TERLİK

TERLİK

                Bir gün banyoda tıraş oluyordum. İskemlede oturan üç yaşındaki torunum, izliyordu. Bayılmışım. Ambulansta giderken ayılınca, torunumu soracağım yerde “Terliklerimi aldınız mı?” demişim.

Terlik deyip geçmemeli:

                Buralarda terlik diyorlar. Evde ayağa giyilir, banyo ve WC hariç, evin odaların tümünde onunla dolaşılabilinir. Köyde terlik dediğimiz şey, yassı, yuvarlak, sipersiz bir başlıktı. Şehre indik baştaki terliği ayağa indirmişler. Köydeki bizim terlik sözcüğü ile kastettiğimiz nesne, şehirde ad değiştirerek takke ya da bere oluvermiş.

                Ne ise efendim, ben şehirdeki terlik hakkındaki bazı düşüncelerimi yazmak istiyorum. Terliğin çeşitleri çoktur. Kapalısı, yani yalnız ayak tarağını kapatanı, açığı, parmak arası olanı, vb. Mesela takunya veya nalın da terlik sayılır mı ki?

“Karşımda salınıp durma,

At boynuma kolun dilber.

Yalın ayak yere basma.

Giyin altın NALIN dilber.”

Ya da “Ayağına giymiş altın NALİNi / Zannedersin kaymakamın gelini”

                Ne kadar çeşidi olursa olsun terliğin, ben ESEM, ya da CEYO markalarını severim. Basit bir altlık ve ayak tarağının üstünde ayarlamalı bir banttan oluşan terlikte ayağım rahat eder, ne sıcaktan bunalır, ne de terler.

                Bu tip terlikler, bantın altlığa bağlandığı yerden arızalanır. Bantın vidasının tutunduğu yer laçkalaşmışsa daha hayır çıkmaz. Çöpe atıver gitsin. Yenisini almak lâzım, derhal. Aynen emekli öğretmenin musluğu gibi:

                Daireler, dükkânlar sahibi öğretmenimiz, contasını ne kadar değiştirse değiştirsin bir türlü verim alamadığı musluğu söküp, “Şunu onarabilir miyiz?”diye tamirciye götürmüş. Musluğu evirip çeviren tamirci, kaldırıp çöpe atmış ve yeni musluk almasını önermiş.

                Benzer bir olay da benim başıma geldi. Manyetolu çakmağımı birkaç kez götürdüğüm tamirci, “Hocam demişti. Hiç sevmediğin bir arkadaşın yok mu, heeri? Ona hediye et de biraz da o getirsin bana”

                Eskiden tamirciler, söker, temizler, zımparalar, birkaç saat emek vererek ürünü yenilerlerdi. Şimdi, tamircilik de kolaylaştı. Bozulan parçanın yerine yenisini takıp işi bitiriyorlar. Yalnız bunu, müşterinin yanında yapmıyorlar. Onu bir saat, ya da öğleden sonra gelmesini tembihleyerek gönderiyorlar. Müşterinin yanında kısa zamanda yapılan iş için dolgun ücret isteyemezler ki…

                Bu ve benzer dersleri aldıktan sonra bozulan bir eşyayı çöpe atıp yenisini alıyorum.

                Terliğim bile olsa, ister ESEM olsuuun, ister CEYO fark etmez…