ORUÇLU GÜNLER… (2)

ORUÇLU GÜNLER… (2)

Sağlıklı olmak ve oruç tutmak ne büyük nimettir.

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluş ayıdır.

Günahların bağışlandığı, duaların kabul olduğu aydayız.

Duyguların; sevgi, merhamet, sabır ve metanet özelliklerinin birlikte faaliyette olduğu günlerdeyiz. Maddi ve manevi kirlerden bizi orucun temizlediğine inanmaktayız.

Oruç, İslâm’ın beş şartından biridir.

Nefis ve şeytanı arzulardan korunduğumuz günler… Koruyan, kötülüklerden uzak tutan bir kalkan, siperdir. İnsanı harama bakan gözünden, dili yalan söylemekten, kulağı, mideyi, eli, ayağı her türlü yanlışlardan koruyandır. Sabır ve tahammül, irade ve kemale erişte kararlı olmak…

İçi ve dış temizliğe hazır olan her insan doğruya ve güzele ulaşacağını bilmelidir. Oruç tutan insan günlük, rutin işlerden uzaklaşandır. Fedakârlık nedir en iyi bilendir.

Zengine fakirin halini hatırlatır. Açlık ve yokluğun içinde neler var, yardım ve yardımlaşma için nerede olmalı ve yapılmalıdır. Yoğluğun boş tencerelerle sırdaş olduğu günleri yaşayanlarla, yokluğun harflerini dahi bilmeyen varlıklı insanların oruç ile bir ve beraber olmaları dinimizin güzelliğidir. Gösteriş yoktur. Torpil yoktur. Adalet tamdır.

Müslümanlar arasında dayanışma sağlandığını görüyor oluşumuz, aramızda tüm problemleri çözmelidir. Böylece zengin ile fakir arasında sevgi ve muhabbet bağı kurulmuş olacaktır. Yapılanların tamamında gösteriş yoktur. Kul ile Allah arasında olandır. Oruç gizli bir ibadettir. Kimse fark etmez, bilmez, Allah biliyor ya ötesi yoktur. Rabbimiz şöyle buyuruyor; “Âdemoğlunun bütün amelleri kendisi içindir. Oruç hariç. O benim içindir. Yemesini içmesini, nefsanî arzularını benim için terk ediyor, onun karşılığını da ben vereceğim.”

Oruç asla aç kalış değildir. İbadettir.

***

Düşünün, varlıklısınız, istediğiniz her şey önünüzde, elinizin altında, kendi helal malınız ama siz vakit gelmeden bir lokma yemiyor ve içmiyorsunuz. Kuvvetli bir iradeniz var. Sabır imtihanında başarılısınız. Müslüman olmanın ve kulluk görevlerini yerine getirmenin manevi mutluluğundasınız. Manevi rahatlıkla milli varlığın ve ufkun sağlıklı yarınlara düzenli ve doğru yol alacağından şüphe olmayacaktır.

Sahibi olmayan mala bakmamak, haram yememek insanın dünya hayatını şekillendirdiğinde niyet ve gerçek hâsıl olacaktır. Yine adap ve erkânına davranışlarda bulunmak… Her an ibadet halinde olduğunun bilincindesin ve hata yapma şansın yok.

“Kem göz ve kötü söz sahibine aittir.” Denmiştir.

Yalan yok, talan yok, haram yok, çekiştirme, yerme, kötüleme olmak üzere aklınıza gelen olumsuz her şey sizden uzak olmalıdır. Bu oluşların ramazan ayını takip eden diğer aylarda da olması tavsiye edilir.

Oruçlu günlerimin ikinci günü öğle sonrasında dinlendiğim anlarda telefonumun sesini duymamışım. Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği’ne bir belge getiriliyor. Tabii kimse yok. Muhasebeci komşum İdris Bey beni arıyor, ulaşamadığı için de emaneti almıyor. Aradığını gördüğümde uzun zaman olmuştu. Hemen döndüm. Çok geç olduğunu ve bir sonraki gün veya günlerde yine uğrayacağını söylüyor. Üçüncü gün Cuma olduğu için namaza Hacı Bayram-ı Veli Camii’ne niyetleniyorum. Namaz sonrası Ulus PTT’ye uğruyor ilgi servislere derdimi anlatıyorum. Yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ama bilgisayar kayıtlarında bana ait bir emanete ulaşmıyorlar. Kargo veya özel kurye olabilir.

Çareyi yine komşularımda arıyor, hepsine uğruyor, bana gelen tüm postaları ve kargoları almaları ricamı iletiyorum. Gelen görevlilerin işini kolaylaştırmak için de kapıya not yazıyorum. Umarım her şey yolunda gider. 

Okuma ve yazma kültürü ile hayatını bütünleştiren bizler farklı düşünür, konuşur, yürür, icraat yaparız. “İlim, ilim bilmektir” demiş Yunus. Bilginin üst noktalarında seyrederken, bedenimin, nefsimin ve o an ki halimin stresi, mekân ve nefis olgusuyla davranmamalıyım. Kontrolümü kaybetmeden, nefsi kırmalı asla onu dinlememeliyim. Sessizce ayrılıyor, otobüs durağına geçiyorum. Etrafta tok olanlar. Hatta havayı dumanla kirletenler. Simitçiler, tatlıcılar, akşama hazırlık yapan lokantalar… Durakta, hatırı sayılır alışveriş yapan aileler var. Durak numarasıyla otobüsün kaç dk. Sonra geleceğine bakıyorum. Fark eden bir hanımefendi soruyor. “Üç dk.” diyorum. Gülümsüyor. Belikli bir an önce binmek istiyor.

“Oruç sıhhat kaynağıdır.” Diye biliyorum. Daha çocukken büyüklerin oruçla ilgili yaptıkları nasihatleri hemen her ramazan ayında hatırlıyorum.

Aile büyüklerimden ve doktorlarımdan vücudun temizlendiğini, sindirim sistemi başta olmak üzere, mide, bağırsak ve aldığımız besinin vücudumuzda işlerini yapmasında görevli bütün organların düzene girdiğini duymuşum, bazen kemdim de test etmişim. Dinlenme ayı diyelim. Vücut servise giriyor, yıllık bakım için. Yağlar eriyor. Kendi direnme gücünü artırıyor, problem varsa uyarıyor. Vücudun olası hastalıklara karşı enerji depoladığı, zinde ve sıhhatte olduğu aydır. Peygamberimiz; “ Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz.” Buyurmuştur.

Cumartesi (dördüncü gün) meslektaşım, şair ve yazar dostum Hanlar Koca arıyor. Üstad iftar yemeğimize davet ediyorum.  İftar ile ilgili detay bilgi almak istiyorum. “ Aile iftarı, eşinle beraber katılmanız bizi çok mutlu edecektir.” Eşimle birlikte katılıyoruz. Evet Hanlar Koca Beylerin Ankara’da yaşayan tüm akrabalarının katıldığı iftara kardeş aile olarak katılmanın mutluğunu yaşıyorum. Telafer doğumlu halen Ankara’da yaşayan Türkmen kardeşler de aramızda. Hanlar Beyin Telafer’de kısa bir süre görev yaptığını da öğrenmiş oluyorum. İftar sonrası kısa süren sohbetin ardından kısa süre önce önemli sıkıntılar yaşayan, uzun süren tedavi sonucu eşini kaybeden mesai arkadaşım, kardeşim ve yönetim kurulu başkanlığını yaptığım Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneğinde birlikte olduğumuz Kenan Çağlayan’ı ziyaret etmek için arıyorum. Mamak’ta oturuyor. Bahçeli ve müstakil evin bahçesinde birkaç saat hem bize hem de Kenan Beye iyi gelecek. Güzel saatlerin ardından pazar günü iftar sözü de alıp gecenin öteki yarısında eve dönüyor, “Mukabelemizi de yapıyoruz.

Pazar günü parçalı bulutlu seyreden hava balkon sefamı destekliyor. 16.00 dan sonra tamamen kapanıyor ve yağmur başlıyor. Balgat semti Gökkuşağı Caddesi üzerinde bulunan evin balkonundan yağmuru ve cadde ve bitişiğindeki parkın suya, hatta sele teslim oluşunu izliyorum. Taşındığım andan itibaren böylesine seli ilk kez görüyorum. Mutfakta yemek ile uğraşan eşim de aralıklarla balkonu koşup izliyor, balkonda oluşan su akıntıları için beni uyarıyor. Ben video ve fotoğraf çekimi yapıyorum. Eşimin Ankara’da Üniversite öğrencisi yeğenleri de iftar soframıza katılıyor kalabalık, bereketli ve bol dualı güzel bir akşam sahura doğru gülümseyerek yol alıyor.

                Bugün bereketli ve unutamayacağım güzel bir gün oluyor. Artık televizyonlardan Mukabele okuyan sesi takip edebiliyorum. Vakit geldiğinde inşallah iki hatim tamam olacaktır.

Orucun sağlık alanındaki olumlu etkileri,  ismi dünya kamuoyunca biline bilim ve ilim erbabı hocalar tarafından da açıklanmış ve ispatlanmıştır. Küçük bir taramayla birçok isim ve yaptıkları açıklamaları yazıma alabilirim. “Orucun, bedenin hem fiziksel, hem ruhsal dinlenişi olduğunu, dokuları temizlediğini, biriken fazlalıkları ve zehirleri attığını, yılda bir ay dinlenen vücudun onun bir ay için hazırlandığı” ile ilgili sayısız ifadeler ve açıklamaları biliyoruz.

Halen kontrol edilebilen rakamlarda olan şeker nedeniyle sabah aç karına, akşam tok karına sürekli ilaçları sahurda ve iftarda alıyorum. Tavsiyeler doğrultusunda problemsiz beşinci günümü tamamlıyorum.

Günler canlı geçiyor. Hemen her gün ya davet alıyor ya da biz iftara davet ediyor, akşam duamızda şükür için açtığımız avuçların kalabalığı bizi mutlu ediyor.  

Bu arada hemen her gün günlük yazıyorum.

Tokat Vakfı Başkanı Hacı Mustafa İpek’in daveti ile Ankara Tokatlılar Platformu iftar yemeğine 7. gün ve Kadir Koca’nın başkanlığını yaptığı Erbaa Kültür ve Dayanışma Derneğinin iftar yemeğine 8. gün katılıyor, hemşerilerimle hasret gideriyorum.

Oruç tutmanın vücudumuzun sağlığı üzerinde sayılamayacak kadar çok faydası olduğunu okuduğumuz Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin hadislerinden öğreniyoruz. Aklıselim okuyan, araştıran uzmanların açıklamaları ve yazdıkları da bilgilerimizi tazelemektedir.

Bildiğimiz birçok hastalık fazla yemek yemekten beslenmektedir.

Eğitimci şair ve yazar olarak yazdıklarımla yetinmeli şiire yoğunlaşmalıyım. Her yaşta insanımızın severek okuyacağı, bestekârların da ilgisine sunulabilecek dörtlükler gecikmemelidir.

Oruçlarımızın ve dualarımızın kabulü dileğiyle…

 

Osman Baş

24.05.2018 /Ankara