ALLAHÜEKBER

 

                30 Nisan pazartesi günü doğduğum ilçe Almus’ta liseli, gençlerle okur-yazar buluşmasında birlikteydim. İnsan kendi memleketinde gençlerle birlikte olduğu zaman bir başka haleti ruhiye içinde oluyor.  Geçmişine ait ne kadar acı ve ne kadar tatlı hatıra varsa; hepsi birbiri ardınca gözünün önünden “Bir Hatıra Kervanı” gibi gelip geçiyor. Her bir hatıranın önünde duruyorsun, dokunuyorsun, onlarla hasbıhal ediyorsun, dertleşiyorsun, sonra yeni hatıra geliyor önüne…

                Eskimez dostlarla buluşuyorsun alacakaranlık mekânlarında… Şurada birlikte yürüdük, şurada birlikte güldük, şu dağın tepesinde yıldızları birlikte seyrettik, şu derede balık tuttuk, şu ağaçların altında sırt sırta verdik, masalsı bir dünyanın eteğinde nice güzellikler devşirdik diyebiliyorsun.

                Ben, ne zaman Almus ilçesine gidip, bir dostumla, ya da bir okulda öğrencilerle sohbet etsem, hep içim burkulur, sonsuzluğa uğurladığım dostlar gelir aklıma… Hele yıllar boyu yiyip içtiğimiz, gezip dolaştığımız, Almus Lisesinde birlikte çalıştığımız Muzaffer Dayıyı (Atasoy) hiç unutmam bahis konusu değil. O aklıma gelince, bir tuhaf olurum. Yüreğim burkulur, gözlerim dolar kendimden geçip giderim.

                Bir avuç lokmayı, gecelerin görünmeyen yüzünde çalı çırpıyla yaktığınız ateşin başında paylaşmak, nedir bilir misiniz? Bilmem… Ben, şimdi uhrevi âlemde olan bu dostumla kaç kez böylesine asude mekânlarda; bir lokmayı, bir bardak çayı, bir dilim peyniri paylaşmışımdır. Onunla birlikte yediğimiz lokmaların tadını ömrüm oldukça unutmam mümkün değildir. İşte böylesine gecelerin soğuk düşleri arasında; o dağdan o dağa, ak küheylanlarla kanat çırpanken, kim bilir hangi hayal ufuklarında, hangi türküleri, hangi destanları, hangi masalları devşirdim.  Biliyorum o güzel yaşanmış hatıralardan biri de hiç şüphesiz yazdığım  “Allahüekber” adlı şiirdir.

                Gittikçe Ramazanın yaklaştığı şu günlerde, içinde oruçla alakalı motiflerin de olduğu “Allahüekber” şiirimi buraya yazmak istiyorum…

                Sami Atasoy ve Remzi Atasoy kardeşleri edebiyat hocası olarak yetiştirdikten sonra uhrevi âleme göç eden, Muzaffer Dayıya ve sonsuzluk âlemine rıhlet eden bütün dostlara, Yüce Allah’tan mağfiret niyaz ediyorum…

                Selam ve en kalbi muhabbetlerimle…

 

ALLAHÜEKBER

 

Ve ırgatsız ufuklarda

Kurt masaları

Penceremde kartal bakışı

Ocağımda sütbeyaz

Ateşler

Bir ikindi akşamı

Açlığı çarmıha gerer

Uzun bir övendire

Afacan çocuk elinde

Onca kuşu yere serer

 

Karlı bir dünya

Adam boyu bir köpek

Nazlı çocuğu alır götür felek

 

Ilgıt ılgıt esen rüzgârın sesinde

Nağmelerle gelir Kur’an

Gözlerimde yaş

Mehtabın soyunduğu gece

Yıldız dağı dev

Sivrin yanında cüce

Annemin çığlıkları

Yıldızlardan bile yüce

 

Geceleri soğuk düşleri

Yarınların

Aramızda tavşan kaç-tazı tut

Oyunları

Sara tutmuş yaylada bizim koyunları

Boynumuz kıldan ince

İçimizde hüzün çiçekleri

Elimizde yoğrulmuş

Kelebeklere kelebekler

Dilimizde

Ninemin öğrettiği

Tek ses tek kelime

Allahüekber Allahüekber

Tekbir ile gelen tekbir bekler

Allahüekber Allahüekber!...

 

Mehmet Emin ULU