MÜFTERİLER..

Müfterinin sözlük anlamı karacı, kara çalıcıdır. Çıkarları için ya da hizmetinde bulundukları kişilerin emriyle türlü yalanlar söyleyerek olmamış işleri olmuş gibi gösterirler. Kin besledikleri veya çıkarları için hamiyetli kişilerin hayatlarını karartırlar. Böylece kendilerini tatmin ederler. Ortaya koydukları sahte belgelerle insanların bizar olmaları umurlarında değildir. Hak ve adalet değerlerinin üzerini örterler. Kurdukları pusularla masum insanların uğradıkları zararları hayranlıkla izlerler. Yaşamlarında mertlik yoktur. Hep namerttirler. Ellerindeki güçleri sınırsız kullanırlar. Bunlar korkak kişilerdir. Günübirlik yaşadıklarından yarın yalanlarının meydana çıkıp utanacaklarını umursamazlar.

                Adam olan adamlar müfterilikten uzak durmalılar. Bugün onların güçlerinden korkup ağam, paşam deseler de yarın güçlerini kaybedip bir kenara çekildiklerinde nefretle anılacaklarını bilmeleri gerekir. Mert ve dürüst olanlar yarın işlerini bıraktıklarında veya bu dünyadan göçtüklerinde saygı ile anılacaklardır. Hep ülkesi ve milleti için çalışıp tarihe geçenler unutulmayıp hayırla yad edileceklerdir.

                Müfteriler insanları kandırmak için çoğunlukla dini kullanırlar. Halbuki dinde bunun yeri yoktur. Böyle kişilere münafık denir. Ateist olanlardan daha kötüdür. Bunlar çıkarlarına tapan kişilerdir.

                Ergenekon ve Balyoz davalarını düşünelim. İğrenç zulüm dolu günler. Hiçbir suçu olmamasına rağmen nasıl suçlarla tutukladılar. Yürekleri vatan ve millet aşkıyla dolu o insanlar nasıl suçlandı. Öldürüp, öldürüp dirilttiler. İnsan suçu olduğunu bilse de cezalandırılsa o kadar üzülmez. Suçsuz yere suçlanmak ağır geldi. Ağzı açılmış patates çuvalı gibi yalanlar, iftiralar çevreye yayıldı. Suçları kendilerine yakıştıramayan, kahraman askerlerin kimi intihar etti. Stresten hastalanıp ölenlerin acıları insan olan insanın kabul edeceği durum değil.

                Onları fütursuzca suçlayanlar bir gün yaptıklarının ayaklarına dolaşacağını düşünmediler. Kıskançlık, nefret, kin, hile, çekememezlik ve bencillikleri gözlerini kör etmişti. Anlayamadığım nokta, bu kişiler aldıkları eğitim ve öğretime rağmen böyle olumsuz, hak ve adaletten uzak davranışlara nasıl yöneldiler. Demek ki ahlaksızlıkları aldıkları eğitimi bir yana bırakmalarını sağlıyor.

                Bazı kişiler bu haksızlıklar karşısında sustular. Hz. Muhammed “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” demiştir. Haksızlıklar karşısında susanlar da bu suçlara ortak oldular Allah yanında.

                Her gecenin bir sabahı vardır. O sabah erken tecelli etti de sermest olan o kişiler uykularından uyandılar. Yaptıkları ceberutluk ayaklarına dolaştı. Yaptıkları yanlarına kar kalmadı. İlahi adalet yerine geldi.

Saygılarımla.  

17. 05. 2018

                                                                                                              Mehmet Tapar

                                                                                                              Emekli Öğretmen