HER YAŞADIĞIM DOĞRU DEMEYEN OĞLUM

Sevgili oğlum,

Önce duamızı edelim.

“Allah’ım bizi bencil olmaktan bencil konuşmalar yapmaktan, bencil yazılar yazmaktan alıkoy. Beni, ailemi ve ülkemi herkesi bencil olmaktan alıkoy. İnsanların birbirini sadece senin rızanı kazanabilmek için sevmesine çaba harca. Sen bizi bizden iyi bilirsin ve bizi şeytanın ve insan suretine bürünen şeytanların şerrinden ancak sen korursun. Bizi bağışla, bizi af et, bizi kendini beğenmekten ve sırf başarılı diye insanların başarısını kıskanmaktan koru. Başarılı insanları sevmemizi ve onların başarı sırlarından faydalanmamızı ve onları sevmemizi sağla. Bizi maddi şeylerin esiri olmaktan, şeytanın oyununa gelerek onun oyun arkadaşı olmaktan sen alıkoy. Amin.

Canım oğlum,

İnsanların arasına karıştıkça görüyorum ki, insanlar kendi tutum ve düşüncelerini en doğru görüyorlar. Kendi suçlarını bile başkalarına atmaya çalışıyorlar. Sevdiği insanların hatalarını görmemezlikten gelirken hatta kendi ve sevdiklerinin hatalarını bile karşısındakine yüklemeye çalışıyorlar. Hatalarını anladıkları zaman özür bile dilemeye gerek görmeden “eskide kaldı onlar” diyerek bencilliklerine tuz biber ekiyorlar. Halbuki medeni ve manevi milli değerlere gerçek manada bağlı insan özür dilemekten ve teşekkür etmekten zevk duyar. Yaratanına Şükretmesini bilen insan onun yarattığına da teşekkür etmekten şevk duyar. Özür dilemeyen ve teşekkür etmeyen insan karşısındakini küçümseyen ve dolayısı ile değersizlik duygusu olan ve kendini de küçümseyen insandır.

Canım oğlum,

Hayatta tüm sorunlarımızın kaynağında bencilliklerimiz yatar. İnsan bilgiyi kaynağından almak yerine oturarak dedikoducu insandan bilgi almaya çalışır. Dedikodu eden insan da senin sevdiğin insana kin beslemiş düşmanlık beslenmişse bire bin katarak seninle o sevdiğin arkadaşınla aranı açmaya gayret eder. Sen de o hızla giderek seni seven insana hakaretler edersin. Sonra aradan zaman geçer kırgınlıklar geçer pişman olursun ama özür dilemeye gururun el vermediğinden belki de bir dedikoducunun dedikodusuna inanmanın bedeli olarak çok samimi ve seni gerçekten seven insanı kaybedersin. O yüzden insana dikkat etmek lazım.

Sevgili oğlum,

İnsan çok zaman şeytana uyduğu için kendi hatasını kabullenemez. Hatayı kabul etmeyince o hata ortadan kalkmaz ki. Hatada ısrar etmek en büyük hata derler. Sen bir insanı suçlayınca o insan suçlu olmuyor. O yüzden başkası hakkında konuşurken oldukça sakin olmaya gayret etmemiz lazım. Sinirli iken karar vermekle sakin iken karar vermek arasında dağlar kadar fark var. Çünkü sakinken karar verirken yanımızda aklımız, sinirli iken karar verirken yanımızda şeytan vardır. Şeytan sakin insanın yanında fazla durmaz. Sinirli insanı daha çok aldatacağına inanır. Bu yüzden sakinken kararlarımız daha mantıklı olur. Biraz düşününce bunun ne kadar mantıklı olduğunu anlarsın.

Canım oğlum,

Dostlardan faydalanalım, arkadaşı tabii ki dinleyelim ama onların her söylediği doğrudur diye de her dedikodularına inanmayalım. Dost olmak dostun her dediğine inanacağımız her istediğini de yapacağımız anlamına gelmez. Neye hayır neye evet diyeceğimizi bilemiyorsak hayat dengemizi de sağlamamışız demektir. Bizi ret eden insan da söylediklerimizi dinlemeyen insan da ret ettiği biz değil, kabul etmediği biz değil belki de anlattıklarımız ona mantıklı gelmemiştir. Bizim de bu konuda O’na ısrar etmemizin mantığı yok. Yardım istemeyene yardım etmenin, sevgi istemeyene sevgi vermenin de anlamı yok. İhtiyacı olmayana veya ihtiyacı olmadığını sandığı şeyin onlara ısrarla ihtiyacı olduğunu söyleyerek vermemizin de anlamı yok. Mesela bizim sevgimize ihtiyacı olmadığını düşünen adama ve bilgimize ihtiyacı olmayan adama sevgi ve bilgi vermenin anlamı yok. Biz anlattıkça anlattıklarımızla alay eden insan demek ki bizim bilgimize ihtiyaç duymayan adamdır. O’na bilgi vermenin anlamı yok. O insanla mesafeli olmak en iyisi.

          Canım oğlum,

          Ben de zaman zaman çevreme bilgi ve sevgimi vermeye gayret ettikçe muhataplarımın bizi hiç önemsemediğini gördüğüm halde  ısrar ederdim. Baktım ki insanların bizim sevgimize ihtiyacı olmadığı gibi bizimle alay ederek kendi saçmalıklarını yalanlarını bize dayatmaya çalışıyorlar mesela davranışları ile bizi sevmediğini gösterdikleri halde “seni seviyorum” diyorlar.  Bu insanları daha fazla zarara sokmamak için uzak kalmak en iyisi değil mi? Israrla yanlarına giderek sevgi gösterirsek karşımızdaki insanda bilinç olmadığından zararlı olan gene biz olacağız. Üzüleceğiz sinirleneceğiz, yani zararlı olan biz olacağız. O yüzden en iyisi özü sözü bir olmayan insanı kendi haline bırakmak onlara en güzel iyiliği yapmaktır.

         Canım oğlum,

          İnsanlar genelde inandıkları gibi yaşamayınca, yaşadıklarının en ideal yaşantı olduğunu sanıyorlar. Dostun her şeyini onaylayarak ona en güzel iyiliği yaptıklarını sanıyorlar ve kendi gibi düşünen kendi partisinde olan insanlar için işlerine gelince “en iyi” diyorlar ama rüzgar farklı esince en iyi” dedikleri “en kötü” oluyor. Bu da ideal siyaset yapmak ya da “davaya bağlı adam olmak” oluyor. Halbuki “davaya Bağlı adam olmak”  her zaman değişmeyen gerçekleri savunmak ve  “değişebilen gerçekleri” de neden değiştiğini de izah edebilmek, anlayacağı şekilde sadece sorana ve dinleyene anlatabilmektir. “Dinlemek istemeyen en ideal sağır” olduğundan boşuna konuşmuş oluruz.

       Sevgili oğlum,

       Herkesin doğrusu farklıdır. Herkes kendi doğrusunu savunmakla serbesttir. Ama hiç kimsenin kendi doğrularını başkalarına dayatma kabul ettirme zorlama bunu da kaba kuvvetle yapma hakkı yoktur. Bunu yapmak en büyük insanlık ayıbıdır ama hayatta bunu yapmayandan çok yapana rastlarız. Bunun adı da “dava” olur. Halbuki biz konuşmamızla, sözlerimizle insanları tatlı dil ile o kadar güzel ikna edelim ki insanlar kendi yanlışlarını kendileri bulsunlar. Bunlarda ancak sevgi ile bilgi ile hoşgörü ile yapılacak şeylerdi. İnsan kendi sevmezse, bilgi ile önce kendisi donanmazsa başkalarını nasıl bilgilendirebilir ve sevebilir ki? “Önce can sonra canan” diyenler aslında önce sen bilgi ve sevgi ile dolu ol ki, sonradan başkalarına da bilgi ve sevgi aktarabilesin diyorlar. Bunu da çok az insan anlıyor tabii. Ama biz doğru anlamak zorundayız.

          Canım oğlum,

         Ne kadar bilirsek bilelim gene de arada bildiklerimizin doğru olup olmadığına bakmamız, bilgilerimizi güncellememiz ve zaman zaman da sevgimizin samimiyetini kontrol etmemiz gerekiyor. Biz kendimizi bunu yapmaya mecbur görmezsek bizi saf görerek kendi çıkarları için kullanmaya kalkan çok insan olacaktır. Bu yüzden başkaları bizi eleştirmeden biz kendimize zaman zaman sorgulama mekanizması yaparak deyim yerinde ise “nefis muhasebesi” yapmak bizim için güzel olacaktır. Bunu çok insan yapmaya gerek duymasa da “ben bu vatanın sorumlu bir vatandaşıyım” diyen veya “ben iyi insan olmak istiyorum” diyen insan bunu yaparak arada faydasız konuşmalarını, faydasız iletişim ve ilişkilerini gözden geçirmeli ve gereksizleri atmalı ki hayatında gerekli ve faydalı olanlara daha çok yer kalsın.

       Sevgili oğlum,

         Mektubumuzun burada sonuna gelmişken duamızı yaparak mektubumuza son versek daha iyi olacak

         “Allah’ım, ben her yaşadığım şeye doğru demiyorum. Ben de bir insan olarak hatalar yapıyorum. Bana bu hatalarımı düzeltme bilgi ve bilinci ver. Beni kibirli ve kimseyi beğenmez bir insan yapma. Bana hayatın güzelliklerini görmemi, çirkinliklerin çirkinliklerine engel olacak gücü ver ki, onlara engel olalım. Bunları bana verecek güçtesin. Bizim hatalarımızı görmememizi sağlayacak dostlarda nasip eyle.  El ele birbirimizin hatalarını düzeltecek dostluklar, akrabalıklar nasip eyle ki bizlerde el ele önce ailemizi sonra akraba, komşularımızı ve ülkemizi geliştirerek güzelleştirelim. Bizde bu gücü açığa çıkaracak olan güç ve kuvveti ver Yarabbi. Sen bunu bize verecek güce sahip yaratanımızsın. Amin.