ANLATIM

ANLATIM

 

            Face'de bazı yazılar görüyorum. Kimi yazarlarımız imla ve plan kaygısı gütmeden çalakalem yazıyorlar. Emeğe saygılıyız ama yaptığımız işi de kuralına göre yaparsak daha sevimli olur diye düşünüyorum. Bir Türkçe öğretmeni olarak çoğunuzun bilip uyguladığı bazı üyelerimizin önemsiz bulduklarını sandığım kimi kuralları anımsatmak ihtiyacını duydum. Bir ömür verdiğim mesleğimin gereği diye düşünüp bu uyarılarım, lütfen ukalalık diye algılanmaya…           

 

            Yazmak, konuşmak, resim yapmak, türkü söylemek vb. muhatabımıza bir şeyler anlatmak için seçtiğimiz uygun araçlardan bazılarıdır. Önce, meramımızı en iyi anlatabileceğimiz aracı seçmeliyiz. Konuşmak mı? Ayrıntıya kaçmadan en kısa ve en kestirme yol iyidir. Vereceğimiz örnek, konuyla bağlantılı olmalı. Konuyu açıklamalı. Örneklerde de ölçüyü kaçırmayalım. Aklımıza gelen tüm örnekleri sıralarsak asıl konuyu unutabiliriz. Eğitimde bir kural vardır: vereceğimiz örnek, dersi gölgede bırakmamalı.

 

            Kalem dostum, edebiyat öğretmeni, sevgili Selma Çankaya, bir yazıma yaptığı yorumda aynen şöyle demişti:  “Öyküde sebep-sonuç ilişkisi ve mantık zinciri olmalı. Yazarken her attığımız adım, diğerine zemin hazırlamalı.” Bu görüşe içtenlikle katılıyorum. Hoca Hanımın cümlesi her an görülebilecek bir yere not edilmeli… 

 

            Yazmayı mı seçtik? Önce imla kurallarına uymalıyız. Birçoğunu bilgisayar, otomatikman uyguluyor zaten. Noktadan sonra büyük harfi kendisi koyuyor. Sonra bir yazı planı yapmalı ve onu uygulamalıyız. Yazıda da konuşmada olduğu gibi kısa ve anlaşılır bir dille hedefe ulaşmaya çalışmalıyız. Hedefimiz, meramımızı tam ve doğru anlatabilmek olmalıdır. Sanat yapacağım diye imgelerle, dolaylı yollarla okuyucunun kafasını karıştırmayı sevmiyorum. Bu türlü anlatıma kuru diyenler olacaktır. Derdimi anlatırken okuyucuya eziyet etmekten, bilmece çözdürmekten yana değilim.

 

            Bir yazı, ana ve yardımcı fikirlerden oluşur. Ana fikir el ise yardımcı fikirler parmaklardır. Ana fikirle yardımcı fikirler, etle kemik gibi birbirinin tamamlayıcısı, birbirinden ayrılmaz parçalardır. Yardımcı fikirlerin her biri ayrı paragrafta gösterilmeli. Bu, anlamayı olduğu kadar okumayı da kolaylaştırır.

 

            Alanımın sınırları bu kadar. Diğer anlatım araçları hakkında fikir beyan etmeye ne bilgim ne yeteneğim izin verir. Herkes haddini bilmelidir.

 

            Bir kişiye bile yardımcı olabilirsem kendimi mutlu sayarım. Zaten öğretmenliğin görevi de  bu değil mi?