YAZDAN KALMA BİR KIŞ

YAZDAN KALMA BİR KIŞ

Sabah uyanıyoruz… Penceremizden güneş süzmeleri sızıyor. Kombiyi kısıyoruz, hava sıcak mı ne? Takvimler kış dedikçe iklim yazdan dem vuruyor. Hele hafta sonları…Mis gibi havada uzun yürüyüşler, kahve keyifleri… Kabanlar ellerde, eldivenler ve atkılar evde bırakılmış. Yürürken mırıldanıyoruz; ‘’ Ne kadar da güzel bir gün…’’ Hava anlık tebessümlerle yüzümüzü güldürüyor. Madalyonu şöyle bir ters çevirmeye cesaret edersek dünyaya nasıl davrandığımızı ve karşılığını nasıl aldığımızı algılıyoruz aslında. Resmin bütününe baktığımızda değişen bir şeyler fark ediyor. ‘’Eskiden…’’ sözcüğü ile başlayan cümleleri art arda sıralıyoruz. ‘’Eskiden yılın bu zamanında öyle bir kar yağardı ki evden çıkamaz işe bile gidemezdik. Su boruları, su kaynakları donardı. Şimdi yağanlar kar mı mirim?’’ diye hayıflanan ve zamanında kış mevsimin kış olarak yaşandığını, şimdilerde dünyanın çivisinin çıktığını üstüne basa basa vurgulayan büyüklerimiz gelecek adına oldukça endişeli. Çünkü dünya hal ve hareketleriyle eskiden tanıdıkları o dünya değil… İklim değişikliği yeterince farkına varılamamakla birlikte önemli bilim insanlarının üzerine çalışmalar yaptıkları ve önemine dair insan ırkının dikkatini çekmek için uğraştıkları bir problem. Çünkü bu aşamaya insanlar vesilesi ile gelindi. Bilinçli ya da bilinçsiz… Gelişen teknoloji, sanayileşme, kimyasal atıklar, beton yığını şehirler ve bunun gibi nice faktör dengeyi bozarak ileride bir damla su için savaşan insanlar doğurur mu? Bu cümleler bir bilim kurgu filminin replikleri mi? Okyanuslar buzula dönüşüp, çöllere kar mı yağıyor? Hadi canım bunlar hep Ameriga’nın oyunu… İnsan düşünen bir varlıktır.