Tokat Ticaret ve Sanayi Odası

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu’nun basın mensupları için düzenlediği kahvaltılı bilgilendirme toplantısı davetine katıldım. Güzel bir toplantı oldu; bilgilendirme ve fikir alışverişi şeklinde geçti. Başkanın da arzu ettiği gibi bu tür katılımların Tokat’ın her sivil toplum örgütüyle ve sık sık düzenlenmesini, Tokat’lının tamamının Tokat’ın kalkınması için elini taşın altına koymasına vesile olmasını diliyorum.

                Tokat kalkınmaya müsait, bakir, doğal zenginliklerinin çoğu şehirden fazla olduğu, ulaşım ağlarına yakın bir şehrimiz. Ne yazık ki bir türlü kalkınmanın kıvılcımının ateşlenemediği de bir şehir.

                Tokatlı değilim ama 30 yıldır Tokat’tayım ve 25 yılım özel sektörün eğitim alanında geçti. Bu 30 yılda Tokat’ta neler değişti diye geriye baktığımda gençlerimize ve çocuklarımıza maddi ve manevi bakımdan bırakılabilecek pek bir eserin olduğunu göremiyorum. Ülkenin milli gelir düzeyine göre Tokat’a da doğal olarak düşen payın dışında Tokat’lının kendi öz gelirini artıracak bir şeyin yapıldığını göremiyorum. Evet, şehir büyüdü –ancak düzensiz-, yollar yapıldı –günübirlik-, alt yapı ve sokak düzenlemeleri pek çok kez değiştirildi siyaseti ve günü kurtarma faaliyeti-, kanal Tokat yapılıyor-daha öncelikli şeyler olabilir mi diye soruyor vatandaş-, tarım alanları hoyratça betonlaşıyor-mirasyedilik almış başını gidiyor-, her taraf kafelerle donatıldı-gençliğin zamanı boşa harcanıyor-... Saymakla bitmez, bu özensiz ve amaçsız sözde büyüme kalemleri!

                Ancak şapkayı önümüze alıp; kalıcı eserler, yüz yıl sonrayı düşünüp insan yetiştirme projeleri bağlamından bakıldığında, Allah’ın bahşettiği doğal zenginlikleri bilim ışığında veyahut çok yakın illerin yaptıkları bakımından değerlendirdiğimizde Tokat’ın gerçekten hiç de hak etmediği bir konumda olduğunu söyleyebiliriz.

                30 yıl önce Tokat’ta kalkınmaya alt yapı oluşturabilecek neler vardı diye bakıyorum da şimdiki duruma üzülüyorum. Dimes vardı devam ediyor, Sigara fabrikası vardı maalesef yerinde yeller esiyor, Konektaş vardı şimdi yok, Sena tekstil vardı sahip çıkılmadı, Şeker fabrikası elimizden çıkıyor… Bu müesseseler kalmalıydı, büyümeliydi ve onlara en az o kadar daha kardeş kuruluşlar gelmeliydi. Burası Hakkâri değil, Artvin değil…; burası pergelin sabit ayağı, Nasrettin Hocanın ayağını basıp Türkiye’nin merkezi dediği yerdir! Her yere eşit uzaklıkta, bereketli toprakların, güzel mevsimlerin, tarihi şahsiyetlerin ve de değerlerin erozyona uğramadığı mümbit yerdir, şehirdir Tokat. Bunu bildiğim ve inandığım için toplantıdan sonra ilk görevimin bu yazıyı kaleme almak olduğunu düşündüm ve âcizane bu satırları karalıyorum.

                Çorum, yerli hammadde olmamasına rağmen ithal Leblebi ile kalkınmanın fitilini ateşledi. Amasya, kaya mezarları ve Tokat’tan akan ırmağın kenarlarını düzenleyip turizme açarak kalkınmasını başlattı. Sivas, bazı küçük sanayi yatırımlarıyla başlayıp koşmaya devam ediyor. Tokat ise Allah’ın verdiği onca nimetten birini dünya markası yapıp onunla yola çıkamaz mıydı? Elbette çıkardı ama her şeyi yapan insandır, inançtır ve de bıkmadan usanmadan çalışmaktır. Tokatlıda bunlar su yüzüne çıkarılmadı, Tokatlıya önderlik yapılmadı. Tokat aklın, ilmin, ve de samimiyetin şemsiyesi altında çok çalışmalıdır. Yoksa hızlı treni kaçırıyor! Çünkü dünya ışık hızıyla ilerliyor, Tokat ise geri gidiyor. Yeni kurum açılmadığı gibi, eskileri kapanıyor. Bu durum Tokatlıya ümitsizlik aşılıyor, daha çok kabuğuna kapatıyor. Bu kendisine biçtiği gömleği yırtmak zorundadır.

                Toplantıya gelince, başlangıçta da söylediğim gibi verimli bir toplantı oldu. Basının pek de alışık olmadığı güzel bir toplantı oldu. En azından basından uzak olmayacağını beyan etmesi, basının takip etmesinin öneminden bahsetmesi bakımından. Daha çok sorulara başkanın verdiği cevap şeklinde olduğu için basının katılımı üst düzeyde oldu. İnsanı, paydaşları işe katmayan hiçbir faaliyet bereketli sonuçlar alamaz. Bu çağda hiç kimsenin elinde sihirli değnek yoktur, olamaz; ilme de aykırıdır. Dolayısıyla iş mi yapılacak? Tüm insanların enerjilerini işe katmak zorundasınız.

                Burada başkanın söz verdiği bazı konulardan biraz bahsedeceğim. Toplantı proje açıklama toplantısı olmadığı için çalışma prensiplerinin öne çıktığı bir toplantı oldu. Benim de önemsediğim budur ve işin ruhunun ilmi ve ahlaki olmasının ilk şart olduğunu düşünüyorum. Yazımda Başkanın konuşmasından pasajlar aktaracağım, tarihe not düşeceğim ve bir gün gelir de hesap sormak icap ederse elinizde malzeme olsun, sevgili Tokat’lılar. Çünkü “Allah’a hesap verebilmek bizim önceliğimizdir” diyen bir başkan kula çok rahat hesap verir diye düşünüyorum.

                Konuşmayı kelimesi kelimesine yazıya aktarma bir köşe yazısı olmayacağından ben özet bir şekilde geçeceğim. Buyurun!

                *Kapılarının açık olduğunu, dedikoduyla uğraşmayacağını ve bir sorun varsa direkt muhatabıyla görüşeceğini söyledi.

                *Kurumları yok ederek, sıkıntıya sokarak, üzerine basıp yükselmenin ahlaki olmadığını ve böyle bir büyümenin yanlış olduğunu/hatta büyümenin mümkün olmayacağını ifade etti.

                *Sık sık bir araya gelinmesini, basınla toplantıların sık sık yapılmasının, herkesin düşünce ve önerilerini özgürce paylaşmasının doğruluğunu ve takipçisi olacağını paylaştı. Yani “meşveret”e önem vereceğini söyledi.

                *Yolculuğumuzda kişiler yok, kurumlar yok, partiler yok. Siyaset üstü olacağız, herkese eşit mesafede olacağız, sadece Tokat’ın menfaatini düşüneceğiz dedi.

                *”Siyaset vizyon belgesi” hazırlanacağını ve Tokat’tan vekil olma kapasitesine sahip yaklaşık 40 kişinin siyaset kurumlarına teklif edileceği yönünde bir çalışma yapabileceklerini söyledi. Yani Tokat’ı parlamentoda temsilde Tokatlının da söz söyleme hakkının olması gerektiğini, kısaca vekilliğin deneme tahtası olmadığının altını çizmiş oldu.

                Bir köşe yazımda “Milletvekili Adaylık Sınavı” başlığıyla bir yazı yazmıştım. Her önüne gelenin vekil olmaması gerektiğini, Enderun gibi bir mektepten yetişmelerinin elzem olduğunu düşünüyor ve başkanın bu görüşüne katılıyorum.

                *Tokat Ticaret Odası’nın gelir gider durumunun iç açıcı olmadığını, bağımsız denetçilere geçmiş mali durumun kontrol ettirileceğinden bahsetti. Ciddi tasarruf tedbirleri almaya başladıklarını ve almaya devam edeceklerinden bahsetti.

                *Üçüncü organize sanayi bölgesi istendiğinden, oysa iki organize sanayinin rantabl kullanılmadığını ve daha etkin bir şekilde kullanılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasının elzem olduğunu söyledi. Bir yatırımcı yatırım yapmak için gelse, altyapısı hazır düzgün bir arsa sunmak mümkün değilmiş.  Organize sanayinde uzun süreli, verimli, katma değeri yüksek yatırım yapacak girişimcilere öncelik verilmesinin doğru olacağını ifade etti.

                *Herkes bu şehre hizmet etmekle mükelleftir. Bir kişinin, bir kurumun tek başına bir şey yapması mümkün değil dedi.

                -Biz de diyoruz ki öne geçip, sanayicileri koşturmak da Sanayi odası, Ticaret odası gibi kurumların görevidir. Lider koşarsa üyeler de koşar.

                *Bürokrat, siyasetçi ve bakanlarla sürekli temas halinde olunacak, projeler üretilecek, destek istenecek. İşlerin etkin ve verimli yürütülmesi için bunun yapılması elzemdir şeklinde düşüncesini dile getirdi.

                *Mal ve hizmet alımlarında yerliliği önceleyeceğiz. Tokat’ta üretilen bir mal, ürün varsa dışarıdan tedarik etmemeye, paranın Tokat’ta kalmasına önem vereceğiz dedi. Kısaca yerli üretimin desteklenmesinin şart olduğunu beyan etti.

                *Bir sonraki oda seçimine, daha çok oy almaya yönelik hiçbir çalışmam ve düşüncem olmayacak dedi. Sadece işinin gereği olan doğruları yapmaya söz verdi.

                *Cumhurbaşkanının Tokat ve Tokat’lılar hakkındaki olumlu düşüncesinden bahsetti. Sayın Cumhurbaşkanının “Tokat’ın bütün seçimlerde kendisinin arkasında durduğundan, tüm seçimlerde yüksek bir oy ile desteklediğini bildiğini, bunun için Tokatlıyı sevdiğini ve Tokat’a borcunun olduğunu” söylediğini ifade etti. Bu durumun değerlendirilip daha çok yatırım almanın yollarını aramamız gerektiğinden bahsetti. Gerekirse daha çok ısrar edeceğinden, bu durumun milletvekili, bakan ve cumhurbaşkanı seviyesinde kullanılabileceğini ifade etti.

                *Sigara fabrikası, şeker fabrikası gibi kurumların kapatılması neticesinde Tokat’ın gelirinin azaldığını ve yeni yatırımların elzem olduğundan bahsetti.

                *Havaalanının bir an önce açılmasından ve yaş sebze ve meyvenin bozulmadan tüketiciye ulaştırılmasının öneminden bahsetti.

                *Niyetlerinin halis olduğundan, çok çalışacaklarından bahsetti. Her şeyin bir anda olmayacağından fakat her gün bir öncekine göre daha ileride olacaklarından bahsetti.

                -Ben de diyorum ki her sabah bir önceki akşamdan daha hızlı olmazsan ya aslana yem olursun ya da yiyeceğin rızkı kaptırırsın!

                *Tokatspor’un durumu gündeme geldi. “Spor çalıştayı” yapmaktan bahsetti. Mahalle takımları kurulabileceğini, bu sayede sporcu yetiştirilebileceği ve gençlerin de kötü alışkanlıklardan kurtulabileceğinden bahsetti.

                *Tokat’ın göç şampiyonu olduğunu ve bunun kabul edilemeyeceğini söyledi. Tokatlının yatırımını dışarıda yaptığını ve bunun da işsizliğin artmasına neden olduğunu bundan dolayı da göçün kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

                *Allah’ın en güzel adaletlerinden biri de “bugün yapmadığınız şeyleri yarın önünüze koymasıdır” şeklinde bir ifade kullandı. Bizim de yapmadığımız şeyler yarın önümüze konur. Dolayısıyla dün yapmadığımız şeylerle bugün karşılaşıyoruz mealinde beyanda bulundu.

                *Kalkınmayı Tokat’ın varlıkları üzerinden başlatmalıyız. Sebze, meyve, hayvancılık ve Turizm bizim en önemli kaynaklarımızdır. Bunları en iyi şekilde değerlendireceğiz ve bunları yer altı kaynakları ile (maden vs) zenginleştireceğiz. Doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum şeklinde beyanı oldu.

                *En son da “siz olmadan, toplum olmadan, katılım olmadan hiçbir şey yapabileceğimizi düşünmüyorum” dedi.

                Konuşmanın satır aralıklarından çıkardığım özet kısaca böyle oldu…

                Evet, bugün bir şey yapmayanların yarın şikâyet etme hakkı yoktur. Tokat için el ele vermedikten sonra koşan illerin peşinden ancak nal toplanır! Ağlama duvarı Yahudilerde var, bizde ise çalışmak, yardımlaşmak, sabretmek ve sonucunu Allah’a havale etmek var. Tokat’ın arayı kapatması için Tokatlının el ele vermesi, frene değil gaza basması gerekiyor!

                Allah çalışanların yardımcısı olsun. Destek vermek, takip etmek, emanete sahip çıkmayanı da alaşağı etmek demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Büyük projelerin şehri olmaya inanmak ve çalışmak dileğiyle. Her şey önce ülke sonra Tokat için.

Allah kolaylık versin.

İsmet YALÇINKAYA

19/04/2018