, huzurun ve mutluluğun güzelliklerini dermek için uğraşıp didinen birinden çok; “Ya bu özerkliği bize verirsiniz, ya da akan kanların üzerine yeni kanlar akıtırız! Bunu asla unutmayın!” diyen, tehdit eden, meydan okuyan ve yakın gelecek yapılacak vahşetlerin habercisini daha çok andırıyordu.

Ne yazık ki, bu edaları, bu tavırlar, bu mimikler samimiyetten uzaktı, son derece profesyonelceydi.

Barıştan, kardeşlikten, Çanakkale’de koyun koyuna yatan ataların torunlarından bahsederken ses tonunda yaptığı değişikliği ustaca kullandı.

Sormazlar mı Sayın Osman Baydemir; Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Sakarya’da koyun koyuna yatanlar, omuz omuza çarpışanlar; “Özerk Bir Kürdistan Kurmak İçin mi Çarpıştılar? Bunca Kanın Dökülmesi, Bunca Acının Yaşanması için Mi Çarpıştılar?”

Vallahi onların ruhları ayağa kalksa; sizin bu halinizi görse, yüzünüzü bin bir tükrükle kirletecekleri gibi, sizi bir kaşık suda boğarlar.”

Ayrılık, gayrılık, kardeşçe, yaşamak iyi güzel has da, bu Özerk Kürdistan neyin nesi?

Allah Korusun!

Sayın Baydemir ve onun gibi düşünenler; ya sizin dinden haberiniz yok; ya bizim, dinden bir bildiğimiz yok.

“Tevhid Dinini” İfrat ve tefrit için ağzınıza almayın.

Müslümanlar yalnız bu ülkede değil; bütün evrende birlik ruhuna sahiptir.

İfrat ve tefrit ancak nefsi arzularının mahkûmu olmuş; sizin gibi ikbal peşinde koşanların eşidir.

Siz “Bağımsız Kürdistan” nın kahramanlığına soyunmuşsunuz.

Ne gariptir ki; “Özerk Kürdistanın arkasındaki Bağımsız Kürdistan” projesi, aslında ne PKK’nın, ne HADEP’in, ne BDP’nin, ne KCK’nın, ne de masum Kürt halkınındır.

Bu proje doğrudan doğruya Ermenilerin, Emperyalist batılıların projesidir.

Bu sebeple; sözleriniz ve söylemleriniz kominist bir söylemcinin söylemlerine çok benziyor.

İçi zehirle dolu bir şekeri, gönlü insanî değerlerle dolu aydınlara, toplum mühendislerine ve siyasetçilere yedirmek istiyorsunuz.

Bu yarı acıklı, yarı tehditkâr edanızla, kendinizi başkalarına kabul ettirmek istiyorsunuz. Aslında takiye yapıyorsunuz.

Çünkü geriye dönüp katillerinize:

“İşte barışı ellerimle sundum. Fakat kabul etmediler! Ellerimi kanla doldurdular… Bu vebal onlara yeter!” demek için sosyal provokasyonun figüranı olmak istiyorsunuz.

Hatta “Gelin beni vurun!” diyerek, kışkırtıcılık yapıyor, bu provokasyonun gerçek kahramanı olmak istiyorsunuz!

Aslında Osman Baydemir ve onun gibi düşünenler “Bebek Katilleri”nin maşalarıdır.

Asıl Bebek Katilleri, zaten asırlardır bu oyunu oynuyor. Osman Baydemir ve onun gibi düşünenler; Ermeni uşaklığını yaptıklarını bilmemezlikten geliyorlar.

Türk Milletinin iç ve dış düşmanlarıyla işbirliği yaptıklarını inkâr ediyorlar.

Daha dün, PKK bayrağını, Ayyıldızlı Bayrakla yan yana görmek isteyen siz değil miydiniz? Daha dün, sünnetsiz PKK leşleri ile masum, yoksul ve şehit Anadolu Gençlerinin naaşlarını bir görebilecek kadar “At Gözlüğü” takmış biri değil miydiniz?

Emperyalist Fransa’nın, İngiltere’nin ve diğer Avrupa devletlerinin yüz yıldır sürdürmek istediği Kürt sorunu safsatasını çözme sözcülüğe soyunmanız bana hiç de inandırıcı gelmedi.

Bu ülkede sadece Kürtlere değil, herkese yanlış yapılmıştır. Çerkezlere yapılmadı mı? Alevilere yapılmadı… Müslümanlara yapılmadı mı?

Ezilen, öldürülen, sürgün edilen yalnız Kürtler midir?

Eğer geçmişe doğru bir yolculuk yapılırsa; Cumhuriyet adına totaliter rejimin soyguncuları, vurguncuları ve borazancıları, ülkenin dört bir tarafını zaman zaman nasıl kana boyadıklarını sormaya gerek mi var?

Ortada bir sorun yok değil, var.

Fakat bu sorunun çözümü ne kandır, ne de Özerk Kürdistandır.

Bu sorunun tek çözümü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin İleri Demokrasiye Geçmesidir.

Devlet, geçmişte yapılan hatalardan dolayı “Özür Dilemelidir.” Türk Milletinin her ferdinden özür dilemelidir.

Şapka giymediği için idam edilenlerden özür dilemelidir, Kur’anları paramparça edilmiş, Camileri ahıra çevrilmişlerden, Başörtülülerden, yurt dışına sürgün gönderdiği insanlardan özür dilemelidir…

Kısaca, devlet halkından korkan değil; halkının hakkını koruyan bir devlet olmalıdır. Halk, ister kitleler halinde olsun, ister bireysel olsun; devleti gasbedici, katil, hukuksuz, baskıcı olarak görmemelidir.

Çözüm korkularımızı yenmekten geçiyor.

Millet, ülkenin hiçbir yerinde bir daha isyan görmek istemiyor…

İsyanları kanlı bir şekilde bastıran asker görmek istenmiyor.

Fakat bu durum, bir devletin bekasına, milletin birliğine helal getirecekse korkarım herşey değişir…

Özerk Kürdistan ha!

Bu söz, yenilir yutulur lokma değil! Çünkü arkasında daha büyük hainlik var!

Görelim analar daha neler doğuruyor…

Barış yolu, huzura uzanan bir gizemli el gibidir.

Onun yoluna dikenler atmayalım, takiye yapmayalım.

                                                                                              Mehmet Emin ULU