Zulmü Alkışlayamam

Zulmü Alkışlayamam

                “Şu dünyanın oyununu aldanma nefsi serkeş/Kucak açıp dostluğuna güvenme ey nefsi serkeş”… Diye başlıyor bir ilahinin sözü…  Güvenmek kime, hangi şartlarda?  Hele böylesine insafsızlığın, insansızlığın yaşandığı bir dünyada niçin ve kime güvenmek?…

                “Bize bizden başka dost yoktur!” Bilene… “ İslâm garip gelmiş, garip gidecek…” Bunca varlığın, bunca zenginliğin 1,5 milyar Müslüman var dediğimiz bir âlemin içinde üç-beş milyonluk melun bir milletin katilliğine, arsızlığına soysuzluğuna “Dur!” diyecek hangi millet var diye ağlayıp sızlamaktan başka ne yapıyoruz?

                “Kahrolsun İsrail… Kahrolsun ABD!” diye sokakları dün doldurduk, bugün doldurduk, yarın yine dolduracağız… Fakat bu kalabalıklar, İsrail Zulmünü Durdurabilecek mi? En az onun kadar zalim ve elini kana bulamış ABD’nin zulmünü durdurabilecek mi?

                Heyhat ki!... Heyhat!...

                Müslümanlar böylesine vurdumduymaz, böylesine parça-bölük,  böylesine sağır olduğu müddetçe; İsrail ve ABD Ortadoğu’da ve dünyada kan akıtmaya devam edeceklerdir. Bunda kimse şüphenin olmasın!...

                Bir şeyler yapmak lâzım… Bir şeyler değil, çok şeyler yapmak lâzım…

                Kardeşlerim ne bir şeyler yapmak lâzım; ne de çok şeyler yapmak lâzım…

                Tek şey yapmak lazım… Tek şey…

                O da inandığımız davanın; Ulvi Temsilcisi olabilmek… Hazreti Ali gibi yiğit, kılıcı gibi keskin, onun kadar ilim sahibi, onun gibi irfan sahibi, onun kadar İslâm’ı yaşamak lazım.

                Kardeşlerim hepimiz Müslüman’ız… Asla Müslüman olduğumuz konusunda şüphemiz yoktur. Fakat İslam’ı,  Gerçek bir Müslüman gibi Yaşamıyoruz. Eğer yalnız Türk Milleti olarak seksensen milyon birlik içinde olsak, dirlik içinde olsak, İslam’ı bütün içtenliğiyle, bütün samimiyetiyle yaşasak…

                İnanın bugün ne biz, ne de diğer Müslümanlar; kâfirler karşısında bu kadar zillet içinde olurduk… Biz İslam’ı kaç asırdır, “  Bal kavanozunu dışından yalayıp bal yiyorum” diyen hamakatlar gibi yaşıyoruz…

                “Allah!..” diyen, “Lailaheillallah Muhammeden Rasulullah” diyen, hiçbir kulun diğer kula; kin beslemesi, kötülük etmesi, kıskanması, haset duyması bahis konusu olamazdı.  “Rabbim Allah, Dinim İslam, Kitabım Kuran” diyen hiç bir millet; medeniyetler arenasında yekpare bir “Medeniyet Şahikası” olmaktan asla geri kalmazdı. Biz bunları asırlardır dille söyledik. Gönülden söylemedik. Gönülden söylemiş olsaydık:  Sanayinin zirvesi de, teknolojinin zirvesi de ekonomin zirvesi de biz de olurduk.  Aynı zamanda Müslümanlar olurdu.

                Kâfir, küfrünü galebe çalmak için asırlardır gecesini gündüzüne katarak bunca mesafe alacak, Müslümanları bir kaşık suda boğacak; haklı davasını, adaleti, insanlığı, barışı ve huzuru yaymak için uğraşan Müslümanlar, küffarın eline bakacak, gözüne bakacak öyle mi? “Kim bana ne diyecek diye” pinekleyip duracak öyle mi?…

                Hayır!..Vallahi böyle bir şey olmaz… Bunda bir eksiklik var… Bu eksilik, hi,ç şüphesiz: “İnandığımız yaşamamaktır”. “Düşmanın silahıyla silahlanınız” düsturunu kendine şiar edinmemektir.

                Bugün Filistin’de olanlardan yüreğimiz, yanıyor, bağrımız dağlanıyorsa mutlaka yaptığımız yanlışlıktan dolayıdır. Fakat bu yanlışlığa dün olduğu gibi bugün de, yarın da “ Dur!” diyecek yeryüzünde tek millet vardır.

                O da hiç şüphesiz: Türk Milletidir…

                Son yıllarda hemen her alanda büyük bir gelişme içindeyiz. Artık dün olduğu gibi “Sefer Bizden Zafer Allah’tan” diyecek ve bunu devam ettirecek bir duruma geldik.

                Dünyanın neresinde bir sıkıntı, bir acı, bir aç varsa oraya koşacak bir konuma geldik. İnşallah daha iyi olacağız. Bu millet aslına dönüyor, dönmeye devam edecek…

                “Kenarı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu

                Gelir de adli ilahi Ömer’den sorar onu” diyebilecek bir adaleti, inşallah bütün dünyaya yine biz götüreceğiz. O günler için şafak doğmak üzere… Buna yürekten inanıyorum…

                İsrail ve onun işbirlikçisi ABD’nin elleri değil, bacakları da kırılacak, kendi akıttıkları kanların içinde kendileri boğulacaktır…

                Bunun için yapacağımız tek şey var: Devletimizi koruyup kollamak, daha çok çalışmak… Birlik olmak…

                Vatan için, millet için, insanlık için çalışlara ölümüne destek vermektir…

                “İşte iz, geliniz!

                Toprak dost,

                Allah dost!”;

 

                “Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem

                Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem

                Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım

                Boğamasam da hiç olmazsa yanımdan kovarım” diyenler birlik olmaktır...

 

                Rabbim, Ümmet-i Muhammed’in Üzerinden Her Türlü Musibeti Gidersin… Ramazan Ayınız Bir Kez Daha Mübarek Olsun…

Mehmet Emin ULU