OSMAN KABLAN

Osman Kablan’ı yıllar önce rahmetli Şinasi Işık tanıştırmıştı. “Kitaplar dolusu yazı ve şiirleri var” demişti. Aradan yine uzun yıllar geçti. Ben unutmuştum bile. Nasıl olduysa bir gün tekrar tanıştık. En kötü huyum bir kişiyle defalarca tanıştırılmadan onu belleğime mal edemem. Ama Osman Kablan’ı kaçıncı olduğunu tahmin edemediğim son tanıştırıldığımızdan bu yana unutacağımı hiç sanmıyorum.

Osman Bey, emekli öğretmendir. Evinin bahçesinde sebze ve gül yetiştirir, yazı ve şiir yazar, atölyesinde minyatür araçlar yapar.. Eserlerinin diliyle; hünerli elleri, kıvrak zekâsı, esprili dili, sözü sohbetiyle arkadaşlarınca aranan adamdır. Esprilidir ama esprileri, yıkıcı değil yücelticidir. Yani, “Latife, latif olmalıdır” hükmüne tamamen uyar.

Siyasi görüş ayırt etmeden tüm gurupların arasında hiç yadırganmadan kendisine rahatça yer bulabilir. Ancak, kişiliğini ve siyasi görüşünü saklamadan. Genelde ülkücülerle oturur kalkar ama sosyal demokratlığından ödün vermeden. Üstelik cümle alem bilir ki o, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kadim ve kayıtlı üyesidir. Şu sıra ilk kitabını çıkartma heyecanını yaşıyor. Bunun yanında evinin alt katındaki atölyesinde şaheserler yaratmaya devam...

Oyuncak büyüklüğünde beşikler, bir çıkrık, öküzleri dâhil her türlü aparatıyla bir kağnı ve benzerlerinin fotoğraflarını face’deki paylaşımlarında görüyorum. Orada paylaşmadığı ve daha da nice eserlerinin olduğunu söylüyor. Şimdi kirman ve teşi yapacakmış.

Osman Bey’in eserleri, on yaşlarımda kaybettiğim babamı hatırlatıyor. O da kışın boş zamanlarında, kirman, kaşık ve benzerlerini yapardı. Yazın kağnı kurar, tırmığın noksan dişlerini tamamlar, hanımların dokuma tezgâhlarını ayarlar, kumaştan pantolon biçer, kara saban yapardı. Pantolon biçerken çizgileri sabunla çizer saban yaparken, oku eneğe yerleştirirken, değen yerleri çamurla tespit ederdi. Aynen diş tabibinin, dişlerde değen yerleri aldığı gibi… İlkokula giderken ağabeyimle beni usturayla tıraş ederdi. Sevgili ablamızın sabunla köpürttüğü saçlarımızı usturayla çatır çatır kazır, bizi dımdızlak gönderirdi okula.

Osman Bey’in şahsında hünerli eller, işlek ve kıvrak bir zekâ, hoşgörülü saygın, yokluğunda aranan bir toplum adamı tanıdım.

Ve onun sayesinde hepsine de rahmet dilediğim babamı, abla ve ağabeyimi de yâd etmek imkânını buldum. Osman Beyé sağlık, esenlik ve işlerinde başarılar dilerim…

Paylaşmak istedim dostlarımla...