1918'den-19 Mayıs 1919'a… KURTULUŞA İLK ADIM VE 2018'E SELAM

1918'den-19 Mayıs 1919'a…

 

KURTULUŞA İLK ADIM VE 2018'E SELAM

 

                Vatan tehlikedeydi.. birlik olmak, mücadeleyi başlatmak zaruretti artık. O, Birinci Dünya Savaşının en büyük askeri ve komutanıydı. Askerlik dehası kahramanlıklarıyla örtüşen bu kişi Mustafa Kemal idi…

                Osmanlı Devletinin, hızla gelişip ilerleyen Batıya ayak uyduramaması, Batının bilimsel yeniliklerine kapalı kalması ve 19'uncu yy. başlarında hızla yükselen Milliyetçilik akımı sonuçta Osmanlı Devletinin çöküşünü hızlandırmıştı. "Gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde" bulunan yönetim birimleri ülkeyi felaketlerle dolu serüvene sürüklemişlerdi. Bu birimler azınlıkları da yanlarına alarak çıkarlarını korumak için yıkıcı projelere destek çıkıyorlardı.

                İşte bu basiretsizlikler ülkeyi biranda Birinci Dünya Savaşının içine soktu. Dört yıl süren felaketler zinciri itilaf devletlerinin gizli projelerinin gerçekleşmesini sağlayan 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması ile sözde noktalandı.

                Ülke işgal altındaydı. Çünkü çok ağır şartlarla dolu maddeler yer almıştı. Acz içindeki hükümet kayıtsız şartsız teslimiyeti kabul etmişti.

                Millet, ülke harap ve bitaptı.

                Ülkeye toparlayıcı, aklı ile vicdanını tartıcı, geleceği çok iyi sezen kesin kararlı ve milletini çok iyi tanıyan bir lider gerekiyordu.

                Onun önder olma ruhu hep kıpır kıpırdı zaten.

O, İstanbul'daki ihanet kadrolarıyla kurtuluşa zor gidileceğine inanmış ve bunu yaşayarak görmüştü. Bu önder Mustafa Kemal idi..

                Milli Mücadeleyi Anadolu'dan başlatmanın kurtuluş ruhunu ateşleyeceğine inandığı Anadolu insanıyla başlayacaktı.

                "1919 yılı Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Durum ve genel görünüm: Osmanlı Devletinin dahil bulunduğu grup, genel savaşta yenilmiş, Osmanlı ordusu her yerde zedelenmiş, şartları ağır ateşkes imzalanmıştı. Millet yorgun ve yoksul durumdaydı. Milleti, memleketi savaşa sokanlar kendi hayatlarının endişesine düşerek memleketten kaçmışlardı…. Ordunun elinden silahları alınmış, ülkenin her yanı işgal edilmişti…. Oysa Türk Milletinin onurlu ve şerefli bir millet olarak yaşaması esastır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Türk'ün onur, şeref ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet tutsak yaşamaktansa mahvolsun daha iyidir. Öyleyse YA İSTİKLAL.. YA ÖLÜM..!"

                Tarihin akışını değiştiren, ona yeni sayfalar açan kararlılıktı bu sözler. O hep milletine güveniyordu. Asla kaçak güreşmiyor, tüm hazırlıklarını milletiyle bir bütün olarak ortaya koyuyordu.

                "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.." Bu bildiri milleti büyük önderin arkasında Kurtuluş Savaşına taşırken zaferlere doğru da yönlendiriyordu adeta.

                Türk Kurtuluş Savaşı sebep ve sonuçlarıyla yıllardan bu yana everensel düşünce sisteminde insanlığın tutsaklığa, zulme, talana, haksızlığa, cehalete başkaldırışı, dirilişidir. 19 Mayıs 1919 mazlumun, zalimlere karşı galibiyetidir.

                Kurtuluş Savaşımız dünya tarihlerinde yer alan bir destan, bir öğreti kaynağıdır. Bilim adamlarının tezlerinde, yaşanılmış en güzel, en gerçek en önemli değerler ve belgeler olarak yer almaktadır.

                Mısırlı Müfessir Şeyh TANTAVİ, “Türk Kurtuluş Savaşı tarihin en büyük mucizelerindendir… Bir millet erkekleri, kadınları, çocukları, ihtiyarları, gençleri o kumandanın çağrısına icabet ederek bir tek kuvvet, bir tek topluluk olmuşlar, istilacı, yağmacı düşmanları hezimete uğratmışlardır. Bu yağmacılar onca cesaretlerine rağmen geldikleri yere geri dönmüşlerdir. Ezilip horlananların zaferi gerçekleşmiştir. İşte bu millet bu günün Türk Milletidir” diyor.

                19 Mayıs 1919 Türk Ulusunun ateşle imtihanının başlangıç tarihidir.

Adına Milli Mücadele Destanı dediğimiz bu süreç aynı zamanda emperyalizmin potasında sadece “İstikbalini düşünenlerle istiklalini düşünenlerin mücadelesiydi” diyen usta Yaşar Nuri Öztürk’e hak vermemek mümkün mü?

                İstikbalini düşünenler namusları dahil her şeylerini haçlılara teslim edebilmişler, istiklalini düşünenler ise sonsuzluğa kanat açmış yiğitler, çılgın Türklerdi, adam gibi adamlardı. Parolaları “Ya istiklal, ya ölüm” idi.

“Tarih istikbalcileri namussuzlara has lanetlerken, İstiklalcileri tarihin en büyük ödülü olan “ONUR TACI” ile taçlandırdı. Mekanları cennet olsun.

                19 Mayıs 1919 bir Mustafa Kemal dehasıdır. O deha ki; aydınlanma savaşını, bağımsızlık savaşının içine katarak tarihte benzeri görülmemiş bir uyanış, diriliş, var oluş örneği koymuştur.

                Görünen o ki; yüzyıl önceden bu günleri, ufkun ötesini görebilen Gazi Mustafa Kemal Atatürk özüyle, sözüyle, fikir ve önerileriyle, dahiyane düşünceleriyle bundan böyle gelecek yüzyılların da rehberi olacaktır.

                Sevgili Gençler…!

                “Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran ATALARIMIZLA gurur duyun. Şehit ve gazi atalarımızın onurlarını yalancılara çiğnetmeyin...” diyen ŞU ÇILGIN TÜRKLER kitabının yazarı merhum Turgut Özakman’ı saygı, minnet ve şükranla yad ediyorum.

                19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu, mutlu ve daim olsun…

Esen Kalın.

ŞERARE KIVRAK