İLETİŞİMİN İNCELİKLERİ YAKALANMADAN…

“İlişki ve iletişimde kaliteyi yakalamadan, hizmet ve üründe kalite aramak boş bir yakınmadır.” A.TÜRK

                Her mesleğin, her işin bir inceliği vardır muhakkak.

                Bu inceliktir ki, o mesleği ya da işi etkin ve verimli kılar, veya kendisi de, muhatapları da bu işten ne lezzet alır, nede bir şey anlar.

                Bu bağlamda insan, fizik çevreyle kaçınılmaz bir ilişki ve iletişim içerisindedir.

                Doğduğu andan öleceği ana kadar bu süreci, farkında olarak, veya farkında olmadan,

yürütecek ve yönetecek olan insana Tanrı tarafından verilmiş bir, yeti ve yetenektir bu.

                Hayatımızı kuşatan her konunun öğrenilmesi, her sorunun çözülmesi, ancak ve yalnız ilişki ve iletişimin, güzel ve özel pin kodlarıyla, yani ince hususiyetleri ile çözülebilir.

                Aksi durum, sevgili Doğan CÜCELOĞLU’nun betimlemesiyle, “ İletişim kazaları.” na neden olur.

                Bir başka ifadeyle kavgaların, küslüklerin, intiharların, ölümlerin geri planında ki etken, fark etmediğimiz iletişim kazaları, yani yaklaşım sorunlarıdır.

                Allah insanı en güzel biçimde yaratmıştır.

                Akıl, depresyona girmek, kendi tercihlerimizle hayatımızı mahvetmek için değil, kendimizi, çevremizi  geliştirmek, güzelleştirmek, fıtrata has mutlu bir yaşam tarzı ortaya koymak için verilmiştir.

                Ağızdan çıkan bir sözü muhatabından önce, konuşmacının duyması lâzım gelmez mi?

                Evde, çarşıda, pazarda, mecliste, okulda, makamda, belki de iyi niyetli çok güzel fikirler, düşünceler hırslarımızın, hınçlarımızın, yanlış ve ters iletişim dişlileri arasında kurban gidiyor.

                Güven, saygı, sevgi, vefa, zaman, inanç, birlik gibi nice değerlerin  karambole gittiğinin farkında değiliz.

                Konuşmaktan maksat bizim ne söylediğimizden öte, muhatabımızın ne anladığıdır.

                Aynı dili konuşarak ayrışıyoruz, vuruşuyoruz, kazanmak adına. Ama kaybediyoruz. Farkında olmadan.

                Belki de önemsemiyoruz, nefretlerimiz, kin ve kibirlerimiz aklımızı örttüğü, vicdanımızı kararttığı için.

                Aynı dili konuşmak yetmiyor belli ki.

                Aynı duyguları, aynı hatıraları, aynı acıları, aynı hayalleri  paylaşabiliyor muyuz?

 

                Öyleyse, hizmet ve üründe kalite istiyorsak, ilişki ve iletişimde kalite devrimine imza atmalıyız.