BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA GÖNÜLLÜ MEVLEVİ ALAYLARI VE TOKAT MEVLEVİLERİNİN KONUMU

   “103 Yıl Sonra Tokat Mevlevîhânesi’ne konulan Tokat Mevlevî Alayı’nın Sancağı’nın Alemi Üzerine”

                Balkan Savaşı ve hemen sonrasında 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Devletini zor duruma düşürdü. Savaştan savaşa, cepheden cepheye koşan asker yorulduğu gibi hem insan kaynakları hem de lojistik açıdan devlet üzerindeki yükü zamanla kaldıramaz hâle geldi. Özellikle 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan beri hep yenilgilerin içinde olan, Balkan Savaşları ile toprak kaybı yaşayan, Avrupa’dan Anadolu’ya geri çekilmenin, göçlerin başladığı bu acı dönemler toplumun moralini süratle aşağıya çekmeye başladı.

                Balkan Savaşlarının yaraları henüz sarılmadan patlak veren Birinci Dünya Savaşı üzerine Osmanlı Devleti 14 Kasım 1914'de “Cihad-ı Mukaddes” ilan ederek savaş hazırlıklarına başladı.

                Bütün bu ağır gidişat ülkede moralin yeniden kuvvetlenmesi açısından gönüllülük sisteminin artarak canlanmasını adeta zorunlu kıldı. Balkan Savaşlarında yer alan İtalyanlarla mücadelede yerli halkın ve gönüllü subayların gayretleriyle nasıl yürütüldüğü görülmüştü. Bu gönüllülük Birinci Dünya Savaşında ve sonrasında bizi bağımsızlığa ulaştıran Milli Mücadelede vatan sathında sistemli bir şekilde yaygınlaştı.

                Bunun en bariz örneği de bu gönüllü grupların 1916 yılında "Mücahidîn-i Mevleviyye Alayı"  ya da “Gönüllü Mevlevi Alayları" adıyla tesis edilen Mevlevi Alaylarında görülür. Tarihi kaynaklar Harbiye Nezareti Ordu Dairesi’nin 1330 tarihli resmi bir yazısında Mevlevi Taburu adıyla bir askeri birliğin kurulduğunu belirtmektedir. Yine o dönemde yazılan bazı şiir, güfte ve bestelerde “Mevlevi Taburu" ifadeleri yer almıştır. Bunlardan biri de Halep Mevlevihânesi Postnişini Ahmet Remzi Dede (1972-1944) tarafından on yedi kıta olarak yazılan ve Halep Maarif Müdürü Nezih Bey tarafından bestelenen güfte "Mevlevi Taburu teşkil eyledi Sultan Reşad/Avn-i Hakk’la eyleriz meydan-ı  harbte bir cihâd” mısraları ile başlar.

 

Bugün bize Mevlâna / Eyledi hep hu sala

Dedi cümle amenna /Erenler gönüllüsü

 

Hakdan Hakka giderler / Hakdan gayri niderler

Gönüller feth ederler / Erenler gönüllüsü

Hazreti Sultan Reşad / Eyledi bize imdad

Odur ihyaü’l ibad / Erenler gönüllüsü

 

Önlerinde Mevlâna / Hulefası cemi’an

Kılmış ana Efendi / Erenler gönüllüsü

 

Ulu Ârif Aslanı / Gezüb mülk-i Osmanı

Uyandırdı cihan / Erenler gönüllüsü

 

                Bu alayların alt yapısının oluşturulmasında Sultan Mehmet Reşad’ın (1844-1918) Mevlevi olması ve Yenikapı Mevlevihânesinde Abdulhâlim Çelebi (1874-1925) tarafından ona kılıç kuşatılmasının büyük rolü olduğu bilinmektedir.

                O dönemde Konya’da bulunan Veled Çelebi  (1869-1950) 19 Aralık 1914 tarihinde Konya Askerlik Dairesi ile irtibata geçerek Gönüllü Mevlevi Taburu oluşturulması sürecinde askeri makamlardan gerekli tebligatın Mevlevi şeyhlerine gönderilmesi hususunda yardımlarını istedi. Ayrıca kendisi bu taburun kurulması yolunda yoğun bir çalışma içerine girdi. Bununla birlikte bazı Mevlevi şeyhlerine bu tabura katılmaları konusunda yazılar gönderdi. Ancak bütün bu gayretlerin daha düzenli ve resmi bir şekilde takip edilmesi, geleceklerin korunması ve yardımcı olunması için Harbiye Nezareti’nden gerekli emirlerin verilmesini talep etti.

                Bu süreçte konu ile ilgili yazı yazılan ve Mevlevihânesi bulunan vilayet ve kaymakamlıklar şunlardı: İzmir, Kütahya, Ankara, Kastamonu, Halep, Şam, Sivas, Bursa, Karahisar-ı sahip, Muğla, Tokat, Samsun, Erzincan, Burdur, Urfa, Ayıntap, Isparta, Eğridir, Lazkiye, Maraş, Manisa, Gelibolu, Kudüs, Trablus, Aydın, Antalya, Ertuğrul, Kerkük, Kayseri, Eskişehir, Güzelhisarı, Ermenek, Kilis, Beyşehri, Tire, Denizli, Demirci, Ulukışla.

                Gönüllü Mevlevi Taburu’nun kurulması konusunda Harbiye Nezareti, askeri makamlar, çelebilik makamı ve Mevlevihane şeyhleri arasında düzenli bir yazışma başlayarak bu kuvvetlerin kısa sürede teşekkülü hızlandı. Gönüllü Mevleviler bu tabura katılıncaya kadar masrafları kendi ceplerinden karşıladılar. Gönderilen yazılarda toplanan gönüllülerin doğrudan Konya’ya veya Şam’a hareket etmeleri istendi. Ocak ayı sonlarından itibaren de merkez ve çevre vilayetlerden çok sayıda Mevlevi gönüllü İstanbul’da toplanmaya başladı.

                Kısa zamanda toplanan bu gönüllüler taburu, Veled Çelebi’ye teslim etmek üzere Şeyh Abdulbaki Efendi’nin komutasında padişahın hediye ettiği sancakla 1915 Şubat ayının ilk haftasında İstanbul’dan Konya’ya hareket etti. Konya’ya yakın olan Mevlevihânelerin şeyhleri ve maiyeti de doğrudan Konya’ya doğru yola çıktı. İki hafta içerisinde 47 Mevlevihâneden ve bazı tekkelerden toplanan 1026 kişiden oluşan gönüllü Mevleviler 26 Şubat 1915 Cuma günü vilayetteki başta Vali Azmi Bey olmak üzere protokolü, askeri ve sivil makamları ziyaret ettikten sonra Mevlâna Dergâhı önünde düzenlenen törenlerin ardından Konyalıların dualarıyla trenle Filistin Cephesine uğurlandılar.

Tokat’tan ise bu cephelere katılanlarla ilgili en net bilgiyi İkdam Gazetesi’nin 14 Ocak 1915 Perşembe günkü nüshasından öğreniyoruz:

                “Mevlevilerden mürekkeb gönüllü alayı Halep’te Çelebi Efendi Hazretlerinin Alayına iltihak etmek üzere bugün buradan hareket etmiştir. Asker, jandarma, mektep talebesiyle binlerce ahali bu gönüllüleri alkışlarla teşyii ve muvaffakiyetlerini temenni etmişlerdir.”

                Tokat Mevlevileri toplam 31 kişi Post-nişin Şeyh Hadi Efendi ile sayı bakımından 9.sırada bu alayın içinde yer almıştır. Bu alayın gidişini Tarihçi Halis Cinlioğlu "Osmanlılar Zamanında Tokat" adlı eserinde şu şekilde anlatmaktadır:

                “Şimdi Özel İdarenin çalıştığı (Bugün Tokat Defterdarlığı) yapı o zamanlar Askerlik Şubesi idi. Mevlevilerin bu kutsal savaşa gönüllü olarak katılmaları dolayısıyla yapılan tören pek parlak olmuştu. Önlerinde sancak ve bayrakları, başlarında şeyhleri kırk elli Mevlevi’nin özel tarikat elbiseleriyle şubenin önüne gelişleri ve sonra uğurlanışları bütün Tokat’ı ayağa kaldırmıştı.”

                Gönüllü Mevlevi Alayı bir aylık yolculuktan sonra 27 Mart 1915’te Şam’a ulaştı. Burada Bahriye Nazırı ve 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa’nın emrine verildiler. Yapılan düzenleme ile 1916 yılında bu gönüllüler iki Taburlu bir alay haline getirildi.

                Gönüllü Tabur, askeri talimlere başlarken komutan olarak görev alan Veled Çelebi bazı şeyhleri ve ihvanı yanına alarak 10 Nisan 1915’te Hz. Peygamberimizin kabrini ziyaret için Medine’ye gitti. Veled Çelebi kendisiyle gelemeyen şeyhlerin bir kısmına dönüşte Mücahid-i Mevleviyye Kumandanlığı Karargâhı’nda hilafetnâmelerini verdi. Bunlar arasında Tokat Mevlevihânesi Postnişini Abdulhadi Efendi de bulunmaktadır.

                Bu gönüllü alayın bir kısmı Genel Kurmay Başkanı Enver Paşa’nın emri üzerine Çanakkale’ye gönderilmiştir. Bu arada 26 Eylül 1917’de 4.Ordu lağvedilerek Yıldırım Ordular Grubu teşkil edildi. Mevlevi Alayı bu yapılanmanın içinde 15.Kolordu’ya bağlı 43.Tümen içinde yer aldı. Cebel-i Lübnan’da karargâhını kuran Mevlevi Alayı daha çok Şam-Rayak- Zahle -Aliye mıntıkasında görev yaptı. Bazen de Beyrut’un doğusunda Fıstıklı, kuzeyde Humus’a kadar hareket etti. Ordunun ve bölge halkının maneviyatını yükseltmek için zaman zaman sema törenleri ve musiki programları tertip ederek büyük mücadele verdi.

                Ancak İngilizlerin Arapları da kandırarak Filistin’i ele geçirmeleri üzerine Türk kuvvetleri Mevlevi Alayları dâhil geri çekilmeye başladı. 9 Eylül 1918’den itibaren İngilizlerin Arapların da desteğini alarak bölgeye büyük taarruzu üzerine Türk cephesindeki direnişlerle birlikte bir dağılma süreci de başladı. Eylül sonlarına doğru Filistin tamamıyla İngilizlerin eline geçti. 50 bin Türk askeri İngilizler tarafından esir alınarak büyük bir kısmı esir kamplarına gönderildi. 30 Eylül’de Şam’a giren İngilizler Ekim ayının ilk haftasında Rayak, Humus ve Beyrut’u işgal etti. Bu durum karşısında burada bulunan Mevlevi Alayı da Türk birlikleriyle birlikte kuzeye çekilerek bir gönüllü birlik özelliği taşıması açısından da kolayca dağıldı. Bu olumsuz gelişmeler üzerine Genel Kurmay Başkanlığı 1918 Eylül ayının sonlarına doğru büyük umutlarla bünyesine aldığı Mevlevi Alayını lağvetti.

Mevlevi Alayı iki yılı aşkın süre içerisinde cephe içerisinde ve Anadolu’ya geri dönüşünde 18 postnişinini kaybetmiştir. Bu arada 26 Ekim 1918’de Halep’i önce Araplar işgal etmiş iki gün sonra da İngilizler ele geçirmişlerdir. 30 Ekim 1918 tarihi ise bu savaşın ateşkes antlaşmasındaki acı sonudur.

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası o sıkıntılı günlerde 12.Kolordu Komutanı Fahrettin (ALTAY) Paşa savaşa iştirak eden Mevlevileri unutmamış 16 Ocak 1919’da Veled Çelebi’ye anlamlı bir yazı göndermiştir:

 

“12.Kolordu Kumandanlığı

1.Şube, aded:172 16 Kanun-i sânî 335

Konya’da Mevlâna Dergâhı Şerifi Post-nişîni Çelebi Efendi Hazretlerine

Reşadetli Efendim Hazretleri

Cihad maksadı-ı ulvisiyle esna-yı seferberîde teşkil edilmiş olan Mevlevi Alayı, Suriye’den ric’atı müteakip Ordunun Halep’te yeniden teşkil ve tensiki sırasında lağvedilmiştir.

İlâ-yı Kelimatullah uğrunda en mühim bir harp cephesinde kanını dökerek hidemat-ı hasene ve fedakârâne ifası suretiyle gösterdiği kıymetdar muavenetten dolayı Alay mensubini ilelebed iftihar ve tarikat-ı âliye-i Mevleviyye ‘de asil tarihini bu şanlı menkabe ile tezyîd edebilir. Alay mensûbinine icab eden vesaik verilmek üzere efrad ve zabitânın müddet-i hizmetlerini ve nerelerde bulunduklarını müş’ir esami cedveliyle var ise evrak ve vesaik dosyalarının ve Alay mühr-i resmîsinin Kolordu’ya irsalini zât-ı âlilerinden rica ederim efendim.

12. Kolordu Kumandanı

Fahreddin

**

1915 yılında bayrak ve sancaklarıyla Tokat’tan hareket eden ve bu savaşa katılan Tokat Mevlevi Alayı’nın dönüşünde, önce Mevlevîhânede daha sonra son postnişin Abdülhâdî Efendi’nin ailesinde korunan bu sancağın alemi 103 yıl sonra Tokat Mevlevîhânesi’ne konulmak üzere torunu Nurten Tüzemen tarafından 14 Mayıs 2018’de düzenlenen mütevazi bir törenle Tokat Valisi Dr. Ömer TORAMAN’a teslim edildi.