Tarihe İki Not!

                Milletin verdiği fitrelerin, zekâtların, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşması; Milli servete oranı göz önüne alındığında Türkiye’nin ulusal ve uluslararası yardım konusunda açık ara dünya şampiyonu olduğu hükümet tarafından açıklanmaktadır.

                Müslüman “almayı” Allah’tan bekler;verme karşılığında. “Veren el alan elden üstündür, Müslüman verdikçe mutlu olur.” Bu hasletlerin karşılığı sadece ve sadece Allah’tan beklenir.

“Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah'a güzel bir borç (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu? Darlık veren de bolluk veren de Allah'tır. Sadece O'na döndürüleceksiniz. (Bakara: 245)

                Yapılan yardımların doğru kullanılmasının sonucu oluşan psikolojik ve sosyal ortamın siyasete yansımaması, sandıkta karşılık bulmaması mümkün değildir. Bu durum doğaldır/kaçınılmazdır. Bu tür yardımların en çok AKP’ye yaradığı da muhakkaktır. Bunu AKP bilinçli olarak kullanmıyor, kullanmaması lazım… Ayrıca Millet de bu yardımları AKP’ye yarasın diye yapmıyordur. Ancak “bal tutan parmağını yalar”, suyun başındaki nimetlerden en çok yarar sağlar” gerçeğinden hareketle bu durum sandıkta en çok AKP’ye yarıyor. Bu kıskanılacak bir durum olup, önlenemez. Böyle oluyor diye yardımlaşmaktan, “Allah için vermekten” kimseyi alıkoymaz. AKP’nin yerinde kim olsa aynı durumdan doğal olarak yararlanır; “bana şu kadar oy geldi, hepinize aldığınız oy oranına göre dağıtıyorum” demez.

                Ancak bu iş burada bitmiyor. Yetim için, fakir fukara için, Türkiye’nin imajı için, inancımızın propagandası için…yapılan bu yardımların hakkını vermek; bunları istismar etmemek herkesin görevidir. Tüm AKP’liler bunun bilincinde olmak zorundadır. Herhangi bir AKP’li bunun bilincinde olmayıp sadece menfaat için AKP’ye yamanmış (yarın bir başka kapıya rahatlıkla gidecek) ise hem kendisine hem de insanlığa ihanet ediyor demektir. Öncelikle AKP bunları ayıklamalı, ayıklamıyorsa Millet bunları deşifre etmeli, dışlamalı ve hesaplarını görmelidir.

                İmanda vesvese olmaz. Ancak şüphe bilimin çekirdeğidir ve şüphe duymak doğru bir davranıştır. Şüpheyle girilen bir yolda hakikatleri gördükten sonra şüphe bırakılır; inanç ve güven merkeze alınır, herkes de rahatlar. En önemlisi dedikodu olasılığı ortadan kalkar.

                Partilerin toplam milletvekili aday adayları yaklaşık 25.000 civarında. Bunlardan 7 bin 329 aday AKP’ye ait. Bu kadar milletvekili aday adaylığı, insanları şüpheli bakmaya yöneltiyor, acabalar peş peşe geliyor. Bunların ne kadarı gerçekten bu millete hizmet için başvurmuş, emanete ne kadar layıktır...? Bu iki özellik gerçekten tam anlamıyla göz önüne alınabilecek mi, adalet sonuna kadar göz önünde tutulacak mı? 600 kişi dışında kalanlar ve aday gösterildiği halde seçimde kazanamayanlar, seçimden sonra makam sahibi olacaklar mı ya da makamda yükselecekler mi? Yoksa geldikleri makamlara aynen dönecekler, yükselmek için herkesin geçtiği yoldan geçecekler mi? Temel soru budur. Millet kandırılırsa; hem bir daha kanmaz hem de Allah bunun hesabını mutlaka görür.

                Ey partilerin peşinde koşanlar!

                Aday adaylığına sadece bu millete hizmet ve Allah rızası için başvurun. Bu durumda hem bu dünyada hem de öbür dünyada kazanırsınız. Millet kazanır, insanlık kazanır..; siz zaten kazanırsınız.

                Bugün Filistin’de Bir Vahşet Yaşanıyor.

                İsrail ve Amerika Filistin üzerinden tüm Müslümanları test ediyor, gözdağı veriyor; sıradaki hazır olsun diyor!

                Allah İsrail’in belasını versin demeyeceğim! Zira onların belasını öbür dünyada vereceğini İlahi Kitabında belirtiyor; Ayrıca ona işini hatırlatma kulların hakkı değildir, öyle bir vazife bize buyrulmamıştır.

                Ancak Allah kendisini Müslüman olarak gören, cenneti garantilediğini zanneden zavallı Müslümanların belasını veriyor. Devekuşu Müslümanlarının belası bu dünyada bitmeyecek.

                HUCURÂT-14: Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (Müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resul’üne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

                Müminler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır. ﴾ HUCURÂT-15﴿

"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın. Dağılıp ayrılmayın ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler oldunuz. Yine siz tam bir ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size âyetlerini işte böyle açıklar." (Al-i İmrân, 3/103).

                “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)

                Çağrım hala kabuğundan çıkamamış Müslümanlara; Tarikatlara, Cemaatlere, Siyasi Partilere!Üyelerinin çokluğuyla övünen bütün cemaatlere (Nakşi’lere, Kadiri’lere, Halveti’lere, Nurcu’lara, Menzil’cilere, Süleymancılar‘a, İskenderpaşac'ılara, İsmailağa cemaatine…), Sağ-sol gözetmeden tüm siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, hatta tüm futbol kulüplerine... Ayağa kalkın! Müslümanım diyenler Allah’ın emri olduğu için, diğerleri insanlığımızın kurtuluşu için ayağa kalkmak zorundadır. Yoksa…

                İsrail ve Amerika insanlığın, dünyanın, mutlu yaşamanın düşmanı. Bu insanlık düşmanları dünyanın kovboyları değildir. Bu Firavunlara Musa olamayan Müslümanlar Mümin'lik iddiasında bulunamazlar.

                Buyurun; imkânları çerçevesinde cihada katılmaya. Haydi, mallarınızla, sosyal imkânlarınızla, cemaatinizi sokağa döküp gür bir ses çıkarmayla, basını ve sosyal medya’yı kullanmayla… cihada. Bir Ronalda (futbolcu) kadar olmasa da onun samimiyetine yetişmeye! Ne dersiniz?

                Bu gün değil de ne zaman? Yukarıda saydıklarım eğer üzerine düşen görevi yapmayacak; ama’larla, fakat’larla, lakin’lerle çamura yatacaksa bunlara selam vermek haramdır. Gerçek imtihan zamanı şimdi, not zamanı ise elbette gelecektir. O not ya kırık olacak ya da pekiyi!

Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için (onları diriltecektir.) Kuşkusuz Allah, hesabı çabuk görendir.( İBRAHİM- 51)

                Eğer bu düşünce doğru ise paylaşmak ta bir duruş sergilemektir. Aynen Nemrut’un ateşinden Hz İbrahim’i kurtarmak için yangına ağzıyla su taşıyan karınca gibi.

                Allah Filistin için, dünya barışı için, zalimlere dur demek için Müslümanların tek yürek olmasını nasip etsin. Ramazanın herkese hayırlar getirmesini Allahtan niyaz ediyorum.