Yazar Sibel Yolak ile söyleşi

SORU-Bize kısaca kendinizi anlatır mısınız? Bugüne kadar nerelerde okudunuz ve çalıştınız?

SİBEL YOLAK-Orta öğrenimimi TED Ankara Kolejinde tamamladıktan sonra liseyi Nişantaşı Anadolu Lisesinde okul ikincisi olarak bitirdim. Sonra Boğaziçi Üniversitesi İngilizce öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Yurt dışında İngilizce öğretmenliğinin yanı sıra, yurt içinde Boğaziçi Üniversitesi, Işık Lisesi, Tarabya İstek Kemal Atatürk Lisesi, Özel Yıldız Lisesi, Özel İstanbul okulu ve Özel İdeal okullarında İngilizce öğretmenliği yaptım. Boğaziçi üniversitesinde Gazetecilik Hizmet İçi Seminerini başarıyla bitirdikten sonra yurt dışında Levinski kolejinde yüksek öğretmenlik bölümünü bitirdim. Daha sonra yüksek lisansımı Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık bölümünde tamamlayarak mezun oldum. Beykoz Ahmet Ferit İnal Lisesinde de Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık öğretmeni olarak görev yaptım. Halen İngilizce öğretmenliği yapmaktayım.

Soru-Bugüne kadar çıkardığınız kitaplar ve konuları neler?

Sibel Yolak- İlk kitabım “Mutlu Olmanın Yolları” adlı bir kişisel gelişim kitabıydı. Bu kitabın bu kadar sevilip okunacağı bir sürü baskı yapacağını tahmin bile etmemiştim. Akis ve Ares yayınları bu kitabı Almanya’da ve yurt dışındaki fuarlarda da sattılar ve orada yaşayan Türklerin bu kitabı okuması beni fazlasıyla mutlu etti. Daha sonra bu kitap dergiler ve gazeteler tarafından da hediye olarak okuyucularına verildi. O zamanlar Genç Gelişim dergisinin de yazarıydım. Mutlu Olmanın Yolları kitabı en çok satılan “best seller” kitapların içinde uzun süre yer aldı. İçinde gerçek hayattan alınma hikayeler, Reiki, taşlarla Terapi, Kristallerle şifa, Bitkilerle Terapi, Aroma terapi, Meditasyon Teknikleri gibi konular yer alıyor. Ardından, başka bir kişisel gelişim kitabı olan Evrensel Aydınlanma Terapisi yayınlandı. İçinde gene gerçek hayattan alınmış hikayeler ve ayrıca benim kendi kurguladığım hikayeler bulunuyor. Best seller kitaplar arasında uzun süre yer alan Masal Gibi Aşklara kitabı bana Uluslararası Yazar Ödülü getirdi. Bu kitapta “Aşkla” ilgili her şey var. Tanrı aşkından, anne çocuk aşkına erkek ile kadın arasındaki aşktan dillere düşen destansı aşk hikayelerine, hiçbir yerde okumadığınız aşk hikayeleri ve romantizm var. Masal Gibi Aşklara kitabı Sevgililer gününde çıktı. Epey ilgi gördü. Sevgililer, sevgililer günü hediyesi olarak birbirlerine bu kitabı hediye ettiler. Yahudi Hikayeleri kitabında çevremdeki Yahudi kişiliklerin davranışlarını gözlemlediğim ve okuyucuya aktardığım, en sonunda bir öğüt ve ders veren hikayeler var. Bu türünün bir ilk örneği. Yaptığım araştırmada bazı insanların hikayeleri okurken anlamayacağı terimleri de arkaya bir sözlük koyarak çözmüş oldum. Daha sonra Yaşam Mucizesi, Hayatın Kalbinde Kendini Bulmak Kitabı, Yaşama Sanatı, Yahudi Hikayeleri, Gönül Bahçesi, Ümit Adası, Sevgi Çiçekleri, Bir Aşk Masalı adında diğer kitaplarım yayınlandı. Kitaplarımın çoğu kişisel gelişim kitabı. Avrupa’da Soykırım Holokost kitabı ise, uzun süreli bir araştırma sonucu yazdığım 2. Dünya savaşında gerçekleşen gerçek olayları ve yaşananları anlatıyor. Aldığım olumlu eleştiriler; bir çırpıda okunduğu ve çok akıcı olduğu. Bu kitabım da Yahudi Hikayeleri, Gönül Bahçesi, Ümit Adası, Sevgi Çiçekleri gibi Alter yayıncılık tarafından basıldı. Sırada Naziler’in Gölgesinde Çölde Açan Çiçekler” kitabı var. Bu kitap için epeyce çalıştım ve araştırmalar yaptım. İçinde yıllar önce Avrupa’da gerçekleşen soykırımın canlı ve gerçek hikayeleri yer alıyor. Hitler Almanya’sında başlayıp neredeyse tüm Avrupa’yı kasıp kavuran öyküler… “Naziler’in Gölgesinde Çölde Açan Çiçekler” kitabında çoğunu henüz duymayıp hiç okumadığınız 2. Dünya savaşında gerçekten yaşanmış, canlı tanıkları tarafından bire bir anlatılmış gerçek yaşam öyküleri okuyacaksınız. Yad Vashem müzesi bazı gerçek yaşam öykülerini saklı tutmuştu. Geçtiğimiz günlerde onlardan bazılarının gün ışığına çıkmasına izin verdi. İnsan yaşanmış vahşetleri okudukça geçmişinden ders almalı. Yapılanlar asla unutulmamalı ve unutturulmamalı.

Daha sonraki kitap “Ah Şu Kadınlar” kitabı da kadınlarla ilgili her şeyi içeriyor.

SORU-Bugün hazır olan ve yayın bekleyen kitaplarınız ile konuları neler?

Sibel Yolak- Yayınlanmayı bekleyen kitaplarımın arasında “İnançların Mucizelere Dönüştüğü An” adlı bir kitap var. Bu kitap da uzun süreli yaptığım tarih çalışmasının gerçek hayatta yaşanmış öykülerini içeriyor. İçinde öykülerin kahramanlarıyla yaptığım röportajlar ve yaşam öyküleri yer alıyor. Ladino dilinde “Colores del Mundo Ladino” (Ladino Dünyasının Renkleri) adında içinde Ladino dilinde deyimler, öyküleri, deyişler bulunan bir İspanyolca kitabı bulunuyor.

Soru-Kitaplarınız okunmasına ve talep görmesine rağmen neden yayınlanması uzun sürüyor?

SİBEL YOLAK- Öncelikle yayınevim Alter yayınları. Oldukça saygın bir yayınevi. Çok hoş ve ilginç konularda çeşitli kitaplar yayınlıyorlar. Yelpazeleri oldukça geniş ve bir sürü konuda istediğiniz kitabı, klasikleri, modern yazarların kitaplarını bulabilirsiniz. İki tane özel web siteleri var ve kitapları uygun fiyatlara da bulabilirsiniz. Kitapları bitirip teslim ettiğiniz andan itibaren kitaplar konularına göre sıraya konuyor. Bazı insanlar pek bilmese de, kitabın teslim edildiği andan yayınlanmasına dek uzun bir prosedür var. Kitabın kapağından, dizgisinden, editör düzeltmelerinden sonra bence en zor iş, kitabı güzel ve etkili bir şekilde dağıtıp pazarlamak. Kitabınız dünyanın en özel bilgilerini de içerse eğer iyi dağıtılıp tanıtılmıyorsa çok yazık. Bu da ancak iyi bir yayınevinin yapabileceği bir şey. Çünkü herkes pazarlamada başarılı olamaz. O ayrı bir yetenek ve ayrı bir alan. Eğer kitap büyük bir kitleye ulaşıyorsa bunda yazardan başka dağıtımcı ve pazarlamacı ile yapılan reklamın da payı vardır. Ülkemizde çoğu tanıtım işlerini maalesef yazarlar kendi çabalarıyla yapmaya çalışıyorlar. Bence bir kitap hem yurt dışına hem tüm dünyaya da pazarlanmalı. Ülke sınırları içinde kısılıp kalmamalı ve bilgi paylaşılmalı. Kitabın yayınlanması için de uzun süreli bir çalışmanın yanı sıra sıraya giren diğer kitapları da beklemek gerekiyor.

SORU- Ülkemizde iyi kitabın ve yazarın değeri bilinmiyor mu?

Sibel Yolak- Ülkemizde emeğe pek saygı yok. Sadece bir kaç kişinin kitaplarının reklamı fazla yapıldığı için sadece o kitaplar satılıyor. Bir yazar arkadaşın kitabı çıkacaktı. Arkadaşlarından bir boşboğaz saçma sapan bir söz söyledi. Arkadaşım çok üzüldü. Önce emeğe saygı göstermek lazım. Yazarların kitapları çocukları gibidir. Günlerce nakış işler gibi el emeği göz nuru saatlerce bilgisayarın başında çalışıyorlar. Ortaya bir ürün çıkartmak için gecelerini gündüzlerine katıyorlar. Başka bir kesim yazarların yayınevinin haricinde kişisel editörleri ve sekreterleri, yardımcıları var. Bir kasete doldurduklarını, bu yardımcıları dikte ediyor ve para vererek kitaplarını bastırtıyorlar. Kimseyi eleştirmek istemem ama bir işi, yaptığınızda ona ruhunuz emeğiniz alın terinizi ve sevginizi katmalısınız. Tıpkı aynı yemeği on kişinin yapması ve tatlarının değişik olması gibi, aynı konuda kitap da yazılsa, içine kattıklarınız, yaptığınız araştırma, yazma stiliniz, bu kitabı yazmak için okuduğunuz kitaplardan incelediğiniz web siteleri, gittiğiniz kütüphanelerden, yaptığınız röportajlara kadar her şey kitabı etkiliyor. Gerçekten bir işi severek alın teri dökerek yaptığınızda benim fikrimce daha mutlu oluyorsunuz. Türkiye’de bir kitap yazdığınızda maddi olarak pek fazla bir şey kazanılmıyor. Bir sürü kişi kitap yazıyor. Yayınevlerinde kitaplar sıraya alınıyor. Ya da yayın kurulları kitabın yayınlanmasına karar veriyor. Oysa aynı kitabı İngiltere’de yayınlatsanız kitabın film olma ihtimali, telif ücreti, e kitap hali derken yazar oldukça yüklü para kazanıyor ve ünü tüm dünyaya yayılıyor. Yayınevlerinin yurt dışında yaptıkları reklam da artısı. Yani yurt dışında çıkan bir kitabın tanınması daha kolay. Yayınevleri yazarlarının kitaplarını bir sürü dile çevirtip, bir sürü ülkeye pazarlarken, ülkemizde o kitap sadece kendi ülke sınırlarımızın içinde tanınıyor. Yani şansı daha az. Mesela bir kitabı Çince’ye çevirseniz satılma oranı çok yüksek. Çünkü Çin’de çok fazla kitap okuyan var ve nüfus oldukça kalabalık. Ülkemizde insanların büyük bir kısmı eve ekmek getirmeye ve hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. Bazıları için kitap almak lüks bile sayılabiliyor. Önce temel ihtiyaçlarına para ayıran vatandaş, hayat gailesinde kitap okumaya zaman bile bulamayabiliyor. İşte bu anlamda internetten kitap okuma yani e kitap hem zaman açısından, hem de daha ucuz olduğundan özellikle yurt dışında oldukça yaygın.

Hatta bir sürü yabancı arkadaşım kitabı internetten okuyor. Ben şahsen kitaba dokunup, o kitabın kokusunu hissedip, okumayı tercih ederim. Hatta kitabın kapağına dokunup bir kaç satır okuyup içeriğini hayal bile etmeye çalışırım. Bazen de karakterleri hayal etmeye çalışırım. Yurt dışında mesela Danimarka, Kanada, Norveç, İsviçre, Rusya, Ukrayna ve özellikle İsveç’te kitap okunma oranı çok yüksek. Bunun başlıca nedenlerinden biri kışları çok soğuk olan bu ülkelerde kış geceleri yapacak fazla bir şey yok ve TV programları da oldukça sıkıcı. Bundan başka Japonya, Çin başta olmak üzere birçok ülkede o ülkenin her bir vatandaşının elinde kitaplar görürsünüz. Parklarda, bahçelerde, kafelerde, plajlarda, özellikle otobüs ve metrolarda sürekli kitap okuyan insanlar var.

Çevrenize ve çıkan kitaplara dikkatlice baktığınızda sadece belirli insanların belirli kitaplarının tanıtımını görebilirsiniz. Mesela Migros, Makro, D&R mağazalarında en öne konulan bir veya bir kaç yazarın kitaplarını görürsünüz. Gözümüze sokulan ve özellikle almamız gereken kitaplar olarak tanıtılan bu kitapların yazarları da ya televizyon ya da medya dünyasındandır büyük olasılıkla. Tüm ülke ve gazeteler onlardan bahseder. Ya da skandallarla ünlenen isimlerin kitapları çabuk satılır çünkü insanlar bu kişileri merak etmeye başlamışlardır veya Tv ve gazeteler gözümüze öyle sokup bizi aşina kılmıştır ki, çevreniz arkadaşlarınız bu kitapları okumaya başladığında da siz de geri kalmak istemezsiniz. Hatta kitap sizi açmadıysa ya da ilgi alanınızda değilse bile, elinizde o kitap sahillerde etrafınıza o kitabı okuduğunuzu gösterirsiniz veya elinizde o kitapla resimler çektirerek selfi pozları verip, sosyal medya da paylaşırsınız ki, artık bu kitabı aldığınızdan herkesin haberi olsun. Kitap okunuyor mu? Onu da kim bilebilir? Bazen hiç tanımadığım okurlardan mailler mesajlar alıyorum. Şu kitabımın bilmem ne sayfasında neden şöyle yazmışım veya şu kısmında şunlar yazılıymış gibi. O zaman anlıyorum ki, kitap gerçekten okunuyor. Bunun için de seviniyorum. Eskiden kitaplarımı bir sürü kişiye tanıdıklara hediye ederdim. Şimdi aynı fikirde değilim. Eğer bir kişi isteyerek bir kitaba para vermişse, onu kesin okumak için vakit ayırır. Fakat eğer o kitap hediye olarak verilmişse kitabın kapağından öteye gitmeyenler de var diye düşünüyorum.

Soru-Yayınevlerine kârlı iş yapmaları için neler önereceksiniz?

Sibel Yolak-  Öncelikle yayınevleri iyi reklam dağıtım ve pazarlama yapamıyorlarsa kendileri de fazla satamayacaklardır. Böylelikle fazla satış da olmayacaktır. Pazarlama konusunda usta biriyle çalışmaları onlara yardımcı olacaktır. Yazarlar konusunda zaten (para verip bastıranlar hariç) epeyce ince eleyip sık dokuyorlar. Kitabı yurt dışı fuarlar dahil olmak üzere mümkün olduğunca fazla fuarda görücüye çıkartmalılar. Reklam ve tanıtıma önem vermeliler. Yazarlarına sahip çıkmalılar. Kitapları bir sürü dile çevirip, değişik ülke insanlarının da okumasını sağlamalılar. E kitap konusuna önem vermeliler. Yalnızca medya dünyasından değil her kesimin kitabına şans tanımalılar. Kitap konuları ve yelpazeleri çeşitli olmalı. Çeşitli iş yerleri kitap okumayı özendirmek amacıyla belirli kitapları çalışanlarına hediye etmeli.

SORU-Yeni kitaplarınız yayınlanırsa okur ve yayınevi neler kazanırlar?

Sibel Yolak- Bu tamamen yayınevinin başarılı tanıtım ve reklam kampanyalarıyla ilgili. Bunun yanı sıra dağıtım ve pazarlamada da saygın ve işini iyi yapan insanlarla çalışıyorsa tabii ki kâr payı artacaktır. Bir de kitabın iyi bir editör tarafından okunup basıma hazırlanması gerekiyor. Kitabın kapağı da oldukça önemli çünkü ilk göze çarpan kitabı tanıtan o.

Okurlara gelince, gerçek hayattan alınmış gerçekten yaşanmış, insanların gerçek öykülerini okuyunca, bazı olayları ve o zamanlarda yaşananları daha iyi anlayıp hayal edebilirler. Bunlardan ders çıkartabilirler. Aynı zamanda bilgi sahibi olabilirler. Araştırma kitaplarından öğrenmekle kalmayıp, aynı zamanda kendilerinden bir şeyler bulabilirler. Çoğu kitabım etik değerler, moral, ahlâk ve manevi değerler konularında dersler içeriyor. Kitaplarımda değişik konular işleniyor. Yeniliklere açık olduğumdan şiirle başlayan yolculukta, kişisel gelişimle devam ederek, deneme, araştırma, öykü ve roman türlerinde kitap yazmaya başladım.

SORU-Gelişmiş ülkelerdeki yayın anlayışı ile ülkemizde yayın anlayış arasındaki farklar neler?

Sibel YOLAK-Öncelikle Rusya, Ukrayna, İsveç, İngiltere, Japonya, Kore gibi ülkelerde oldukça çok fazla kitap okunuyor. Bizim ülkemizde sadece kapağına bakıp hiç okumadan kütüphanesine koyan arkadaşlarım oldu. Bir de kendi ilgi alanına göre değil de hangi kitabı okumak modaysa onu alıyorlar. Beni güldüren şeylerin başında da bir kişi bir yazarın kitabını almışsa diğer arkadaşları da hava atmak veya ondan geri kalmamak adına o kitabı satın alıyor. Eskiden sürekli kitapevlerini gezer kitap satın alırdım. Artık yazar olduktan sonra kitapların büyük bir kısmı hediye geliyor. Eğer bir konu beni çok heyecanlandırıyorsa ve merak ettiğim bir şeyse kitabı iyice inceleyip, hatta bir kısmına göz atıp öyle alıyorum. Buna da deneyim deniyor. Çünkü geçmişte sadece yazarın adına veya kapağına bakarak kitap alırken, şimdi daha çok inceliyor öyle satın alıyorum. Çünkü adı çok duyulmuş kitap ve yazarların bazı kitaplarını incelemeden aldığımda içeriklerini pek beğenmedim. Yazar olmanın güzel yönlerinden biri de bir sürü etkinliğe davet ediliyor olmanız. Bir sürü toplantı ve kitap imza günleri veya festivallerde yeni yazarlar tanıyorum ve onlar da bana kitaplarını hediye ediyorlar. Karşılıklı kitap değişimi yapıyoruz. Bu sayede hem yeni insanlar tanıyorum hem de yeni kitaplar okuyorum. Ayrıca bir sürü arkadaşımı kitap yazmaya yönlendirdim. Bence herkes hissettiklerini, deneyimlerini veya araştırdığı bir konuyu paylaşmalı. Bilgi paylaşıldıkça güzelleşir ve yeni nesillere aktarılır. Bu anlamda herkes bilgisini paylaşmalı.

SORU-Yeni hangi kitaplar yazmayı planlıyorsunuz?

Sibel Yolak- İki adet romana başladım. Bu benim için de yeni bir süreç. Ne zaman bitiririm bilemiyorum. Fakat oldukça heyecan verici. Çünkü kitabın içindeki insan ilişkilerinde veya romanın devamında sürekli yeni fikirler geliyor ve bu fikirler bazen birbiriyle çelişiyor. Bu anlamda yorucu ama oldukça zevkli.

Çok teşekkürler.