ATATÜRK’Ü NEDEN SEVERİM

"Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, evvela bizim kendi benliğimize ve milletimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün gerekleri ve hareketlerimizle gösterelim, bilelim ki milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin esiridir." 20.03.1923

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

                Atatürk’ü anlamak, anlayabilmek kavrayabilmek 56 dünya yılı süren yaşamını iyi bilmek gerek. Atatürk iyi bir asker, sürekli okuyan araştıran öğrenen, öğrendiklerini bildiklerini uygulayan insan Atatürk; yenilikçi, devrimci vatanı ve milleti için eylemcidir. Devlet  adamıdır. ileri görüşlü aydın devrimcidir. Atatürk sanat ve sanatçı sevendir. Okuduğu 4000 kitapla bir rekor kıran, üç yabancı dil bilerek dünya insanını tanıyan, Geometri kitabı yazarak kendinden söz ettiren bilim adamıdır. Atatürk inananı siyasete, topluma göstermeden yapan, kendi parasıyla cami tamiri yaptıran, Kur’an tasvirini bastıran yedi yaşında Kur’an okuyan, dokuz yaşında hafız olan aydın din adamlarını seven insandı. Atatürk askerlerine ben size "ölmeyi emrediyorum" diyebilecek kadar ülkesini, insanlarını seven bir insandı. Atatürk’ü tanımak için önce düşünmek, sonra okumak gerek. Atatürk hakkında dünya milletlerinin dost ve düşmanlarının neler söylediklerine bakmak gerek. Kısacık ömründe dünyaya altın harflerle adını yazdırması adam gibi adam, yüreği sevgiyle çarpar insan Atatürk.

                Daha Kurtuluş Savaşı devam ederken 1920'de TBMM'si açıldı. Bunun tek bir sebebi vardı. Millet kendi kararını kendi hür iradesiyle vermeliydi. Tüm yurttaşların fikirleri mecliste sergilenmeli alınan  karar doğrultusunda hareket edilmeliydi. Meclis kararıyla asker alınıp düzenli ordu kuruldu. Askerlerin tüm ihtiyaçları halk tarafından karşılandı. Kahraman Türk milletinin askeri ya gazi, ya şehitlik ruhuyla vatanını kurtardı. Tam bağımsızlık ruhuyla, bilim ve ilimin ışığında hareket ettiği için Atatürk’ü seviyorum.

                Ülkemizi eli kanlı emperyalist ülkelerden kurtardığı, cumhuriyeti ilan ettiği, yoksul insanlara sahip çıktığı, halka harf devrimini yaparak herkesin okur yazar olmasını sağladığı için severim.

                Atatürk milletiyle birlikte ülkesini kurtarıp, bir yandan ülkesini imar ederken, padişahın geride bıraktığı borçları ödemeye çalışan, bir taraftan da fabrikalar kurarak çağın ekonomisini yakaladığı için atamı seviyorum.

                Atatürk’ü düşüncesiyle, tavırlarıyla, onurlu dik duran başıyla dünya liderlerine örnek davranışı, giyimi konuşmasıyla seviyorum. Atatürk 'ü sevmem için milyonlarca sebebim var. Bu yurt için, bayrak için, güzel yurttaşlar için her kim zerre kadar çıkarsız, tarafsız, saydam hizmet ettiyse severim, saygı duyarım. Bunların başında da Atatürk gelir.

                Bir canlı düşünün ki kendine yapılan hayati iyilikleri unutsun. Bu iyiliği yapan dünya lideri Mustafa Kemal gibi bir vatan aşığı, insanına sevdalıysa, kendi emeğini, malını, canını feda etmekten geri kalmıyorsa, üstüne üstlük bu değerli insana hainlik yapıyorsa, tek söylenecek şey o insan olamaz!

ATATÜRK HEYKELİ

                Tokat Karşıyaka Mah. Fatih ilköğretim okuluna 1996 yılında atanmıştım. O yıl Okul müdürümüz Ahmet Kapusuz'du. Yeni okulun öğrenci sıra ve masalarından başta bir şeyi yoktu. Okulun bahçesi toprak tümsekleriyle kaplıydı. Adı okuldu ama yapacak daha yığınla işeri vardı. Okulun bahçesi düzlenince kenarlarına kavak diktik. Doğu tarafına da orman dairesinden aldığımız çam çeşitlerini diktik. Kavaklar şimdi yok ama camlar hala okulun bahçesini süslemeye devam ediyor. Ahmet Kapusuz 26.03.1996-24.02.1997 yılları arasında müdürlük yaptı tüm emeğini gücünü kullandı. Yerine Mehmet Atılgan 24.02.1997- 17.04.1997 tarihleri arasında müdürlük görevini yaptı. Yerine 17.04.1997 tarihinde Ömer Altunses müdür olarak atandı. Bu arada Fatih İlköğretimde derslerini aksatmadan verecek duruma gelmişti. Okulumuzun bazı eksikleri vardı ama en büyük eksiği okul bahçesinde bir Atatürk büstünün olmayışıydı. Birkaç kez okul müdürümüz Ömer Altunses’e söyledim. Müdür yardımcısı Mehmet Tarakçı’ya anlattım. Gücümüzün paramızın olmadığını belirterek, "bu sebepten büst yaptıramayız? Diyelim ki büstü yaptırdık bu mahallede bir de Atatürk büstünü geceleri onun nöbetini mi tutalım" cümleleriyle bana yanıt veriyorlardı. Yine bir gün Ömer Müdürüme Atatürk heykelinden bahsedince öfkeyle "Süleyman öğretmenim, çok meraklıysan sen yaptır." diye bağırdı. Bu laf yüreğimin başına bıçak gibi saplanmıştı. Sen merak etme müdürüm bu heykeli ben buraya yaptıracağım.

                İlkokul 3. Sınıf öğretmeniydim. O yıllarda Atatürk Kültür binası yapılmakta bir öğrencimin babası da oranın müteahhitliğini yapmaktadır. Kendileri çorumdan kültür binasının inşası için gelmişlerdi. Bir gün okula çağırdım. Kişisel bir duygu ve düşüncelerimin olduğunu kendilerinden yardım ve destek istediğimi söyledim. Kendisi (hay hay hocam yapacağım bir şeyse başım üstüne ) dedi. Okulumuz için yarım traktör vagonu kum, on, on beş torba çimento, birkaç çubuk demir lazım temin eder misin? Bu malzeme ile Atatürk büstünü okulumuzun bahçesine yapacağım, dedim. Cümlem biter bitmez hiçbir şey söylemeden öğrenci velisi, sessizce arkasına dönüp gitti. Sanırım velimizi incittim diye düşündüm. Aradan bir saat geçmedi ki  bir kepçe kum dolu arkasında sekizlik, onluk demir çubuklarla okulun bahçesine girip yükünü boşalttı. Sonra aynı hızla gitti. Yirmi dakika sonra kepçenin içinde çimento yüküyle geri geldi. Kırk torba çimentoyu da bir kenara yıktı. Benim yanıma gelerek. – Hocam başka istediğiniz emriniz var mı? siz Atatürk büstü yapacaksınız, bizden yardım isteyeceksin biz yerine getirmeyeceğiz? Bu vatana hizmet edenlere can feda olsun, içim burkuldu, içimden haykırarak ağlamak geldi, ne yazık ki okulda öğrencilerim vardı. Hem burukluk, hem de bir iş yapmanın gururuyla okul müdürünün kapısını çaldım. Atatürk büstüyle ilgili malzemelerin geldiğini söyledim. Müdürüm; ( kardeşim bizim yaptıracak paramız da yok dedi. Sen yaptıracağım diye çıktın ortaya, yaptır da nasıl yaptırırsan yaptır.) Bir  kez daha hayal kırıklığına, karanlıklara dalmıştım. Milli Eğitim Müdürlüğüne gittim. Olayı var gücümle heyecanımla anlattım. Alay komutanı karşısında Atatürk sevgisiyle yanan Öğretmene; ( Güzel öğretmenim sen hiç merak etme yarın sabah dokuzda burada askerlik yapan mimar, mühendis, usta ne kadar asker varsa plan projesini çizmesi, inşasını yapması için göndereceğim) dedi. Askeriyeden ayrılırken kanatlı bir kuş gibi seviniyor, uçuyordum. Ömrümde belki de böyle mutlu olmamıştım. İkinci günü sabah dokuzda iki semse asker fatih ilköğretimin bahçesindeydi.

                Okulumuzun bahçesini ölçüp biçtiler. Temelini attılar. Güzel bir kaide yaptılar. Arkasına da büyük bir Türk bayrağı çizdiler. Kaidenin bir eksiği daha vardı. Yüzüne ve çevresine mermer gerekliydi. Tekrar öğrenci velime koştum. Mermer istedim. Mermeri veremeyeceğini söyledi. Kendisine bu mermerini sırtıma alırım sabaha kadar taşırım beni mermer hırsızı yaptırmayın. Yaptığın iyiliğin eksiğini tamamlayın deyince zorda olsa beni kırmadı. Mermerleri de temin etti. Şahane bir büst duvarda duran al bayrak çevrenin süsü olmuştu. Okul müdürüne giderek  -Sayın Ömer bey ben görevimi yaptım. Sıra sende Atatürk büstünü de sen al, açılışını yapalım. Okul müdürü Ömer Altunses oturduğu müdür koltuğundan geriye yaslandı. Bana gülümsemeyle, acıma arasında sessiz ve sakince süzdü. Hocam Atatürk büstünü de sen temin edeceksin? Bir kez daha müdürden şamar yemiş, çaresizce önüme bakarak dışarı çıktım. Eğer ben Mustafa Kemal’in öğretmeniysem başladığım işi yarım bırakmayacağım. Büst nereden satın alınır, kimden yardım destek isterim diye düşünüyordum. Aklıma yine askeriye geldi. Doğruca alay komutanı Süleyman beyin yanına gittim. Büst istedim. Bana sayın hocam önce seninle bir kahve içelim. Sonra evrakları hazırlayıp büstünü arabana kor götürürsünüz dedi. Kahvemiz içildi. Kocaman Atatürk büstünü arabama koydular. Fatih ilköğretime getirdim. Sevgi dolu kollarımın arasında okul müdürünün masasının üstüne koydum. Sayın müdürüm bir zahmet bu büstü kaideye vidalatırsınız? İşte size evrakları buraya bırakıyorum deyip çıktım. İkinci hafta büst açılışına valimiz MEB Müdürümüz okulun bahçesinde tüm öğretmenler sıralandık. Konuşmalar yapıldı. Okul müdürümüz methiyelerle coşkulu alkışlar yapıldı. Birileri çıkıp da demedi ki, Sayın Süleyman Erkan öğretmenimizin emek ve katkıları vardı, demedi. Varsın demesin bu güzel yurdu, cumhuriyeti ve bağımsızlığımızı bize hediye eden ulu önderimiz Ata’mıza feda olsun. Sizce niye Atatürk ‘ü seviyorum?

SÜLEYMAN ERKAN 21.04.2018 TOKAT